Edirne'de mültecilere polis yol gösteriyor, kaçakçı taşıyor

Yunanistan'a geçme hayaliyle Edirne'ye akın eden mültecilere ilk kötü haber Pazarkule Sınır Kapısı'ndaki polislerden geliyor: "Geçemezsiniz." Polisler, bu kötü haberi verdikten sonra da mültecilere Meriç Nehri'ni geçmeleri tavsiyesinde bulunarak Doyran Köyü'nün Yunanistan tarafına geçmek için daha iyi bir yol olduğunu söylüyor. Aynı anda polislerin bulunduğu alana park eden bir insan kaçakçısı mültecilerle pazarlığa oturuyor. Bu kişi, mültecileri asker eşliğinde garantili olarak Yunanistan tarafına geçirdiğini gururla anlatıyor.

Google Haberlere Abone ol

Meral Candan

EDİRNE - Türkiye’nin sınırları açtığını duyan onbinlerce mülteci birkaç gündür Edirne’ye adeta akın ediyor. Önceki gün ve dün Pazarkule Sınır Kapısı’na ulaşmak isteyenler karşılarında polisi buldu. Mültecilere Pazarkule Sınır Kapısı yerine Meriç kıyısına gidip botlarla karşıya geçmeleri önerildi.

Sabahın ilk ışıklarıyla beraber Esenler Otogarı’ndaki kalabalık da hareketleniyor. Edirne yönüne giden otobüs firmalarının ofislerinin içi ve dışı sınırdan gelecek haberi bekleyen mültecilerle dolup taşıyor. Kimisi iki gündür otogarda kalıyor. Pazarkule Sınır Kapısı'ndaki arkadaşlarından ya da akrabalarından gelecek habere göre otobüse binmek üzere bekliyorlar.

Esenler Otogarı'nda yolculuğa hazırlık.

Ramazan sınıra gitmekten vazgeçti.

Bilet gişesindeki görevli, yaklaşık 24 saattir uyumadığını belirtip önündeki kalabalığı işaret ederek “Burayı iyice eve çevirdiler” diye söyleniyor. Etrafındaki birkaç kişiye fazla maskeleri olup olmadığını soran görevli “Kesin hastalık kapacağım burada” diyerek bilet satma işine geri dönüyor. 28 yaşındaki Ramazan geceyi otogarda akrabaları ve yanlarındaki 3 çocukla birlikte geçirmiş. Balıkesir’den geldiklerini anlatan Ramazan, sınırda bulunan arkadaşlarından gelen haberleri anlatıyor: “Sınırlar kapanmış, hava çok soğukmuş, askerler bağırıyormuş. Çok zor yani.” Yanlarındaki çocuklar için endişeli olan Ramazan gitmekten vazgeçiyor.

'SINIRLARIN AÇILACAĞINA İNANIYORUM'

Edirne’ye doğru yola çıkan otobüsün büyük bir kısmı göçmen ve mültecilerden oluşuyor. Kulağında kulaklığıyla camdan dışarıyı seyreden 20 yaşındaki Zabinullah, 2,5 yıl önce Afganistan’dan geldiği bu ülkeden gitmenin hayallerini kuruyor. Sınırların açıldığı haberini televizyonda gören Zabinullah Balıkesir’de inşaatlarda yevmiyeyle çalışıyor. Kazandığı paranın bir kısmını da Afganistan’daki ailesine gönderiyor. Her zaman iş olmamasından şikayet eden Zabinullah güvencesiz çalışmaktan yorulmuş. En büyük arzusu ise Avrupa’ya vardığında üniversiteye gidebilmek. Onun için hangi ülkeye gittiğinin bir önemi yok, yeter ki okuyabilsin.

Pazarkule Sınır Kapısı'nda bekleyen binlerce göçmen ve mültecinin durumu hatırlatıldığında “Sınırların açılacağına inanıyorum. Bu kadar kişi boşuna gitmiş olamaz” diye cevap veriyor. Yolcu almak için duran otobüse binen genç bir kadın etrafına bakındıktan sonra canı sıkılmış bir şekilde yerine geçiyor. Edirne’de yaşayan ve işi nedeniyle haftada iki kere İstanbul’a gidip gelen genç kadın “Şehitlerimiz varken, göçmenlerin güle oynaya sınıra gittiğini görünce moralim bozuluyor” diyor. Otobüsteki göçmen ve mültecileri kast ederek “Buradakilerin çoğu genç ve erkek. Eli silah tutabilenlerin sınıra gitmesine kızıyorum” dese de gittikleri için sevindiğini de sözlerine ekliyor.

Edirne Otogarı...

EDİRNE'DE GÖÇ EKONOMİSİ

Otobüsün son durağı olan Edirne Otogarı da Esenler Otogarı gibi oldukça kalabalık. Pazarkule’ye gitmek için sınırdan haber bekleyenlerin yanı sıra gidip geri dönenlerin sayısı da bir hayli fazla. Mültecilerin sınıra doğru yolculuğu şehirde kendi ekonomisini de yaratmış. Otobüs firmaları ek seferler koyarak mültecileri 20 TL karşılığında Pazarkule Sınır Kapısı’na taşıyor. Özel aracıyla otogarda bekleyen pek çok Edirneli de sınıra kadar gittiklerini söyleyerek mültecilerle pazarlık yapıyor. Fiyatının uygunluğu nedeniyle çoğu kişinin tercihi otobüs firmalarının ek seferleri oluyor.

Büyükler ne yapacaklarını düşünürken her şeyden habersiz çocuklar oyun oynuyor.

Yaklaşık 20 kişinin bindiği aracın şoförü normalde Edirne-Çorlu hattında çalışıyor. Sınıra gitmek isteyenlerin artmasıyla günlerdir Edirne Otogarı ve Pazarkule Sınır Kapısı hattında yol yapıyor. İşi nedeniyle çok fazla göçmenle konuştuğunu söyleyen şoför insanların hem sınır kapısında hem de otogarda perişan halde olmasına üzülüyor. “Mesela dün biriyle konuştum. Yunanistan tarafına geçmiş ama yakalanınca hem dayak yemiş hem de geri gönderilmiş. İnsan bunları duyunca nasıl üzülmez. Neticede hepimiz insanız” diyen şoför medyada yayılan “Suriyeliler gidiyor” haberlerinin de doğru olmadığının altını çiziyor. Sınıra götürdükleri arasında çok fazla Afganistan, Irak ve Afrika ülkelerinden gelenlerin olduğunu, Suriyelilerin ise o kadar fazla olmadığını anlatıyor.

Ona göre bunun sebebi 5 yıl önce yaşanan benzer olaylar: Yine 'Sınırlar açıldı' dendi, insanlar Edirne’ye akın etti. Günlerce Kırkpınar’da kaldılar ve sınırlar açılmayınca geri döndüler. O dönem Suriyeliler çoktu. Bence Suriyeliler artık bu tür söylemlerin gerçek olmadığını anladılar.”

Pazarkule Sınır Kapısı’na 1 kilometre kala insanları bırakan şoför “Güvenlik önlemleri artırıldı, daha ileri götüremem, buradan yürüyün” diyerek geri dönüyor. Bırakılan yerin ötesi şantiye alanı ve nehir. Sağ tarafı ise uçsuz bucaksız tarlalar… Sınır kapısına ulaşmanın tek yolu ise uzakta görünen köprünün üstüne çıkıp ana yoldan gitmek. Ancak köprünün üstünde bekleyen polisler yolun kapalı olduğunu anlatarak gruba geri dönmesini söylüyor. Daha önce başka yolları deneyip nihayetinde köprüden geçmenin tek yol olduğuna karar veren pek çok mültecinin de eklenmesiyle köprü girişinde bekleyenlerin sayısı yüzleri buluyor. Bir göçmenin “İki gün önce arkadaşım geçti buradan, şimdi niye izin vermiyorsunuz” sorusuna polislerden biri “Pazarkule doldu taştı. Daha fazla kişi alamayız” şeklinde yanıt veriyor.

HERKES 'YARDIM' ETMEYE ÇALIŞIYOR

Kucağındaki çocuğuyla bir mülteci, eşinin Pazarkule’de olduğunu, onun yanına gitmesi gerektiğini anlatıyor çaresizce; ancak polislerin tavrı net: “Geçiş yok.”

Polisler, Meriç kenarında bulunan Doyran Köyü'nün Yunanistan tarafına geçmek için daha iyi bir yol olduğunu söyleyip alanda bekleyenleri ikna etmeye çalışıyor. İçlerinden biri yanlarında bekleyen boş otobüsü gösterip bağırıyor: “İsteyenler buna binebilir, ücretsiz. Köye gidin. Nehri deneyin. Boşuna burada beklemeyin. Hem Pazarkule Sınır Kapısı’nda bekleyenler de otobüslerle köye gidiyor. Biz size yardımcı olmaya çalışıyoruz.”

Bir süre sonra polislerin olduğu alana park eden bir minibüsün içinden biri çıkarak göçmenlere sesleniyor. O da niyetinin yardım etmek olduğunu belirterek başlıyor konuşmasına:

“Az önce 20 kişiyi geçirdim sınırdan. Sizi de geçirebilirim botlarla.” Sunduğu hizmetleri ve ücretleri sıralıyor bir yandan: “Doyran köyüne gidiş 30 TL. Botlara biniş 120 TL. Yani kişi başı toplamda 150 TL’ye gideceksiniz. Daha ne istiyorsunuz?.”

Yöntemin güvenliğiyle ilgili endişe edenlere de geçişlerin Türk askerleri eşliğinde olduğunu anlatıyor gururla. Olan biteni izleyen çoğu Afrika ülkelerinden gelmiş olan bir grup, ücret ve yöntem konusunda anlaşarak minibüse biniyor.

İL GÖÇ İDARESİ ARACIYLA SINIRA YOLCULUK 

Onların gitmesiyle polisin de sabrı tükeniyor ve bekleyenleri uzaklaşmamaları halinde müdahale etmekle tehdit ediyor. Bunun üzerine yaklaşık 10 kişi polisin yanında bekleyen araca binerek köye gitmeyi kabul ediyor. Normalde Doyran Köyü’ne gitmesi gereken araç yönünü Elçili Köyü’ne çeviriyor. Sebebi de Doyran Köyü’nün aşırı kalabalık olması. Şoförün hemen yanında duran belgenin üstünde Edirne İl Göç İdaresi’nin adı yazıyor.

Aracın bu kuruma hizmet veren aracı bir şirkete ait olduğunu belirten şoför de yaşananları garipsiyor: “Normalde yakalanan düzensiz göçmenleri geri götürme merkezlerine taşıyorum. Ama birkaç gündür göçmenleri geri götürme merkezlerine değil sınıra götürüyorum. Götürülen kişi sayısı kadar şirkete ödeme yapılıyor.”

Hükümetin sınırları açmasını destekleyip desteklemediği sorusunu ise “Biz başına buyruk bir ülkeyiz. Bir şey yapmadan önce kimseden izin almıyoruz. Artık güçlü bir ülkeyiz” diye yanıtlıyor. Elçili Köyü’ne varan aracın yanına motorlu biri yaklaşıyor ve yurt dışı basının orada olduğunu bu nedenle başka bir alana gidilmesi gerektiğini söylüyor. Araç bir süre ilerledikten sonra Meriç kıyısında bir alanda duruyor. Nerede olduğundan tam emin olamayan göçmenleri hemen orada bulunan bir grup adam karşılıyor. Botları gösterip karşıya geçirdiklerini anlatıyorlar. Araçtan inen grup bu konuyu bir süre kendi arasında konuşmak istiyor. Biraz dikkatli bakınca karşı kıyıda bir Yunan askerinin elindeki silahla yere yatmış bir şekilde olan biteni izlediği görülüyor. Bir gün önce karşıya botla geçmiş ama Yunan polisi tarafından yakalanarak ve eşyaları alınarak geri gönderilmiş bir genç başından geçenleri anlatıyor. Yaşadıkları sonrası yorgun düşse de niyeti biraz dinlendikten sonra tekrar karşıya geçmek.

'KAÇAKÇI DEĞİL GÖÇMENLERE YARDIM EDEN SIRADAN VATANDAŞLARIZ'

Konuşma esnasında geçen “kaçakçı” kelimesinden rahatsızlık duyan biri yaklaşıp “öyle demeyin” diye uyarıyor ve ekliyor: “Biz göçmenlere yardım eden sıradan vatandaşlarız.”

Bu esnada askeri bir araç yanaşıyor. Araçtan inen bir asker “Çekim yasak, burası askeri bölge” diye bağırarak Türk vatandaşı olanların alandan uzaklaşmasını istiyor. Geride sınırların açılacağı umuduyla Türkiye’nin dört bir yanından Edirne’ye gelmiş ama günün sonunda nehirden botlarla geçmeye ikna edilmiş mültecileri bırakıyoruz. Çok değil, daha birkaç ay öncesine kadar mülteciler, geri gönderme merkezlerine kapatılma ya da sınır dışı edilme tehdidi altındaydı. Adeta bir göçmen avı yaşanıyordu. Şimdi ise devlet görevlileri ve “yardım sever sıradan vatandaşlar” eşliğinde sınırlara götürülerek belirsiz bir geleceğe teslim ediliyorlar.