Öğretmenler süper kahraman değil, özne olmak istiyor 

Süper kahraman, heykeltraş, anne şefkatine sahip bir profesyonel ya da mimar… Tüm bunlar öğretmenlere atfedilen sıfatlardan sadece birkaçı. ‘Burası Tamamen Bizim’: Öğretmenin Özne Olma Hali, Mesleki Öğrenme Toplulukları ve Öğretmen Ağı Örneği” raporunun tanıtım toplantısında konuşan öğretmen Mine Aksar, “Süslü veya duygusal betimlemeler istemiyoruz. Özne olduğumuzu hissetmek istiyoruz” diyor. 

Aynur Tekin  atekin@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Son dönemde yapılan çalışmalar adil, kapsayıcı ve kaliteli bir eğitime giden yolun öğretmenin güçlenmesinden geçtiğini söylüyor. Buna paralel olarak Türkiye’nin 2023 Eğitim Vizyonu’nda öğretmenlere “ana aktör” vurgusu yapılıyor. 2016 yılından beri tüm öğrenenler için kapsayıcı ve adil okulların nasıl mümkün kılınabileceğine kafa yoran Öğretmen Ağı tarafından hazırlanan rapora göre, bu idealin gerçekleşmesi için öğretmenin güçlenmesi ve etkin bir özne olması gerekiyor.

Öğretmenin güçlenmesi ile özne olma hali arasındaki ilişkiyi ve mesleki öğrenme topluluklarının bu ilişkiye etkisini araştıran “Burası Tamamen Bizim’: Öğretmenin Özne Olma Hali, Mesleki Öğrenme Toplulukları ve Öğretmen Ağı Örneği” raporu, Minerva Han’da düzenlenen bir toplantıyla kamuoyuyla paylaşıldı. Panele, Öğretmen Ağı Genel Koordinatörü Buket Sönmez, Eğitim Reformu Girişimi (ERG) Politika Analisti Yeliz Düşkün, İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (SEÇBİR) Müdür Yardımcısı ve raporun yazarı Müge Ayan konuşmacı olarak katıldı. Ayrıca, Öğretmen Ağı Değişim Elçilerinden Şirin Piya Giyik ve Mine Aksar Öğretmen Ağı’ndaki deneyimlerinden yola çıkarak, mesleki öğrenme topluluklarının kendilerine ve meslek hayatlarına etkisini paylaştı.

.

Eğitim Reformu Girişimi Politika analisti Yeliz Düşkün, öğretmenin güçlenmesi için paradigma değişikliğine ihtiyaç olduğunu vurguluyor: “Eğitimdeki reformların hayata geçmesi için öğretmen tarafından sahiplenilmesi gerekiyor. Öğretmenler, politikaların yapım ve okullarda uygulanma süreçlerin bir parçası olmadığında, politikalar işlevsiz oluyor.”

‘ÖĞRETMENLERİN HAREKET ALANI KISITLI’

Raporun yazarı akademisyen Müge Ayan ise, görüştüğü birçok öğretmenin kendisine “Üzerimde ölü toprağı vardı” dediğini belirtiyor: “Buradan gördük ki öğretmenlerin hareket alanı kısıtlı. Bu onları pasifize etmekle kalmıyor, öldürüyor, hatta gömüyor.”

Ayan, ağda bir araya gelen öğretmenlerin mesleki dayanışma içinde olduğunu ve işbirliği yaptığını belirtiyor. Bununla beraber, öğretmenlerin değer gördüklerini fark ettiklerinde “yapabilirim” duygusuna sahip olduklarını anlatıyor: “Yapabilirim duygusundan sonra öğretmenlerin değiştirme ve dönüştürme inancı geliyor.” Öğretmenin güçlenmesi ile etkin bir özne olarak kendini ortaya koyması arasında çok sıkı bir ilişki olduğunu belirten Ayan, bu ilişkinin sağlanmasında mesleki öğrenme topluluklarının ciddi bir rolünün olduğunu vurguluyor.

Panelde, Öğretmen Ağı’nın çalışmalarına dahil olduktan sonra yaşadığı süreci ve deneyimlerini anlatan Şirin Piya Giyik, “Ben artık gerçekten değişimin öğretmenle başlayacağına inanıyorum. Kimsenin ideal bir modeli bile sunmasını beklemiyorum” diye konuşuyor.

Mine Aksar

Konuşmasının başında öğretmenleri süper kahraman ya da sanatçı olarak gören ve kutsallaştıran anlayışın değişmesi gerektiğine dikkat çeken Mine Aksar ise, “Öğretmen kendisini eğitimin nesnesi değil öznesi olarak hissederse bir dönüşüm sağlanabilir” diyor. Aksar’a göre kendini özne olarak konumlandıran öğretmenin inisiyatif alma ve eğitim pratiklerini dönüştürme gücü artıyor: “Öğretmenler olarak karşılaştığımız problemlere süper güçleri olan bir kahraman olarak yaklaşılmasını değil; güçlenmeyi, değer görmeyi istiyoruz.”

ÜÇ İLDE 25 ÖĞRETMENLE GÖRÜŞÜLDÜ

İstanbul, İzmir ve Denizli’de farkı branşlardan 25 öğretmenle yapılan mülakat bulgularını içeren ve ‘mesleki öğrenme toplulukları’ üzerine uluslararası literatür taraması yapılarak hazırlanan raporda, şu soruya yanıt aranıyor: “Öğretmenin güçlenmesi ve motivasyonu ile öğretmenin özne olma hali arasında nasıl bir ilişki vardır ve mesleki öğrenme topluluklarının buradaki potansiyel rolü ne olabilir?”

Rapora göre mesleki öğrenme toplulukları, öğretmenin özne olma haline beş farklı noktada katkı sağlıyor: Meslektaşlar arasında dayanışma ve işbirliği, beslenmek ve beslemek, çevre edinme, değer görülen bir ortamda bir arada olmak, aşağıdan yukarıya kurgulanan bir ortamda bir arada olmak.

Dayanışma ve işbirliği öğretmenleri güçlendiriyor ve öğretmenler ortak akıl ile benzer sorunlarına çözüm arıyor. Araştırma kapsamında kendisiyle mülakat yapılan bir öğretmen bunu şöyle anlatıyor: “Ben daraldığımda, takıldığımda ve çok çözümsüz, mesleki olarak yetersiz ve çaresiz hissettiğimde ilk yaptığım şey: Ağ’dan birine yazıyorum. Arayamasam bile, konuşamayacak olsam bile yazıyorum ve şey diyorum: ‘Ben bugün çok yetersiz hissettim çünkü böyle…’ ve mutlaka bana bununla ilgili bir dönüş geliyor. Mutlaka o gün iyi olmamı sağlayan ya da devamında devam etmemi sağlayan bir dönüş geliyor.”

Bununla beraber mesleki topluluklar öğretmenleri motive ediyor ve öğretmenlere, öznelliklerini daha aktif paylaşabilecekleri bir alan açıyor. Rapordaki bir anlatı bunu şöyle özetliyor: “Biz Öğretmen Ağı’nda birbirimizi şevklendiriyoruz. Eğer şevklendiriyorsak bu bayağı iyi bir şey. Çünkü hiçbir şey şevklendirmiyor bu ülkede.”

Öğretmenler, dahil oldukları ağ içerisinde birbirlerini besliyor. Hak odaklı, adil ve katılımcı yöntemler üzerine kafa yoran öğretmenler bunu önce sınıflarına taşıyor, sonra başka öğretmenlerle paylaşıyorlar. Raporda, ağ içinde yaptığı her şeyin hayatında bir karşılığı olduğunu belirten bir öğretmenin şu ifadelerine yer veriliyor: “Burada işe yarıyorum, burada yaptığım şey hayatımda bir işe yarıyor. Yaşamıma katıyorum, sınıfıma [taşıyorum] ve bir şeyler yapıyorum başkaları için, öğretmenlerle temas ediyorum. Bunu çarpan etkisiyle büyütebiliyorum. Yani etki alanım genişliyor. Sınıfımda, küçük bir yerde kalmıyor.”

Aynı öğretmen, edindiği çevrenin, kendi gibi düşünmeyen insanları da içermesinin önemine değiniyor: “Senin gibi düşünmeyen insanlarla bir aradasın. Bu seni geliştiren bir şey. Hep aynı düşündüğün insanlarla bir arada olduğunda pek bir anlamı yok. Belki oradaki o çatışma; bu keyif veren bir şey. Yani ‘Bu böyle’ desen, ‘Evet, öyle’ denmesi bizi geliştirmiyor.”

ÖĞRETMEN AĞI HAKKINDA

Öğretmenlerin, meslektaşları ve farklı disiplinlerden kişi ve kurumlarla bir araya geldiği Öğretmen Ağı, 2016 yılından bu yana yürüttüğü faaliyetlerle öğretmenlerin güçlenmesini amaçlıyor. Eğitim Reformu Girişimi’nin kolaylaştırıcılığını üstlendiği ağ, Türkiye’de, eğitim alanında faaliyet gösteren 6 vakıf (Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), Aydın Doğan Vakfı, Enka Vakfı, Mehmet Zorlu Vakfı, Sabancı Vakfı ve Vehbi Koç Vakfı) tarafından destekleniyor.

Öğretmenler tarafından ortaklaşılan Öğretmen Ağı değerleri eşitlik, hakkaniyet, hak temellilik, kapsayıcılık ve ayrımcılık yasağından oluşuyor. Öğretmen Ağı öğretmenleri, kapsayıcı ve nitelikli eğitim ortak hedefi etrafında bir araya gelerek kolektif sorumluluk alıyor; işbirliği içinde üretiyor; Ağ’ın kendi ifadesiyle “değişime elçilik” ediyor.

Raporun tamamına şu linkten ulaşılabilir: https://d3n8a8pro7vhmx.cloudfront.net/ogretmenagi/pages/1708/attachments/original/1583762059/OA_Burasi_Tamamen_Bizim_Raporu.pdf?1583762059