Elazığ depreminde 24 gün geride kaldı: Yıkım arasında hayat

Elazığ’da merkez üssü Sivrice olan 6,8 büyüklüğündeki depremin üzerinden 24 gün geçti ama travması sürüyor. Çadır kentler, kamusal alanlar ve spor salonlarında yaşamlarını sürdüren depremzedelere göre yardımlar yetersiz. Evi yıkıldığı için çadırda kalan bir depremzede, “Komşularımız, yakınlarımız enkaz altında kaldı, biz kurtulduk, ama bizim de hayatımız o göçüğün altında kaldı. Elde yok avuçta yok. Bizim için toplanan yardımlar ile bize yeni bir hayat vermelerini bekliyoruz” diyor.

Müzeyyen Yüce  myuce@gazeteduvar.com.tr

ELAZIĞ – Bu kış, önceki yıllara göre daha çetin Elazığ’da…

Hava eksi 10’lara kadar düşüyor, her yer bembeyaz…

Merkez üssü Sivrice olan 6,8 büyüklüğündeki depremin üzerinden 24 gün geçti.

41 kişinin hayatını kaybettiği, binin üzerinde kişinin ise yaralandığı faciadan bu güne enkaz altında kalan, evlerini, yakınlarını kaybeden depremzedeler, çadır kentler, kamusal alanlar ve spor salonlarında yaşamlarını sürdürüyor.

Depremin ilk şokunu üzerlerinden atmaya çalışan ve yeniden hayata tutunan yurttaşlar, 24 Ocak’tan bu yana devam eden 25’i 4’ün üzerinde 2 bin 559 artçı sarsıntı nedeniyle hâlâ tedirgin…

Bazı aileler, haritadan deprem riski en az olan illeri işaretleyerek, memleketlerinden taşınma planları yaparken, enkaza dönen evlerinden sadece canlarını kurtarabilmiş bazı aileler ise, başlarını yeniden dört duvar arasına sokacak bir eve geçmeyi umut ediyor. Yapılan yardımların yerine ulaşmadığını düşünen aile sayısı ise bir hayli fazla.

ÇADIR KENTLERDE ISINMAYA ’KATALİTİK ’ ÖNLEM

Kent merkezinde çeşitli noktalara kurulan çadır kentlerin en büyüğü olan Kültür Park’tayız. Kar altında kalmış çadırlarda 2 bine yakın yurttaş barınıyor. Depremin hemen ardından çoğunluğunu Suriyeli ailelerin oluşturduğu çadırlarda, şu an neredeyse hiç Suriyeli vatandaş kalmamış. Yaşanan tartışmalar neticesinde Suriyeli ailelerin başka çadır kentlere taşındığı iddia ediliyor. Kültür Park’ın etrafı güvenlik nedeniyle polis barikatları ile çevrilmiş, ancak içeriye girişlerde bir sorun yaşanmıyor. Yurttaşların ısınma problemi çadırlara verilen katalitik soba ile çözülmeye çalışılmış.

DEPREMZEDE: EVSİZ KALMAK, ÇARESİZLİK ZOR

Özellikle geceleri eksi 10’lara düşen sıcaklığın da etkisi ile “hala ısınmakta zorlanıyoruz” diyen 46 yaşındaki Ahmet Özkul, yapılan yardımların kendilerine sağlıklı bir şekilde ulaşmadığını söylüyor. Depremde zarar gören mahallelerden Karşıyaka Mahallesi’nde oturduğunu ve evinin hasar gördüğünü belirten Özkul, “Ayakkabı boyacılığı yaparak ailemin geçimini sağlıyorum. Şimdi çalışamıyorum. Yeni bir hayat kurmak için imkanım yok. Depremden sonra bir süre spor salonunda kaldık, sonra çadıra geldik. Evsiz kalmak, çaresizlik zor” diyor.

‘SANKİ HERKES ÇADIRDA YAŞIYORMUŞ GİBİ HİSSEDİYORUM’

Elazığ’daki yıkımın yarattığı çaresizlik ve ruhsal bunalım çadır kentlerde yaşayan aileler üzerinde oldukça etkili. Öyle ki, ismini vermek istemeyen bir yurttaş, çadırda yaşamı, “Normal geliyor artık! Biliyor musunuz? Sanki herkes çadırda yaşıyormuş gibi hissediyorum” sözleri ile ifade ediyor. “Daha düne kadar başımı sokacak bir evim varken, şimdi sokaktayım. Komşularımız, yakınlarımız enkaz altında kaldı, biz kurtulduk, ama bizim de hayatımız o göçüğün altında kaldı” diyen depremzede, “Bu saatten sonra ne yaparız, bilmiyorum. Elde yok avuçta yok. Bizim için toplanan yardımlar ile bize yeni bir hayat vermelerini bekliyoruz” diye konuşuyor.

PSİKOSOSYAL DESTEK: LAMBADAN KORKAN YETİŞKİN, UYKUSUZ ÇOCUKLAR

Kültür Park’ta depremin yarattığı yıkıcı etkiyi minimuma indirmek amacıyla Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Başkanlığı tarafından yetişkinler ve çocuklar için Psikososyal destek çadırı kurulmuş. Çalışmalar kapsamında 150 kişilik ekiple şu ana kadar birebir 22 bin kişiye ulaştıklarını ifade eden bir yetkili, depremden sonra ağır bir travma yaşandığını söylüyor. Yetkili, “Hala kafasını kaldırıp tepeye bakmaya korkuyor insanlar. Lambalara bakamıyorlar. Dini nedenler ile bizimle görüşmek istemeyenler de oluyor. Öyle durumlar için de il müftülüğünün ekipleri destek sağlıyor. Çocuklarda da ciddi sıkıntılar var. Alt ıslatma, uykusuzluk sorunları baş gösteriyor. Bunun için psikolojik destek sağlıyoruz. Onun yanı sıra çadır kent içine kurduğumuz çocuk çadırı ile de çocuklarla müzik, boyama gibi etkinlikler yapıyoruz” ifadelerine yer veriyor.

DEPREMİN İZLERİ: TAŞ ÜSTÜNDE TAŞ KALMAMIŞ

Çadır kentten çıkıp depremden en fazla zarar gören mahallelere gidiyoruz. Depremde en büyük kaybın yaşandığı Mustafa Paşa ve Sürsürü Mahallelerinde yıkım çalışmaları devam ediyor. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Mustafa Paşa Mahallesi’ndeki yapıların yüzde 50’ye yakının ağır ve orta hasarlı olduğunu, 46 binadan 43’ünün riskli olduğunu açıklamıştı. Kurum’un, mahallenin yeniden yapılaşacağı yönündeki açıklamalarının somut fotoğrafını burada görmek mümkün. Nitekim, onlarca kişiye mezar olan Mustafa Paşa Mahallesi’nde deyim yerindeyse taş üstünde taş kalmamış. Çatışma alanını andıran mahallede şu ana kadar 40’ın üzerinde riskli apartman yıkılmış ve hala yıkım çalışmaları devam ediyor. Mahallede gezerken, 6.8 büyüklüğündeki depremin, olası daha büyük bir depremde mahallede yaratacağı facianın fotoğrafını gözlemliyoruz.
Kurum’un geçtiğimiz hafta yaptığı “10 güne kadar temel atmaya başlarız” açıklamaları ise şimdilik gerçekçi görünmüyor. Çünkü iş makinelerinin yıktığı apartmanların molozları dahi toplanmaya başlanmamış.

YIKIM ARASINDA HAYAT: ACIYA ŞAHİT OLUYORUZ

Mahallede güvenlik önlemi alınsa da, yıkım yapılan bölgede sağlam raporu verilen evlerde oturmaya devam eden çok sayıda aile var. O ailelerden biri de Havalimanında aşçı olarak çalışan Sakine Bakır. Bir süre önce sağlam raporu verilen evine geçebileceği söylenmiş. O günden bu yana da 8 yaşındaki kızı ile evde oturmaya devam ediyor. Çevrede iyileştirme faaliyetleri yapılırken evde oturmayı, “Acıya şahit olmak” diye nitelendiren Bakır, şunları söylüyor:

 

“Bizim apartman 6 senelik bir yapı. İnceleme sonrası sağlam raporu verdiler. Eve döndük ama bir mahalle yok oluyor. Hatıralarımız, geçmişimiz yerle bir. Acıya şahit oluyoruz. Ama ne yapalım, elden de bir şey gelmiyor. O kadar çok komşum, yakınım mağdur ki, yardımlarda tek çorba içmeyen aileler var. Yardımlar geceleri kamyonlarla gizlice yapılıyor. Çoğunluğu da Suriyelilere.”

‘YIKIM ÇALIŞMALARI ESNASINDA EV SALLANIYOR’

Mahallede yapılan incelemelerde sağlam raporu verilen evlerden biri de Bağ- Kur emeklisi Ahmet Sürücü’nün kaldığı apartman. Sürücü, depremin ardından ailesi ile birlikte köye gittiklerini, bir süre önce yapılan incelemelerde sağlam raporu verilen eve geri döndüklerini anlatıyor. Bu sırada Sürücü ailesinin oturduğu apartmanın hemen 50 metre karşısında ise yıkım çalışmaları devam ediyor. Depremde sadece mutfak balkonunun duvarlarının çatladığını belirten Sürücü, “Çevrede devam eden yıkım çalışmaları esnasında ev sallanıyor. Biz de korkuyoruz. Hala depremin şoku var üzerimizde. O yüzden çıkmaya karar verdik. Eşyaları topladık, gideceğiz” diyor.

DEPREM FIRSATÇILIĞI: ÜÇ KAT FİYAT ÇEKİYORLAR

Deprem nedeniyle ev sahiplerinin fırsatçılık yaptığını da sözlerine ekleyen Sürücü, “Ev sahipleri insanların çaresizliğini kullanarak iki, üç kat fiyat çekiyor. Biz burada 600 TL’ye otururken, şimdi tuttuğumuz ev bin 750 TL. Hiçbir şekilde de yardım görmedik. Valilik dâhil her yere başvurduk, ama olmadı. Bizim gibi yardım alamayan çok insan var. Nereye gitti bu yardım paraları” diye soruyor.