Süpermarketi eve getirmek virüsten korumuyor

Türkiye'de korona virüsü tespitinin açıklanmasının ardından marketlerde uzun kuyruklar oluştu, özellikle hijyen ve gıda ürünlerinin satışında patlama yaşandı. Doç. Dr. Çağhan Kızıl, "Paniğe kapılıp süpermarketi eve getirmek ya da hayat tarzını değiştirmeyip koruyucu maskelere güvenmek korona virüsünden korumaz" diyerek uyarıyor.

Google Haberlere Abone ol

İSTANBUL - Almanya’da yaşayan bilim insanı Doç. Dr. Çağhan Kızıl, Türkiye toplumunun virüsten korunma algısını “Yaşam biçimim değişmesin, ben istediğimi yapayım ama maskeyle korunayım” diye özetliyor. Kızıl’a göre yapılması gereken salgının varlığını ve dolayısıyla bir süre istediğimiz gibi davranamayacağımızı kabul etmek; “Biraz az yiyeceğiz, biraz az gezeceğiz, daha az seyahat edeceğiz, bir süre evde oturacağız. Virüs hakkındaki biyolojik bilgimiz sınırlı, bu nedenle önlemenin yolu bu uygulamalardan geçiyor.”

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, iki gün önce gece geç saatlerde yaptığı açıklamayla Türkiye’deki ilk korona virüsü vakasını duyurmuştu. Koca’nın açıklamasından sonra 'koronalı' ilk güne uyanan Türkiye’de, marketlerde uzun kuyruklar oluştu, özellikle hijyen ve gıda ürünlerinin satışında patlama yaşandı. En çok kolonya, dezenfektan, tuvalet kağıdı ve makarna alındı.

Öte yandan sosyal medya ve Whatsapp gruplarında en çok sorulan sorulardan biri de “Ne stoklamalı?” oldu. Söylemeden geçersek eksik kalır, virüs açıklamasının ilk gününde stokçuluğu doğru bulmadığını söyleyenler başka bir deyişle “yok artık” diyenler, ikinci gün kendilerini market kuyruklarında buldular. Virüs bulaşabilir diye korkanlar markete dahi gitmeyip siparişlerini elektronik ortamda verdiler. Peki, stok yapmak korona virüsüne karşı alınması gereken önlemlerden biri mi? Korona virüsünden stok yaparak korunabilir miyiz?

Doç. Dr. Çağhan Kızıl, bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Virüsten stokçuluk yaparak, maskelere, kolonyaya saldırarak korunamayız. Virüsten yaşam tarzımızı değiştirerek korunabiliriz.” Kızıl, özellikle şu aşamada stokçuluk yapmanın gereksiz olduğunun ve bu tür davranışların toplumda panik yarattığının altını çiziyor: “Sağlık Bakanı Koca’nın açıklamasını esas alırsak şu anda Türkiye‘deki vaka sayısı bir. Elbetteki bu sayı artacak, tüm dünyada olduğu gibi yaygınlık gösterecek. Öte yandan insanların bir çoğu bu hastalığı hafif atlatacak, semptomlar olacak ama hastanelik olmayacaklar.”

EV KARANTİNASINDAKİLER STOK YAPMALI MI?

“Peki, belirli sebeplerle ev karantinası yapanlar, onların stok yapması gerekiyor mu?” Kızıl, bu soruya yanıt verirken ev karantinasının iki haftayı geçmediğini hatırlatıyor ve kişilerin evde duracakları 2 haftalık süre için tüketecekleri kadar ürün bulundurmalarının yeterli olduğunu belirtiyor. Kızıl, virüs sebebiyle ülkedeki üretim duracak ya da aylarca evlerde kapalı kalacakmışçasına stoklanan 10’lu makarna paketlerinin, çuvalla alınan bakliyatların, litrelik kolonyaların gereksiz olduğuna ve bu eylemlerin yaygınlaşmasının paranoyaya sebep verdiğine işaret ediyor.

Uzmanların üzerinde durduğu bir başka konuyu daha hatırlatıyor Doç. Dr. Çağhan Kızıl: Koruyucu maskelerin stoklanması. Korona virüsü vakalarının artışına paralel bir biçimde Türkiye’de koruyucu maskelere adeta hücum edilmişti. Sağlıklı bireylerin maske takmasının koruyucu bir önlem olmadığı, ancak hasta olduğundan şüphelenenlerin çevresindekileri korumak için maske takması gerektiği defalarca vurgulansa da maskeye rağbet önlenemiyor. “İnsanımız sağlık personellerinin kullanacağı koruyucu maskeleri iç pazardan çekiyor” diyen Çağhan Kızıl, bu durumun salgınla mücadele için devreye alınan kriz yönetiminde bir sorun olarak karşımıza çıkacağını belirtiyor.

'EN GÜVENLİ YOL TEMASI AZALTMAK'

Korona virüsünden korunmak için yapılması gerekenin maske, kolonya ya da makarna stoklamak değil hayat tarzımızı ve günlük pratiklerimizi değiştirmek. Çağhan Kızıl, en güvenli yolun insan temasının azaltılması olduğunu belirtiyor: “Çin’in uyguladığı bu yönteme diğer ülkeler de geçti. İnsan temasının önlenmesi lazım. Okulların tatil edilmesi gibi bir yöne gitmemiz lazım. ‘Yaşam biçimim değişmesin, ben istediğimi yapayım ama maskeyle korunayım’ gibi bir şey mümkün değil maalesef. Bu algıyı değiştirmemiz gerekiyor. En azından bu birkaç hafta biraz daha az yiyeceğiz, belli yerlere gitmeyeceğiz.”