Mehmet Zakir Kanbur: Doğu Anadolu Fayı'nın sessizliği bitti

Akademisyen Mehmet Zakir Kanbur "Doğu Anadolu Fay Hattı, geçmişte ürettiği depremleri yeniden üretebilir. Aynı yerde bir bina göçerken bir diğerinin göçmemesinin sebepleri çok iyi araştırılmalıdır. Devletin denetimlerinde zaafiyet göstermemelidir" uyarısında bulundu.

Anıl Mert Özsoy  aozsoy@gazeteduvar.com.tr

İSTANBUL – Elazığ’da meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki deprem, ‘Doğu Anadolu Fay Hattı uyandı’ şeklinde değerlendirildi. Süleyman Demirel Üniversitesi Jeofizik Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Zakir Kanbur, “Elazığ Sivrice merkezli deprem DAF sisteminin uyandığına bu sistemin önümüzdeki on yıllar içerisinde tıpkı geçmişte olduğu gibi depremler üreteceğine dair bir gösterge olabilir” dedi.

Mehmet Zakir Kanbur, Elazığ depreminden sonra yaşanması olası gelişmeleri şöyle anlattı:

GEÇMİŞTEKİ GİBİ DEPREMLER ÜRETEBİLİR: Doğu Anadolu Fay’ı (DAF) üzerinde uzun süredir deprem görülmüyordu (1875’den sonra). Deprem fay hatları zaman zaman suskun dönemlere girerler. Örneğin Kuzey Anadolu Fay (KAF) sistemi 1939 yılında Erzincan depremiyle yeni bir aktif dönem başlatmıştır ve halen devam etmektedir. Marmara denizinde beklenen olası depremde bunun bir uzantısıdır. Elazığ Sivrice merkezli deprem DAF sisteminin uyandığına bu sistemin önümüzdeki on yıllar içerisinde tıpkı geçmişte olduğu gibi depremler üreteceğine dair bir gösterge olabilir.”

FAYIN ÜZERİNDE 8 İL YER ALIYOR: AFAD’ın güncel deprem haritasına bakıldığında DAF sistemi Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraş, Malatya, Elazığ, Bingöl, Muş şehirlerini geçen ve Erzincan Karlıova’da KAF sistemiyle birleşen bir hattır. Tarihsel depremlere baktığımızda DAF üzerinde 7 üstü büyüklüğü varan depremler olduğunu görmekteyiz. Örneğin 1513 ve 1872’de Hatay-Maraş dolaylarında yaşanan depremler. Geçmişte üretilen böyle depremlerin gelecekte de olma riski vardır.

KAF, ÇOK DAHA BÜYÜK DEPREM ÜRETEBİLİR: KAF ve DAF Türkiye tektoniğinin en önemli iki unsurudur. KAF 1200 km, DAF ise 600 km uzunluğunda doğrultu atımlı fay sistemleridir. Anadolu bu fay sistemleri ile batıya doğru hareket etmektedir. KAF doğu batı doğrultusunda sağ atımlı bir karakterdedir. DAF ise Kuzeydoğu-Güney batı doğrultulu sol yönlü karakterdedir. İkisi de geçmişte büyük depremleri üretmekle birlikte KAF daha fazla ve daha büyük deprem üretme kapasitesine sahiptir. KAF Karlıova’dan Çanakkale kadar uzanmaktadır. Marmarada beklenen deprem, oluşturacak olan faylar Marmara denizi altında bulunan KAF sistemi içerisindeki segmentlerdir.

KERPİÇ YAPILAR ÖLDÜRÜYOR: (‘Yüksek yapıların olmadığı köylerde neden bu kadar çok yıkım oluyor?’ sorusu üzerine) Bunu deprem öldürmez bina öldürür gerçeğiyle açıklayabiliriz. Mühendislik hizmeti almış deprem yönetmeliğine göre yapılmış betonarme binalar depreme dayanıklı yapılardır. Bunun tersi herhangi bir kritere göre yapılmamış yığma ve kerpiç tipi yapılar depreme dayanıksız yapılardır. Bundan dolayı kırsalda yıkım daha büyük olmaktadır. Kentsel dönüşüm deprem riski yüksek olan ülkemizde kritik öneme sahiptir. Bir an önce deprem güvenlikli yapılar eski yapıların yerini almalıdır. Ayrıca tarım arazilerinin korunması esas olmakla birlikte, düz arazilerde yatay yapılaşmaya önem verilmelidir.

DEPREM TATBİKATLARI YAPILMALI: Yaşadığımız Elazığ merkezli son deprem, ülkemizde deprem bilincinin yavaş yavaş yerleştiğini göstermesi açısından son derece önemlidir. Ülke bir bütün olarak halkımız, devletimizin tüm kurumları, basın medya birlik içerisinde ümit verici davranış sergilemektedir. Bu durum Marmara’da beklenen deprem açısından olumludur. Bu çerçevede daha çok yol alınmalıdır. Deprem bilinci yerleştikçe deprem zararları daha da azalacaktır. Afet sonrası hasar almış binaların kullanılmaması ilgililerin talimatlarına uyulması gerekir. Deprem tatbikatları deprem bilincini canlı tutması açısından önemlidir.

DEVLET ZAAF GÖSTERMEMELİ: Devletin alması gereken en büyük önlem, denetimlerin yapılmasının sağlamasıdır.  Yaşadığımız 1999 Kocaeli depremi sonrası çok önemli adımlar atıldı bu anlamda. Hâlihazırda deprem yönetmeliğine uygun yapılar, yer seçimi konularında daha duyarlı olunması ve hiçbir zafiyet gösterilmemesi gerekir. Aynı yerde bir bina göçerken bir diğerinin göçmemesinin sebepleri çok iyi araştırılmalıdır.