Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin dava İstanbul'da başladı

Gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesiyle ilgili davada haklarında yakalama kararı bulunan firari 20 sanığın yargılanma süreci başladı. Kaşıkçı'nın nişanlısı Hatice Cengiz'in ifadesiyle devam eden davada 20 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor.

DUVAR – Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldürülmesine ilişkin, haklarında ‘tasarlayarak ve canavarca hisle eziyet çektirerek kasten öldürmeye azmettirme’ ve ‘tasarlayarak ve canavarca hisle eziyet çektirerek kasten öldürme’ suçlarından dava açılan 20 sanığın yargılanmasına başlandı. İstanbul 11’inci Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, haklarında yakalama kararı bulunan firari 20 sanık katılmadı.

İddianamenin özetlenerek okunmasıyla başlayan duruşma, Hatice Cengiz’in müşteki sıfatıyla ifade vermesiyle devam ediyor.

NE OLMUŞTU?

Orta Doğu’nun etkin gazetecilerinden, Washington Post yazarı Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı, evlilik işlemleri için 2 Ekim 2018’de girdiği Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülmüştü.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 117 sayfalık iddianamede, Kaşıkçı’nın öldürülmesi eylemini gerçekleştirmek üzere görevlendirme yapıp diğer sanıklara gerekli talimatları veren sanıklardan Ahmet bin Muhammed el-Asiri ve Suud el- Kahtani’nin ‘tasarlayarak ve canavarca hisle eziyet çektirerek kasten öldürmeye azmettirme’ suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

İddianamede, en başından itibaren maktulü Suudi Arabistan’a götürmek, kabul etmediği takdirde öldürmek üzere fikir birliği ve ortak suç işleme kararı ile hareket eden, eylemin tüm ayrıntıları ile ilgili planlama ve iş bölümü yapan, bu planı gerçekleştirmek için eylemin icrası esnasında birbirlerini takviye edip tamamlayan, suçun işlenmesine yönelik etkin ve işlevsel bir şekilde katkıda bulunmak suretiyle suça doğrudan katılan, sonuç olarak ortak hakimiyet alanına aldıkları maktul Cemal Kaşıkçı’yı boğarak öldüren sanıklardan Mansur Osman Abu Hüseyin, Maher Abdulaziz M. Mutreb, Salah Muhammed A. Tubaigy, Mustafa Muhammed M. Al-Madani, Saif Saad Q. el-Kahtani, Thaar Ghaleb T. Alharbi, Badr Lafi M. Alotaibi, Turki Musharraf M. Alshehri, Fahad Shabib A. Albalawi, Waleed Abdullah M. Alshehri, Muhammed Saad H. Alzahrani, Naif Hasan S. Alarifi, Abdulaziz Muhammed M. Alhawsawi, Halid Aedh G. Alotaibi, Meshal Saad M. Albostani, Muflih Shaya M. Almuslih, Ahmed Abdullah A. Almuzaini ve Saad Muid Alqarni hakkında “tasarlayarak ve canavarca hisle eziyet çektirerek kasten öldürme” suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor.

‘UÇAN KUŞTAN BİLE ŞİKAYETÇİYİM’

Davada müşteki sıfatıyla ifade veren Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz, “Cemal çok büyük bir ihanet ve kandırmacayla oraya çağrıldı. Bu işi bilen herkesten şikayetçiyim, talimat veren herkesten şikayetçiyim. Orada uçan kuştan bile şikayetçiyim” dedi.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, maskesini çıkararak ifade vermek isteyen Cengiz’e Mahkeme Başkanı, “En çok konuşan benim, çıkarmıyorum” diyerek izin vermedi.

Olayın yaşandığı konsolosluğa giderken Kaşıkçı’nın biraz endişeli olduğunu belirten Cengiz, şöyle devam etti:

“Konsolosluğa giderken takside Cemal bana, ‘Telefonumu sana vereceğim’ dedi. İçeri girerken telefonunu bana verdi. Polislere Cemal pasaportunu gösterince içeri aldılar. Cemal içeriye girdi ve aynı gün uçağa vardı. Londra’ya gitmesi lazımdı. 45-50 dakika sonra mutlu bir şekilde çıktı. ‘Bu işi hallettim.’ diyerek yeniden evrak için gelmemiz gerektiğini söyledi. ‘Kağıdı ne zaman verecekler?’ diye sorunca kendisi ‘Londra’dan gelince, tekrar geleceğim.’ dedi ve havalimanına götürdüm.”

Hatice Cengiz, olay günü yaşananlara ilişkin şunları aktardı:

“Cemal, 2 Ekim 2018’de Londra’dan geldi. Konsolosluğu aradı, ‘Sultan’ diye birisiyle Arapça konuştu. Karşı taraf 15-20 dakika sonra tekrar aradı. Sonra Cemal onlara ‘Tamam’ dedi ve ‘Evrakı alacağız’ dedi. O telefon konuşmasının ardından konsoloslukla alakalı konuşmadık. Taksiye binerek konsolosluğa doğru gittik. Konsolosluğun önünde beklemeye başladım. Aklıma Cemal’e bir şey yapacakları gelmedi. Cemal’den dolayı onun iyi niyetini sigorta olarak düşündüm. İlk endişelenmeye başladığımda kız kardeşimi aradım. O da bana konsolosluğun mesai saatinin bittiğini söyleyince, polisle konuştum. Onun bir şeyden haberi olmadığını anlayınca, konsolosluğu aradım. Cemal’i sordum karşımdaki bana kim olduğumu sorunca, nişanlısı olduğumu söyledim. O kişi de bana ‘Bulunduğun yerde kal’ deyince ben biraz rahatladım. Sonra 25’li yaşlarda Suudi bir çocuk geldi. Bana ‘Odaları kontrol ettim kimse yok’ dedi. Ben de orada bir şeyler olduğunu düşündüm. O an hayatımda hiç yaşamadığım korkuyu yaşadım. Yasin Bey’i (Aktay) aradım, o telefonu açınca kendimi tanıttım. Konsolosluğun önünde bekliyorum evrak için geldiğimizi ve Cemal’in dışarıya çıkmadığını söyledim. Sonra ‘Ben birkaç görüşme yapacağım’ dedi.”

Hatice Cengiz, “Konsolosluğa girerken Kaşıkçı, ‘Bir olumsuzluk durumunda Yasin Aktay’ı ara’ diye bir şey söyledi mi?” sorusuna, “Hayır” yanıtını verdi.

Yasin Bey’i aradıktan sonra Kaşıkçı’nın birkaç arkadaşını daha aradığını, Turan Bey’i de (Kışlakçı) aradığını ve akabinde gazetecilerin gelmeye başladığını anlatan Cengiz, “O gün saat 01.40 civarına kadar oradaydım. 3 gazeteci vardı. Onlar bana ‘Siz beklemeyin biz size çıkınca haber veririz.’ dediler. Ben Cemal ile yaşayacağım eve gittim, Cemal çıkınca oraya gelir diye düşündüm. Sonra savcılığa ifade verdim” diye konuştu.

Kaşıkçı’nın öldürüldüğünü herkes gibi kendisinin de basından öğrendiğini belirten Cengiz, Mahkeme Başkanı’nın “Suudi yetkililer sizinle görüştü mü?” sorusuna “Hayır” yanıtını verdi.

Hatice Cengiz, “Cemal çok büyük bir ihanet ve kandırmacayla oraya çağrıldı. Bu işi bilen herkesten şikayetçiyim, talimat veren herkesten şikayetçiyim. Orada uçan kuştan bile şikayetçiyim” ifadelerini kullanarak, davaya katılma talebinde bulundu.

‘ÇOCUKLARIYLA TEHDİT EDİLİYORDU’ 

AK Parti Genel Başkan Danışmanı Prof. Dr. Yasin Aktay da duruşmada “tanık” sıfatıyla dinlenildi.

Aktay, Kaşıkçı ile yıllara dayalı bir dostluğunun bulunduğunu, genellikle konferanslarda, konuşmalarda ve televizyondaki tartışma programlarında yakınlıklarının söz konusu olduğunu söyledi.

Kaşıkçı öldürülmeden önceki ağustos ayında bir sohbetinin olduğunu anlatan Aktay, “O sohbetimiz esnasında, onun Suudi Arabistan içerisindeki konumunu bilen birisiydim. Türkiye ile Suudi Arabistan’ın arasının iyi olmasını isteyen biriydi. Kral Abdullah tarafından yönetilen ülkede saygıyla karşılanıyordu” dedi.

Muhammed bin Selman’ın birinci veliaht ilan edilmesinden sonra çok kaygıya kapıldığını, bunun daha baskıcı günlerin geleceğinin de habercisi olduğunu söylediğini aktaran Aktay, şunları kaydetti: “Cemal, ülkedeki durumun çok karışmasından dolayı ülke dışına çıktı. Cemal Kaşıkçı, sonradan Amerika’ya gitmeye başladı, Washington Post’ta yazmaya başladı. Burada Yemen konusunda Suudi Arabistan’a muhalif yazılar yazardı. Ağustos ayındaki buluşmamızda Türkiye’de vatandaş olmanın şartlarını soruyordu. Muhaliflere yurt dışında Suudiler tarafından yapılan operasyonlar hakkında konuşuyorduk. O da ‘Bunu Türkiye’de yapamazlar’ dedi. ‘Neden?’ dedik. ‘Türkiye eski Türkiye değil ilişkileri bozamazlar’ dedi. Türkiye de kendini daha fazla güvende hissediyordu. Cemal Kaşıkçı’da Türkiye’ye karşı iyimserlik vardı. Cemal Bey çocuklarıyla tehdit ediliyordu. Bu esnada Kaşıkçı eleştirilerine çok sertti. Bu tehditlerinden sonra yumuşamaya başladı. Çocuğu ölümle değil işiyle tehdit ediliyordu. ”

‘KAŞIKÇI’NIN KELLESİNİ GETİRİN’ 

Aktay, dostlar arasında geçen bir konuşmada, Muhammed bin Selman’ın Amerika’ya gittiğinde Washington Post gazetesini ziyaret ettiğini, bu ziyaret sırasında gazetecilerin sorularının Selman’ı çok kızdırdığını, çünkü sorulan konuların buradakiler tarafından bilemeyeceğini ve içeriden öğrenebileceğini yanındakilere söylediğini aktararak, “Kaşıkçı’nın kellesini getirin” diye duyduğunu söyledi. Bir keresinde Kaşıkçı’nın pasaportunu kaybettiği gerekçesiyle gittiği ABD’deki Suudi Arabistan Konsolosluğunda sanık Kahtani tarafından tehdit edildiğini duyduğunu aktaran Aktay, “Ona sahip çıkamamış olmanın bir vicdani var üzerimde, o gün bugündür onun davasında her mecrada hakkını arıyorum” dedi.

Aktay’ın ardından duruşmada, konsoloslukta ve konutta çalışan 6 Türk personel de tanık olarak dinlenildi.

Tanıklardan 5’i Cemal Kaşıkçı’yı hiç görmediğini söylerken, konsoloslukta halkla ilişkiler biriminde çalışan bir personel, Kaşıkçı’ın çalıştığı salona geldiği sırada onun kısa bir süre konuştuğunu ve sonrasında onu hiç görmediğini aktardı.

DURUŞMA 24 KASIM’A ERTELENDİ

Tanıkların dinlenilmesinin ardından duruşmada sanık avukatlarına söz verildi. Sanık avukatları, müvekkilleriyle görüşemediklerini, savunmalarını görüştükten sonra yapacaklarını söyledi.

Müşteki Cengiz’in avukatı da söz alarak, konsoloslukta keşif yapılmasını talep etti. Taleplerin ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, keşif taleplerinin reddine, katılma taleplerinin ise kabulüne karar verdi.

Sanıklar hakkında yakalama kararının devamına hükmeden heyet, Interpol’e yazılan yazıya ilişkin cevabın beklenilmesini kararlaştırdı.

Usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmeyen 3 tanığın zorla getirilmesine karar veren mahkeme, duruşmayı 24 Kasım’a erteledi. (AA)