4 partiden 'baro düzenlemesi' itirazı: Önce siyaseti demokratikleştirin

AK Parti'nin "Çoklu baro, nispi sistem" getirecek düzenleme hazırlığına muhalefetten tepki geldi. CHP, “Önce siyaseti demokratikleştirin” derken, İYİ Parti, “Bu sistem ile bir takım küçük grupların, hükümet gücü, şemsiyesi altında palazlanması mümkün” uyarısı yaptı. HDP, iktidarın meslek örgütlerinin içişlerine müdahale etmek istediğine işaret ederken, birden fazla baro kurulmasının, baroyu avukatların ortak örgütü olmaktan çıkaracağı görüşünde. Gelecek Partisi de, getirilmek istenen sisteme karşı olduklarını açıkladı.

Müzeyyen Yüce  myuce@gazeteduvar.com.tr

ANKARA- AK Parti’nin hazırladığı baroların seçim sistemi ve faaliyet yapısına ilişkin değişiklik içeren düzenlemenin haziran ayında açılacak Meclis’in öncelikli gündem maddelerinden biri olması bekleniyor. Baroların seçim sistemlerinde köklü bir değişimi hedefleyen taslak çalışmaya göre bir ilde birden fazla baro kurulmasının önü açılacak, baroların yönetimleri nispi sistemle belirlenecek. Düzenleme aynı zamanda İstanbul, Ankara, İzmir gibi üyesi fazla olan barolarda delege sayısını da yarıya düşürüyor. AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, yakın zamanda yaptığı açıklamada söz konusu yasa değişikliğine ilişkin, “Mevcut sistemde baroya üye olma zorunluluğu var. Bu anayasanın 135. maddesine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki örgütlenme hakkına aykırı” dedi. AK Parti’nin kararlı olduğu ve önümüzdeki günlerde Meclis’e sunması beklenen değişikliğe, Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve 80 baro başkanlığından sonra siyasi partiler de tepki gösterdi.

CHP: ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN ÖNCE SİYASETİ DEMOKRATİKLEŞTİRSİNLER

CHP’nin Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, bunun bir FETÖ projesi olduğunu hatırlattı, “Adaletin sacayağı olan sav, savunma ve karar ele geçirilmek isteniyor” dedi. Hayata geçirilmek istenen sistemin dünyada eşi benzeri olmadığına dikkat çeken Erkek, şöyle konuştu:

“Öncelikle söylemek gerekir ki baroları bölmek, zayıflatmak bir FETÖ projesidir ve son derece yanlıştır. Söz konusu yasa değişikliğine ilişkin Türkiye Barolar Birliği ve 80 il barosunun “karşıyız” açıklamasına rağmen böyle bir dayatmayı “ben yaptım, oldu” anlayışı ile sürdürmek ancak otoriter rejimlerde olur. Türkiye’de zaten bu süreçte hukuk devletinden uzaklaşarak otoriterleşti. Bu iktidar, demokrasiden ve hukuktan koptuğu için güçlü, sesi çıkan barolar rahatsız ediyor. Bütün STK’ları ve meslek örgütlerini kendi arka bahçeleri yapmak istiyorlar. Baroların bölünmesi durumunda avukatlık mesleğinin özü zedelenmiş, meslek etiği yok olmuş olur. Diyorlar ki, “Tek baroya üye zorunluluğu örgütlenme hakkına aykırı.” Biz de diyoruz ki, eğer örgütlenme özgürlüğüne önem veriyorlarsa önce siyasetin demokratikleşmesini sağlasınlar, siyasi etik kodlarını oluştursunlar, sendikaları desteklesinler, meslek odalarını güçlendirsinler.”

‘BAROLARI ZAYIFLATMAK BİREYLERİN ÖZGÜRLÜKLERİNİ GÜVENCESİZ BIRAKIR’

Türkiye’de salgın başta olmak üzere işsizlik, yoksulluk ve açlığın gündemde olması gerekirken, “Tek dert baro seçimleri mi?” diye soran CHP’li Erkek, baroları zayıflatmanın bireylerin özgürlerini de güvencesiz bırakmak anlamına geldiğini söyledi. Erkek, “Savunmayı zayıflatmak vatandaşların, bireylerin özgürlerini güvencesiz bırakmak anlamına geliyor. Savunma güçlüyse vatandaş güçlüdür. Cumhur İttifakı tarafları kendi iç seçimlerinde dahi antidemokratik bir uygulama yaparken, baroların seçimlerine el atıyorlar. Bu durum, TBB seçimlerine yönelik büyük baroları zayıflatma çalışması. CHP olarak tavrımız meslek odalarının yanında Meclis’te yer almak olacaktır” diye konuştu.

HDP: PARTİ OLARAK BU SİSTEME KARŞIYIZ

Halkların Demokratik Partisi (HDP) de baroları parçalamayı hedefleyen yasa değişikliğine karşı olduklarını açıkladı. HDP’nin hukukçu milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, “Türkiye’deki demokratik kitle örgütlerinin, sivil toplum ve meslek örgütlerinin içişlerine müdahale etmek isteniyor” dedi. İktidarın, meslek kuruluşlarının anti-demokratik uygulamalara karşı yaptıkları eleştirilere, uyarılara tahammül edemediğini, bu yüzden baroları parçalama, çalışamaz hale getirme yoluna gittiğini belirten Tiryaki, “Türkiye’de yargı başta olmak üzere kamu kurum ve kuruşlarını öyle bir ele geçirmişler ki, meslek örgütlerinin kontrol altında olmadığını düşünerek ele geçirmeye çalışıyorlar. Demokratik kitle örgütlerinin ve meslek örgütlerinin etkisini kırmak bir ülkenin demokrasisine yapılan en büyük kötülük olacaktır. Birden fazla baronun kurulması, baroyu avukatların ortak örgütü olmaktan çıkaracaktır. Bu sistem beraberinde baroların yürüttüğü CMK atamaları, stajyerlerin eğitimleri gibi sorunları da getirecek. Siyasi angajmanlar göz önünde tutularak birden fazla baro oluşması durumunda vatandaşlar tarafından alınacak hizmet de, bir hukuk hizmeti olmayacak” ifadelerine yer verdi.

İYİ PARTİ: BU SİSTEM İLE KÜÇÜK GRUPLARIN HÜKÜMET ŞEMSİYESİ ALTINDA PALAZLANMASI MÜMKÜN

İYİ Parti’nin hukukçu milletvekili Hasan Subaşı ise, Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte hukuk devletinde büyük bir tahribat yaşandığını söyledi. Adalet sisteminin son kalesi olan savunma makamının gücünün kırılmak istendiğine vurgu yapan Subaşı, söz konusu yasa değişikliğinin nelere yol açabileceğini şu şekilde özetledi:

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile iddia makamı ve yargı siyasetin etkisi altında kaldı. Sadece yargının savunma ayağı olan barolar bir ölçüde gücünü muhafaza edebiliyor, sesli bir sivil toplum görevi görebiliyordu. Şimdi öngörülen sistem baroları da kontrol altında tutma çabasıdır. Maalesef adalet sisteminin son kalesi olan savunma mekanizmasının gücü kırılmak isteniyor. Bu sistem ile bir takım küçük grupların, hükümet gücü, şemsiyesi altında palazlanması mümkün. Yargı ve iddia makamı zaten büyük ölçüde yürütmenin yani iktidarın kontrolü altında, bu düzenleme ile de barolar da parçalanmış olur. Denetlenmeyen, kontrol edilemeyen bir iktidarın hüküm sürdüğü sistemde halk ise bugünkü gibi yardıma muhtaç, aç ve yoksulluk sınırında yaşamaya devam eder. Diğer yandan özgürlüklerin kısıtlanması, adaletin bozulması devletin bozulması anlamı taşır. Türkiye’nin bu sistemi sürdürmesi zordur. Parlamenter Sisteme dönülmeden hukuk devletinin yeniden inşası mümkün olmayacaktır. Meclis’te bu teklifin karşısında olacağız.”

GELECEK PARTİSİ: ALTERNATİF BARO, BAROLARIN GÜCÜNÜ ZAYIFLATIR

Gelecek Partisi de, söz konusu değişiklik hazırlığına mesafeli yaklaşıyor. Gelecek Partisi Seçim ve Hukuk İşlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün, “Baroların seçim sisteminde temsil konusu tartışılabilir. Her grubun yönetimlerde yer alabileceği, kendini yönetimde hissedebileceği çoğulcu bir temsil sistemi getirilebilir. Ancak alternatif barolar seçeneği, baroların ve savunmanın gücünü zayıflatır, zaafa uğratır. Bu teklifin bu haliyle getirilmesi durumunda parti olarak tavrımız nettir” dedi.