Kısa çalışma ödeneğinde kapsam dışı bırakılanlar: Ortada kaldık

Covid-19 salgını nedeniyle hayata geçirilen kısa çalışma ödeneği, çalışanların önemli bir kısmını kapsam dışı bırakıyor. Ödeneği almak için aranan 450 gün sigortalı çalışmak ve son 60 gün hizmet akdine bağlı olmak koşullarını sağlayamayan on binlerce çalışan düzenlemenin gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyor

Aynur Tekin  atekin@gazeteduvar.com.tr

İSTANBUL – Covid-19 salgını kapsamında alınan ekonomik tedbirlerden biri olan kısa çalışma ödeneğine başvuran şirketlerin sayısı 19 bini geçti. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, ödeneği şöyle duyurmuştu: “Kısa çalışma ödeneği bizim genel ekonomik kriz gibi sebeplerle bir işyeri faaliyetini kısmen durdurduysa onlar için başlattığımız bir çalışma. Salgın hastalık da bu kapsam alanına girdi. Etkilenen bütün işletmelerimiz İŞKUR üzerinden başvurabilir. Hem işvereni hem de çalışanımızı korumak zorundayız.”

İşsizlik Sigortası Kanunu’nda düzenlenen kısa çalışma ödeneği; genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz hallerinde çalışma sürelerinin geçici olarak en az üçte bir oranında azaltılması veya süreklilik koşulu aranmaksızın işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen en az dört hafta süreyle durdurulması hallerinde, işyerinde üç ayı aşmamak üzere sigortalılara çalışamadıkları dönem için gelir desteği sağlıyor.

Covid-19 salgınının ekonomik etkileriyle ilgili alınan tedbirler kapsamında ödenekten faydalanma şartları esnetildi ve son üç yıl içinde aranan sigortalılık süresi 600 günden 450 güne, son 120 gün sigortalılık şartı ise 60 güne indirildi. İstihdam Uzmanı Sinan Ok, “Koşullarının esnetilmesini olumlu bir uygulama olsa da bu ödenek bütün işçileri kapsamayan yetersiz bir düzenleme” diyor.

‘PRİMİ YATAN HERKESE VERİLMELİ’

Kısa çalışma ödeneğinin salgın nedeniyle ilk defa verildiğine dikkat çeken İstihdam Uzmanı Sinan Ok, “Şu anda çok farklı bir durumla karşı karşıyayız. Kısa çalışmanın altında normalde olması gereken bir kısmi çalışma ya da dönüşümlü çalışma söz konusu değil. İşletmelerden ve işçilerden istenen tam zamanlı evde kalınması. Dolayısıyla, bunun kısa çalışma ödeneğinden farklı bir ödenek olarak düzenlenmesi ve süresine bakılmaksızın mevcut durumda sigorta primi yatan herkese verilmesi gerekiyordu. Aksi takdirde insanlar evde kalamaz ve bir kişiden dünyaya yayılan korona virüsünü hiçbir şekilde durduramayız” diye konuşuyor.

Uygulamanın tartışılan bir başka yönü ise, ödeneğe yalnızca işverenler tarafından başvurulabiliyor olması. Sinan Ok, çalışanların işverenin başvurusuna mahkum edildiğini ve birçok işverenin işletmesini ayakta tutabilmek için çalışanlarını tehlikeye attığını söylüyor: “Şu anda kaç işverenin kaç işçi için kısa çalışma ödeneğine başvurduğunu bilmiyoruz, çünkü İŞKUR bu verileri açıklamıyor. Kurum içerisinden ulaşabildiğim bilgiye göre kısa çalışma ödeneğine başvurmayan işveren sayısı azımsanamayacak ölçüde. Bu ödeneğe başvuru hakkı olmayan işçilerse işverenin kararına uyup çalışmaya devam etmek zorunda.”

İŞSİZLİK ÖDENEĞİNİ KULLANAN SALGIN ÖDENEĞİ ALAMIYOR

TÜİK tarafından açıklanan 2019 işgücü istatistiklerine göre Türkiye’de 4 milyon 469 bin kişi işsiz. Şubat ayı İŞKUR verilerine göre ise 4,5 milyonun üzerindeki işsizden yalnızca 592 bin 810’u işsizlik ödeneği alıyor.

Kısa çalışma ödeneği, işsizlik ödeneğine benzer bir şekilde İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yapılıyor. Son 3 yılda işsizlik ödeneği alanların kısa çalışma ödeneğinden faydalanması ile ilgili kısıtlar bulunuyor. Bunların başında, işsizlik ödeneğinin tamamını alanların kısa çalışma ödeneğinden faydalanamayacak olması geliyor. Bununla beraber, işsizlik ödeneği alınan süre kısa çalışma ödeneğine yansıtılıyor. 6 ay işsizlik ödeneği almayı hak eden bir işçinin, bu ödeneği 4 ay aldığını varsayarsak bu işçinin kısa çalışma ödeneğinden faydalanabileceği süre 2 ayla sınırlı kalıyor. İşsizlik maaşının tamamını alan bir işçi ise 450 gün prim ve son 60 gün çalışma şartını sağlasa bile kısa çalışma ödeneğinden faydalanamıyor.

‘KİŞİ, İLK GÜNDEN İŞSİZ KALMIŞ GİBİ HESAPLANIYOR’

Düzenlemeye göre Covid-19 salgını sırasında kısa çalışma ödeneğinden faydalananların, önümüzdeki yıllarda işsiz kalıp işsizlik ödeneğine başvurmaları halinde kısa çalışma ödeneğinin süresi işsizlik ödeneğinden düşülüyor. “İşsizlik Fonu, işçilere hizmet etmiyor” diyen Sinan Ok, “Kısa çalışma ödeneğinin işsizlik ödeneği ile bağlantılı hale getirilmesi işverenleri kurtaran bir çaba. Kişi, ilk günden işsiz kalmış gibi hesaplanıyor” diye konuşuyor.

Salgın öncesi Zonguldak’ta bir okul kantininde çalışan E. D.*, 450 prim günü ve son 60 gün hizmet akdi koşullarını sağlamasına rağmen kısa çalışma ödeneğinden yararlanamıyor. E.D., “İş bulduk, Covid-19 yüzünden okul kantini çalışanı olarak evde kaldık. Ancak ödenekten faydalanamıyoruz” diyor.

‘YENİ MEZUN BİRİNİN O PRİMİ DOLDURMASI MÜMKÜN DEĞİL’

TÜİK 2019 işgücü verilerine göre Türkiye’de genç nüfusun yüzde 25’i işsiz. Temmuz 2019’da yüzde 27 ile Cumhuriyet tarihi rekorunu kıran genç işsizliğinde en kırılgan grup, genç kadınlar. 2018 yılında Almanca mütercimlik-tercümanlık bölümünden mezun olan E. N.* de o kadınlardan biri. Kendi alanında iş bulamayınca bir havayolu şirketinde çalışmaya başlamış. Salgın sebebiyle işler durunca ücretsiz izne çıkmak zorunda bırakılmış. “Benim gibi yeni mezun birinin o primi doldurması mümkün değil. İlk beş ay İŞKUR’a bağlı olarak çalıştım, bu süreçte zaten SGK primi yatırılmıyor, sadece genel sağlık sigortasından faydalanabiliyorsunuz. Geriye kalan altı aylık çalışma süremde de o primi doldurmamın imkanı yok. Sadece bizim şirkette benimle aynı durumda olan en az 50 arkadaşım var.”

E. N. ailesiyle beraber yaşadığı için bu süreci daha kolay anlattığını fakat ücretsiz izne çıkarılan birçok arkadaşının zor durumda olduğunu belirtiyor: “Bu bir afet durumu, şart aranmaması gerekiyor. Maaş alırken işsizlik sigortasına bir meblağ ödüyoruz, kesinti yapılıyor sonuçta. En azından asgari ücret düzeyinde yardım yapılması gerekiyor. Mesela şu anda bağış toplanıyor o bağışların gideceği yerlerden biri de biz olmalıyız.”

‘30 GÜNLE ORTADA KALDIK’

İstanbul’da bir özel eğitim merkezinde çalışan fizyoterapist S.K.* ise, 450 gün prim şartını 20 günle sağlayamıyor: “430 gün primim var ama 30 günle ortada kaldım” diye konuşuyor. Kendisiyle aynı durumda binlerce kişinin olduğunu belirtiyor ve “Bu insanlar temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak” diyor.

SEZONLUK İŞÇİLER 60 GÜN KRİTERİNİ SAĞLAYAMIYOR

Düzenlemenin kapsam dışı bıraktığı bir başka grup ise turizm sektöründe çalışan sezonluk işçiler. Mart ayının başında hareketlenmeye başlayan turizm sezonu, Covid-19 vakalarının artmasıyla birkaç hafta içinde son buldu. Bu sektörde çalışan sezonluk işçiler, son 3 yılda 460 gün prime sahip olsalar bile son “60 gün hizmet akdine bağlı çalışmak” kriterini sağlayamadıkları için ödenekten yararlanamıyor.

* Haberde görüşüne yer verilen kişilerin isimleri ve kısaltmaları değiştirilmiştir.