Soylu: PKK bir kadın örgütüdür

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "PKK kadın örgütüdür, eylemlerinde yüzde 56 kadın bulunuyor" açıklamasını yaptı. İmralı Adası'nda çıkan yangının cezaevi için risk oluşturmadığını belirten Soylu, beklenen İstanbul depremiyle ilgili "Büyük İstanbul planı hazırlıyoruz" ifadesini kullandı.

DUVAR – İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “PKK bir kadın örgütüdür, bunun üzerine konuşlanmıştır” dedi. Anadolu Ajansı’nın Editör Masası programında konuşan Soylu, “Türkiye özellikle çukur olaylarından sonra terörü kaynağında kurutmaya geçti. Sadece teröristle değil kültürel terörizmle mücadele ediyoruz. PKK bir kadın örgütüdür, bunun üzerine konuşlanmıştır. PKK’nın tüm eylemlerinde kadınların bulunma oranı yüzde 56” ifadelerini kullandı.

Soylu, Gezi Parkı eylemleri içinse “Kim ne söylerse söylesin Gezi olayları büyük bir ihanettir. Bizden sonra gelecek nesiller bunun hesabını soracaklar” diye konuştu.

‘İMRALI’DAKİ YANGINDA RİSK YOK’

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın cezaevinde bulunduğu İmralı Adası’ndaki yangına ilişkin konuşan Soylu, risk olmadığını söyledi. Soylu “İmralı’daki cezaevinin çok ötesinde, çok uzağında köşede bir yer, bir risk söz konusu değil” diye konuştu.

Soylu’nun açıklamasından öne çıkanlar şöyle;

BÜYÜK İSTANBUL PLANI HAZIRLIYORUZ: Vatandaşlarımızın yıkılan binaları, acil yıkılacak binaları, çok ağır hasarlı olarak tespit edilen binalarının paralarını, kanunun da önüne geçerek ödemeye başladık. Olası büyük İstanbul depremi için büyük İstanbul planı hazırlıyoruz.

MUHTARLARLA WHATSAPP GRUBU KURULDU: Soylu, Elazığ ve Malatya’daki depremin ardından 460 milyon lira harcandığını açıklayan Soylu, “Muhtarlarla WhatsApp grubu kurduk. Hala WhatsApp grubumuz devam ediyor. Bir taraftan muhtarlarla, bir taraftan sivil toplum örgütleri ile yardım götürdük, bir taraftan gönüllüler yardım götürdü. Yardımı da tek alanda dağıtmadık. Kendi koordinasyonumuzda 4-5 ayrı yapı içerisinde bu yardımı dağıtmaya çalıştık.

Soylu, depremde hayatını kaybeden çocuklar ile askerlerin cenaze töreninde üzüntü yaşadığını söylerken ağladı.

ABDULLAH GÜL’ÜN AÇIKLAMALARI VE GEZİ DAVASI: Gezi olaylarından sonra Türkiye’de ray değişti. Kim ne söylerse söylesin Gezi olayları büyük bir ihanettir. Bizden sonra gelecek nesiller çocuklarımız bunun hesabını soracaklar. Yakmak yıkmak kabul edilemez. İsteklerini görüyorsunuz. ‘Üçüncü boğaz köprüsünü, üçüncü havalimanını yapmayacaksınız’ dediler. Sivil bir muhtıra verdiler. ‘Ya bizim istediklerimizi yaparsınız ya Türkiye’de savaşı bitirirsiniz’ dediler PKK ile mücadelemizi savaş olarak nitelendiren… ‘Büyük yatırımlarınızı yapamazsınız’ dediler. Bunun Taksim’deki Gezi ile ne alakası var? Bütün büyük projeleri ortaya koydular. Siz kimsiniz Allah aşkına? Demokrasiyi bitirmek için ortaya konulan hadisenin ta kendisidir. Masum eylem olarak değerlendirmek aklımızı peynir ekmekle yedirmek gibi bir şeydir. ‘Can Dündar masum’ Nasıl masummuş Can Dündar?

(Abdullah Gül’ü, o günkü Başbakan Erdoğan’ı yalnız bırakmakla mı suçluyorsunuz? sorusu üzerine) Suçluyorum tabi, tespitlerim var. Sayın Cumhurbaşkanımıza hiçbirisi kuvvet vermedi. Tek başına havalimanına indirmeye çalıştılar, ağzımı açtırmasınlar. “Kimse karşılamasın, kimse etmesin aman bu işleri gerginleştirmeyelim, aman demokratik eylem ortaya konuyor söndürmeye çalışalım” Yok öyle bir şey. O tarihte beraber yaşadığımız arkadaşlar, sayın cumhurbaşkanımızı mazlum biçimde indirmeye çalıştılar, ondan sonra istedikleri gibi eylemleri yöneteceklerdi. Dolmabahçe’yi basacaklar, koltuğa oturup puro içecekler. Sonra hükümeti alaşağı edecekler, onu yapamadıkları için 17-25’i yaptılar. FETÖ’nün gizli ilk hamlelerinden biri. Eğer buna ait koruyucu bir çerçeve ortaya koyarsa, ben tarihin düzeltilmesi için doğruyu söylerim. Böyle bir şey söz konusu değil. Beni bu konularda fazla konuşturmayın. Masumlaştırma; Gezi’nin başlangıcı dahi aynıdır. Bir masumiyet eylemi olarak nitelendirmek; ben İçişleri Bakanı’yım hangi eylemin masumiyet eylemi olup olmadığını değerlendirme fırsatına sahip olabiliyoruz.

AHMET DAVUTOĞLU’NUN KORUMALARI: Sayın Davutoğlu Türkiye Cumhuriyeti eski başbakanıdır. Davutoğlu’nun bugün 63 koruması var. Devlet başbakanını korumakla yükümlüdür. Beni en çok yoran İçişleri Bakanlığı’nda bu koruma işidir. İnanın bu koruma işleri beni yoruyor. Bunu bir ayrıcalık olarak nitelendirenler var, bundan tiksiniyorum beni bağışlayın ya. Bakıyorum ihtiyaç yok. Neticede 63 korumayla korunuyorsunuz. Getirmek istedikleri nokta şurası “Ben siyasi olarak başka değerlendirme yaptığım için…” Ayıptır, biz devlet yönetiyoruz ya. Bir tane bağ evi var, yılda bir sefer gidiyorsun bir iki gün kalıyorsun kalmıyorsun. Arkadaşlarımız şöyle bir değerlendirme yapmışlar. Ta Elazığ’a Ağrı sınırına polis gönderiyoruz. Arkadaşlar demişler ki, öteki evinde var, öteki evinde var. Bağ evinde bir gün kalıyor, devriyeyle sağlasınlar… Bu mağduriyet üzerinden siyaset oluşturma anlayışı; hadi biz görmüyoruz. Allah biliyor ve görüyor. Buradan bir şey çıkartma arzusu bunlar eski dönemin siyaset alışkanlıkları. (AA)