Özgür Gündem davasında üç beraat

KHK ile kapatılan Özgür Gündem gazetesi davasında Necmiye Alpay, Bilge Aykut ve Aslı Erdoğan’ın beraatine karar verildi. Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu, Zana Kaya, İnan Kızılkaya, Kemal Sancılı ve Eren Keskin'in dosyası ayrıldı.

DUVAR – Dokuz gazetecinin yargılandığı Özgür Gündem davasının 15’inci duruşması bugün görüldü. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Necmiye Alpay ve Bilge Aykut’un tüm suçlamalardan beraatine, yazar Aslı Erdoğan’ın “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma ve örgüt üyeliği” suçlamalarından beraatine, propaganda suçu yönünden de Basın Kanunu’ndaki dört aylık sürenin aşılması nedeniyle suçlamanın düşmesine karar verildi. Haklarında yakalama emri bulunan ve henüz ifadesi alınmamış olan Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun dosyalarının ayrılmasına; Zana Kaya, İnan Kızılkaya, Kemal Sancılı ve Eren Keskin yönünden de süre talep edildiği için dosyanın ayrılmasına karar verildi

Kanun hükmünde kararnameyle kapatılan Özgür Gündem gazetesiyle ilgili savcı mütalaasında Erdoğan ve Kaya’ya “propaganda” suçundan, Keskin, Kızılkaya ve Sancılı’ya “örgüt üyeliği” suçundan ceza verilmesini, Bilge Aykut ve Alpay’ın beraatini, Zarakolu ve Koçali’nin dosyalarının ayrılmasını talep etmişti.

KESKİN: FARKLI DÜŞÜNMEMİN BEDELİNİ DEFALARCA ÖDEDİM

Duruşmada Eren Keskin, “Ömrümde bir kere bile elime silah almadım. Kürt sorunu, Ermeni sorunu ve Kıbrıs meselesinde resmi ideolojiden farklı düşünüyorum. Bunun bedelini defalarca ödedim. Ben her zaman aynı yerdeyim ama devletin kafası karışık. Barış sürecinde dava açılmıyordu, ben de sanık değildim. Ancak devletin politikası değil, ben bölücü, suçlu oldum. Bizim durumumuz Türkiye’nin imza attığı insan hakları sözleşmesine aykırı. Yargıtay, örgüt üyeliği için bazı şartlar arıyor. Örneğin iradesini örgüte teslim etmek diyor. Ben bugüne kadar irademi kimseye teslim etmedim. Ben örgüt üyesi değilim, insan hakları savunucusuyum. Düşüncelerim nedeniyle kimseye hesap vermek zorunda değilim” dedi.

Fotoğraf: MLSA

Mütalaaya ilişkin beyanda bulunan yazar Necmiye Alpay, davanın önyargı ve ön cezayla geldiğini belirterek, “Bu davada beraat kararı bize verilen cezaları ortadan kaldırmıyor. Savcılık mütalaasındaki beraat gerekçesinde basın ve ifade özgürlüğünü yeterince ve açıkça dile getirmemiştir. Korkmadan düşünüp, yazıp çizebileceğimiz bir ortam yaratılmalıdır. Bu amaçla beraat kararı ve beraat gerekçelerinin özgürlük ilkesine dayandırılması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı

Kemal Sancılı ise, “Ben 70 yaşında bir insanım. İradesini babasına bile teslim etmeyen bir insanım. Basın kanununda imtiyaz sahibinin yapılan haberlerden sorumlu tutulmayacağı açıkça yazıyor ama ben bu dava nedeniyle iki yıl cezaevinde kaldım. Beraatimi istiyorum” diyerek savunma yaptı.

Savunmasında, basının yönetenler için değil yönetilenler için olduğunu kaydeden İnan Kızılkaya, “Gazetecilik gerçeğin tarafında olmaktır. Resmî söylemin gerçeğin örtülmesi üzerine kurulduğunu bildiğinden sahadaki olguyu, veriyi farklı veçheleriyle teyit ettirdikten sonra sayfalarına taşır. İktidarın istediği tarzda habercilik anlayışını benimsemediğim için cezalandırılmamın istenmesi her şeyden önce bir mesleğin kriminalize edilmesidir. Çatışma ve şiddet ortamında yapılan gazeteciliği yargının konusu yapmak büyük bir haksızlıktır.Gazeteleri kapatmak ve gazetecileri cezalandırmak, bir ülkenin geleceğini de karanlığa gömmektir. Gazetecilik yargılanamaz” dedi.

Zana Kaya da, gazeteciliğin haber yapma hakkında sahip olduğunu belirterek, “Amaç propaganda değil, toplumun gerçeği öğrenmesidir. Ben bir tek gazetecilik örgütü mensubuyum. Basının iktidarı denetleme görevi vardır. Bu konuda siyasi yargılamaya gidilmemeli. Beraat talep ediyorum” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)