Pilot Bahadır Altan: Havayolları kârdan zarar etti

Korona virüsü salgınının ardından insanların en çok istediği şeylerden biri de seyahat etmek. Normalleşme planı kapsamında Haziran ayı itibarıyla uçuşların da gerçekleşmesi bekleniyor. Pilot Bahadır Altan ise ulaşımdaki normalleşme süreciyle ilgili uyarılarda bulundu.

Nuray Pehlivan  npehlivan@gazeteduvar.com.tr

İZMİR – Dünya Sağlık Örgütü’nün pandemi ilan etmesinin ardından süreç sadece halk sağlığını değil ekonomiyi özellikle de havayolu şirketlerini tehdit eder hale geldi. Covid-19 sonrası neler değişeceği her alanda olduğu gibi havacılık sektörü için de gündemde. Kaptan pilot Bahadır Altan’la pandemiden en çok etkilenen sektör olarak görülen havacılığın geleceğini ve bu süreçte alınabilecek önlemleri konuştuk.

Eski askeri pilot Bahadır Altan, 1992 yılından beri sivil havacılık alanında çalışıyor. Pegasus Havayolları’nda eğitmen ve kontrol hocası olarak çalışan Altan, Sabiha Gökçen Havalimanı’nda yaşanan uçak kazası sonrası yaptığı açıklamaların ardından işten çıkarıldı. Havaalanlarında alınması gereken tedbirlerin aslında AVM’lerde alınması gereken tedbirlerle esas olarak aynı olduğunu söyleyen Altan, “Uçağın içini de metro ya da otobüsten farklı düşünmemek lazım. Bu araçlarda ne tedbir alınıyorsa aynı şekilde uçaklarda da alınabilir” diyerek ekliyor: “Ancak alınan her tedbirin uçuş emniyetini ne yönde etkileyeceğini de uzmanlarla koordineli şekilde gözlemek gerekir.”

‘HAVAYOLLARI KAPİTALİZMİN KAN DAMARLARI’

Yolcular arasındaki mesafenin artırılması amacıyla planlanan boş koltuk uygulaması bazı havayolu şirketlerinin tepkisine neden oldu. Sizce şirketler, bu şekilde uçmak zorunda kalırsa ekonomik olarak bunu sürdürebilir mi?

Havacılık kapitalizmin dolaşım sistemi, havayolları da kan damarları gibi. Dolayısıyla Covid-19 ile büyük ölçüde duran, adeta uyutulan sistemin yeniden canlanmasının ölçüsü havayollarının çalışmaya başlaması olacak. Bunun için ilk adım olarak AVM’ler açıldı. Aralıklı oturmak, karşılanamaz maliyet artışına neden olacağı gibi zaten çözüm de değil. Dolayısıyla uçaklar da en azından AVM’ ler kadar riskli. Maske ve diğer koruyucuların etkileri ise hâlâ tartışmalı… Dr. Mehmet Öz’ün de bu konuda açıklamaları oldu… Tabii uzmanlık alanı olsun olmasın havacılık konusunda da salvolar eksik değil! Ben de Dr. Öz’ün açıklamaları hakkında sorular aldım arkadaşlarımdan. “Uçakların havalandırma sistemlerinde de AVM’lerdeki gibi aynı hava sirküle edilir, ama çok iyi filtre edildiği için virüs kalmaz” diyor. Örnek alıp laboratuarda incelemiş gibi net ifadeleri var sayın hekimin. Böyle olmadığı aslında sistemin adından bile bellidir. Uçaklardaki sistemin adı “havalandırma sistemi” değil “basınçlandırma sistemidir.” Bu basınçlandırmayı sağlamak için motorların ürettiği basınçlı hava kullanıldığından ve bu da yakıt sarfiyatı, maliyet demek olduğundan aynı basınçlı hava dolaşır. Uçağın tipine bağlı olarak genellikle de sadece yüzde 30-40 gibi bir temiz-taze hava dışarıdan alınır. Pilotların bunu seçme şansı yoktur. Yani “ziyanı yok fazla yakıt harcayalım ama yolcularımız temiz hava alsın” diye bir seçenek, bir düğme yok kokpitte maalesef.

Bahadır Altan

‘UÇAĞIN İÇİNİN İYİ HAVALANDIRILMASI TEKNİK OLARAK ZOR DEĞİL’

Teknik olarak bu durum değiştirilemez mi?

Değiştirilebilir kuşkusuz. Eski uçaklar böyleydi zaten. Örneğin, kabine verilecek hava tamamen dışarıdan alınırdı. Zamanla teknoloji ilerledi ve yakıt harcamasını azaltmak için hava yoğunluğunun düştüğü, sürtünmenin azaldığı daha yukarı irtifalara çıkıldığı gibi, içerideki hava yeniden servis edilmeye başlandı. Uçaklara bir teknik değişiklik uygulanarak bu rahatlıkla çözülebilir. Dolayısıyla uçağın içinin iyi havalandırılmasını teknik olarak çözmek çok zor bir şey değil. Uçağın içindeki hava sirkülasyonu teknik olarak halledilirse o zaman koltuk mesafesine de gerek kalmaz.

‘UÇAK İÇİN ÖZEL GİYSİLER ÜRETİLEBİLİR’

Salgın beklendiği gibi kontrol altına alınırsa havaalanlarında ve uçaklarda ne tür önlemler alınması gerekir?

Tabii uçak yolculuğu havaalanında başlayan bir süreç. Girişteki kontroller, check-in sırasındaki temaslar için alınması gereken tedbirler, AVM’lerde alınması gereken tedbirlerle esas olarak aynı. Uçağın içini de metro ya da otobüsten farklı düşünmemek lazım. Bu araçlarda ne tedbir alınıyorsa aynı şekilde uçaklarda da alınabilir. Aynı şekilde aralıklı oturmak yerine uçak için özel giysiler üretilebilir. İnsanlar uçağa bindiğinde sağlıkçıların giydikleri bu giysileri giyebilir. Ancak alınan her tedbirin uçuş emniyetini ne yönde etkileyeceğini de uzmanlarla koordineli şekilde gözlemek gerekir. Dolayısıyla bunların hepsi olasılık ve üzerinde düşünülerek pek çok çözüm üretmek mümkün. Bunun için de sağlıkçılarla, havacılar oturup bu konuya kafa yormalı.

Konunun uzmanlarınca iyi etüt edilmeden yapılacak değişiklikler daha sonra başka sorunlara kaynak oluşturabiliyor. Örneğin güvenlik gerekçesiyle 11 Eylül olaylarından sonra alınan bazı tedbirler uçuş emniyeti aksaklıklarına yol açtı. Japon Airlines uçuşta kokpit kapısını açma düğmesi yerine yanlışlıkla istikamet dümeni fletnerine kumanda edildiği için büyük tehlike atlattı. Yine başka bir kazada kokpit kapısı açılamadığı için kaptan içeri giremedi ve ikinci kaptanın intihar ettiğine hükmedildi. Uçaklarda yapılacak en küçük bir teknik değişikliğin çok iyi irdelenmesi gerek. Yani kâr hırsıyla yapılması gerekenler aceleye getirilmemeli, hiçbir şey uçuş emniyetinin önüne geçmemeli. O nedenle özgür bir tartışma ortamı gerekiyor. Bu konular bütün boyutlarıyla ve uzmanlarınca özgürce tartışılmazsa büyük kazalara zemin oluşturulabiliyor.
Ayrıca ICAO gibi uluslararası sivil havacılık örgütleri az önce söz ettiğim, uçaklarda yapılması gereken teknik değişiklikleri belki daha da fazlasını bağlayıcı tedbirler olarak kararlaştırmalı. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) gibi ulusal otoriteler kamu adına, maliyet getirmesine aldırmadan zorunlu kurallar getirmeli, tedbirler almalı. SHGM Türkiye’de özerk bir kurum olmadığı ve iktidarın emrinde olduğu için bağımsız olarak kararlar veremez. Ama demokratik ülkelerde bunun örnekleri görülecektir.

‘KARDAN ZARAR ETTİLER DİYE İŞÇİLERİNE MAAŞ ÖDEMEDİLER’

Havayolu şirketlerinin büyük mali kayıpları göz önünde bulundurulduğunda bilet fiyatlarına yansımaları nasıl olacak?

Havayolu şirketleri bu tür maliyet artışlarını bahane edip getirdiği maliyetten daha büyük oranlarda bilet fiyatlarını artırmaya çalışacaklardır kuşkusuz. Fırsatçılıkta şirket yöneticilerine kimse yanaşamaz. Bazı şirketler, 3 ay kâr edemediler, yani kârdan zarar ettiler diye işçilerine maaş ödemediler. Ama THY başta olmak üzere bu dönemde kargodan büyük kârlar elde ettiler. 1 TL’ye taşıdıkları kargo şimdi 8-10 TL! Bu aynı zamanda bilet fiyatlarına yapacakları zamların da işaretini veriyor. Kayıplarını kat kat çıkaracak zamlar yapacaklardır. Virüs ve etkileri gibi bir bahaneleri de var artık. Zaten eski yoğunluğa ulaşma çabaları turizmle paralel telafi edilecektir. Artık eski fiyatlarla seyahat etmeyi hiç hayal etmemeli insanlar. Ama daha kötüsü havacılık işçileri için geçerli. Ücretler de, çalışma koşulları da daha esnek ve acımasız olacağa benziyor!

‘TEPEDEN İNME BİR KARARLA KOCA HAVA LİMANI YOK EDİLDİ’

Bu süreçte Atatürk Havalimanı’nda pistlerin aktif olduğu alana pandemi hastanesi inşa edilmeye başlandı. Başka bir seçenek yok muydu? Hastane neden bu alana yapıldı?

Bizde en büyük sorun her alanda olduğu gibi gerçeklerin konuşulamaması. Halk sağlığını ilgilendiren bir konuda bile büyük bir baskı ve sansür var. Ne bilim insanları ne uzmanlar ne de gazeteciler özgür. Gerçekleri söyleyen kişiler, kurumlar hemen hedef haline geliyor. Bakın TTB, Baro gibi kurumlara da atamayla yönetici getirmek için kanun değişiklikleri konuşulmaya başlandı. Artık ekonomi haberleri yaparken iki kez düşünmek zorunda gazeteciler. Havacılıkta da durum böyle, gerçekleri dile getirirseniz hedef olursunuz…
İşte fırsattan istifade AHL’nin iki uzun pistini kullanılmayacak hale getiren bir inşaatı başlattılar. Birkaç kişi dışında da kimseden ses çıkmadı. Oysa baktığınızda havalimanı sınırları içinde bile bu hastaneyi pistlere zarar vermeden inşa edecek birçok alan var. Ama niyet sadece hastane yapmak değil. Bu fırsattan istifade ederek AHL’yi kalıcı olarak büyük bir havalimanı olmaktan çıkarmak bence. AHL’de şu anda sadece bir tek pist kaldı. Bu 05-23 pistine inecek pilotlara da “müteyakkız olun pist başında bir vinç çalışıyor” diye uyarı (NOTAM) yapılmış durumda. Yani kalan faal piste o kadar yakın bir yere hastane yapılıyor ki akıl kârı değil. Ne gürültü ne de egzoz kokusu, kirliliği açısından uygun değil zaten. Aceleyle, kamuoyunda hiç konuşulmadan, tepeden inme bir kararla koca hava limanı yok edildi.
Bu konuda. Emekli pilot general sayın İrfan Sarp, çok çaba sarf etti. Raporlar hazırlayıp bu işin yanlışlığını anlatıp durdu. Bu işi engellemek için adeta çırpındı ama engel olamadı. Bizlerin de öğretmeni olan sayın İrfan Sarp’a gerçekleri açıkladığı için en azından teşekkür borçlu bütün kamuoyu.

‘THY FIRSATI İYİ DEĞERLENDİRİP BİN PİLOTUNU ÜCRETSİZ İZNE ÇIKARDI’

Uçuşların azalmasıyla personel fazlalığı oluştuğu gerekçesiyle Ryanair, THY ve Britsh Airways gibi şirketler birbiri ardına personellerini ücretsiz izne çıkarmaya, iş akdini feshetmeye başladı. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yabancı şirketlerden çok önce THY “fırsatı iyi değerlendirip”(!) salgın görülür görülmez 60 yaş üzeri bin pilotunu “ücretsiz izne” çıkardı. British Airways daha az, 800 pilotu çıkarmıştı örneğin. Artık sözleşme gereği ödemesi gereken ücreti vermemenin adı bu: “Ücretsiz izin!” Ya da yarı ücretli izin! Zaten kışın uçuşlar azaldığında kabin memurlarına maaş vermemek için kırk takla atarlardı. Örneğin Pegasus kış aylarında kabin memurlarının bazılarına yabancı dillerini geliştirmek için ücretsiz izin verir ve “ücretli” kurslar önerirdi. Bu dönemde de işçilerin ev kirası, çocuklarının okul taksiti demeden ücretler kesildi. Lafa gelince işçilerine “aile bireyleri” derler ama ilk krizde “aile” küçülüverir hemen! Bunu denetleyecek bir sosyal devlet, sendikal örgütlenme olmayınca da havacılık bütün ülkede olduğu gibi patronlara cennet. Korona da işçilere, emekçilere, yoksullara cehennem oluyor!

‘HAVAYOLLARI KAPİTALİZMİN OLMAZSA OLMAZI’

Haziran’dan itibaren kademeli olarak normale dönüş hazırlıkları yapılıyor. Son olarak pandemiden en çok etkilenen sektör olan havacılığın geleceğini siz nasıl görüyorsunuz?

Dolaşım sistemi olmadan bir canlının yaşayamayacağı gibi havayolları olmadan kapitalist sistemin yaşaması mümkün değil. O nedenle bir süreliğine azalsa da çark dönmeye devam edecektir. Salgın korkusunu bir kenara atan insanlar AVM’lere koştukları gibi havaalanlarına da koşacaklardır. Havaalanları zaten birer AVM gibi. Bunu çabuklaştırmak için de insanları eskisi gibi özendirecek reklamlar yapacaklar. Turizmi canlandırmak için cazip teklifler getirecek ve seyahate özendirecekler. Geçmiş dönemde parası olan sanki hemen seyahate çıkmalı, hatta kredi alıp borçlanarak ama mutlaka uzaklara gitmeli gibi bir anlayış geliştirdiler. Büyük çoğunluğu öyle tarih, kültür turları da değil. İnsanlar, amaçsız, salt alışveriş yapmaya yabancı ülkelere gidiyordu. Bu pencereden bakılırsa kısa sürede talebi artırırlar. Hava yolları ulaşım ağları da hep söylediğim gibi kapitalizmin olmazsa olmazı. Bu nedenle kapitalizm var oldukça mutlaka işleyecek. Tabii birden eski tempoya ulaşması mümkün değil ama trafiğin yavaş yavaş artacağı kesin.
Havacılığın geleceği de parlak kuşkusuz. Ama havacılık işçileri için aynı şeyi söylemek mümkün değil. İklim değişikliğinde uçakların, egzozlarının kuyruk izlerinin önemli bir sera etkisi olduğu artık biliniyor. Teknoloji yeni ve yenilenebilir enerji kullanan araçlar geliştirmek zorunda. Her şeye rağmen bu salgın, dünyanın, doğanın değeri konusunda bizlere birazcık bir şeyler öğretmiş olsa keşke…