Barış Akademisyenleri: Tüm imzacılar geri dönmeli

Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğü ihlal kararı sonrası haklarında açılan davalardan beraat eden Barış Akademisyenleri, altı ilde açıklama yaptı. İşlerine iade edilmelerini talep eden akademisyenlerinin açıklmasında ”Beraat ediyoruz ama haklarımızı geri alamıyoruz” denildi.

Serkan Alan  salan@gazeteduvar.com.tr

ANKARA – OHAL döneminde yayımlanan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile üniversitelerdeki görevlerinden ihraç edilen “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildiriyi imzalayan Barış Akademisyenleri İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Diyarbakır ve Kocaeli’de işlerine iade edilmeleri talebiyle açıklama yaptı.

Anayasa Mahkemesi’nin yayımlanan bildiriye ilişkin ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde karar vermesinin ardından haklarında açılan davalardan beraat eden akademisyenlerin Ankara’daki açıklaması Eğitim Sen 5 No’lu Şube’de düzenlendi.

522 İMZACI BERAAT ETTİ

Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararının ardından 522 imzacı akademisyenin beraat ettiği hatırlatılan açıklamada, “Beraat kararları alıyoruz ancak hâlâ gasp edilmiş haklarımızı geri alabilmiş değiliz. Ne üniversitemize dönebildik ne de pasaportlarımızı geri alabildik” denildi. OHAL Komisyonu’nda 406 ‘Barış Akademisyeni’nin ve bin 500 yüz KESK üyesinin dosyaları hakkında karar verilmediği ifade edilen açıklamada talepler şu şekilde sıralandı:

  • “Bu suça ortak olmayacağız!” bildirisinin imzacısı olup KHK ile ihraç edilen, sözleşmesi yenilenmeyen, sözleşmesi feshedilen, istifa etmek ya da emekliye ayrılmak zorunda kalan tüm imzacıların talepleri halinde ihraç edildikleri kurumlardaki görevlerine geri dönebilmeleri gerekmektedir.
  • Araştırma görevlisiyken ihraç edilenlerin güvenceli bir kadroda işe dönüşü sağlanmalıdır. Öğrenimini sürdürenler öğrenim gördükleri kurumlarda görevlendirilmeli, doktorasını bitirenler doktor öğretim görevlisi olarak atanmalıdır. Doçentlik ve profesörlük koşullarını yerine getirdiği halde kadro ataması askıya alınan Barış Akademisyenleri hak kazandıkları kadrolarıyla göreve dönmelidir.
  • İşe alımda güvenlik ve arşiv soruşturması şartı, Anayasa’nın 20. Maddesi’nde güvence altına alınan “özel hayata saygı” hakkına müdahaledir. Buna derhal son verilmelidir.
  • KHK’larla ihraç edilen barış akademisyenlerinin ve kamu emekçilerinin yurttaşlık haklarına yapılan tüm saldırılar ortadan kaldırılmalıdır. Pasaportları derhal geri verilmeli, bütün hak kayıpları tazmin edilmelidir.
  • Hukuk devleti olmanın gereği yerine getirilmeli, OHAL KHK’ları kaldırılmalı, OHAL Komisyonu lağvedilmelidir. Taraf olunan uluslararası antlaşmalara ve hukuk kurallarına uyularak toplumsal barışın önü açılmalıdır.

‘MECLİS OLARAK BİR YASAYLA ORTADAN KALDIRABİLİRİZ’

Açıklamada konuşan HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu altı ilde yapılam açıklamayı desteklediklerini ifade ederek şöyle konuştu:

“3 yıldır KHK’lar toplumun üzerinden buldozer gibi geçti. Kabul edebileceğimiz hal değil. OHAL KHK’sı anayasal vatandaşlığı ortadan kaldırıyor. Geldiğimiz noktada OHAL KHK’larının kaldırılması gerekiyor. Biz Meclis olarak bir yasayla bu KHK’ları ortadan kaldırabiliriz. Barış akademisyenler sadece barış talep ettiler. Sonuçta çok büyük bir kırımla karşılaştılar. Akademik kariyerleri bir anda elinden alındı ve büyük hakaretlere uğradılar. Hukuken hesabının sorulması, barış akademisyenlerinin iade edilmesi ve KHK’lerin iptal edilmesi gerekiyor. Anayasa mahkemesinin kararlarını tanımayan bir İçişleri Bakanı var. Buna tüm toplum olarak direnmeliyiz. Yaşanan hukukun ve anayasanın ayaklar altına alınmasıdır.”

Diyarbakır’daki basın açıklamasına Eğitim-Sen yöneticileri de katıldı.

DİYARBAKIR’DA DA AÇIKLAMA YAPILDI

Diyarbakır’daki Barış Akademisyenleri Eğitim-Sen 1 No’lu Şube’de basın açıklaması yaptı. Dicle Üniversitesi’nden ihraç edilen Prof Dr Fikret Uyar’ın okuduğu açıklamada şöyle dendi:

“Biz Barış Akademisyenleri ve kamu görevinden men edilmiş eğitim ve bilim emekçileriyiz; İşimizi, gasp edilen haklarımızı talep etmek için burada, bir aradayız. Barış Akademisyenleri olarak 11 Ocak 2016’da “Bu Suça Ortak Olmayacağız!” dedik. Hakaret, tehdit, saldırı ve mesnetsiz suçlamalara maruz kaldık. İdari, adli soruşturmalar geçirdik. Temmuz 2016’da ilan edilen OHAL koşullarında üniversitelerimizden ihraç edildik, yetmedi örgüt propagandası suçlaması ile yargılandık. 822 Barış Akademisyenine dava açıldı. Cezalara çarptırıldık, hapis yattık. Seyahat özgürlüğümüzden, adil yargılanma hakkımızdan, sosyal güvencelerimizden yoksun bırakıldık. KHK’lı olan arkadaşlarımızın seçilme ve seçme hakkı, velayet hakkı dahi tartışmaya açıldı. Tazminatlarımız verilmedi. Miras hakkı elinden alınanlar oldu. Barış Akademisyeni Dr. Mehmet Fatih Tıraş 46 KHK’lı gibi hayatına son verdi.

ACİL DEMOKRATİK ÇÖZÜM

Nihayet, 26 Temmuz 2019’da Anayasa Mahkemesi, barış talebimizin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti ve 522 arkadaşımız beraat etti. Ancak henüz beraat etmeyen Barış Akademisyenleri de var. Evet, şu sıralar beraat kararları alıyoruz ancak hâlâ gasp edilmiş haklarımızı geri alabilmiş değiliz. Ne üniversitelerimize dönebildik, ne de pasaportlarımızı geri alabildik.
Bize adres olarak OHAL icadı bir komisyon gösteriliyor. Oysa bu kurum sorunları çözmüyor, aksine çoğaltıyor. İşleyişi ve kararları tartışmalı. Adaleti geciktiriyor. Hâlâ değerlendirilmeyi bekleyen 33 bin dosya var. 406 Barış Akademisyeninin ve KESK üyesi 1500 kamu emekçisinin dosyası da bekleyenler arasında. Buradan çıkan hukuksuz kararların mahkemelerce bozulması uzun yıllar alıyor. Sorunlarımız acil demokratik çözümler gerektiriyor.

“Bu suça ortak olmayacağız!” bildirisinin imzacısı olup KHK ile ihraç edilen, sözleşmesi yenilenmeyen, sözleşmesi feshedilen, istifa etmek ya da emekliye ayrılmak zorunda kalan tüm imzacıların talepleri halinde ihraç edildikleri kurumlardaki görevlerine geri dönebilmeleri gerektiğini belirten Uyar, akademisyenlerin diğer taleplerini şöyle sıraladı:

  • Araştırma görevlisiyken ihraç edilenlerin güvenceli bir kadroda işe dönüşü sağlanmalıdır. Öğrenimini sürdürenler öğrenim gördükleri kurumlarda görevlendirilmeli, doktorasını bitirenler doktor öğretim görevlisi olarak atanmalıdır. Doçentlik ve profesörlük koşullarını yerine getirdiği halde kadro ataması askıya alınan Barış Akademisyenleri hak kazandıkları kadrolarıyla göreve dönmelidir.
  • İşe alımda güvenlik ve arşiv soruşturması şartı, Anayasa’nın 20. Maddesi’nde güvence altına alınan “özel hayata saygı” hakkına müdahaledir. Buna derhal son verilmelidir.
  • KHK’larla ihraç edilen barış akademisyenlerinin ve kamu emekçilerinin yurttaşlık haklarına yapılan tüm saldırılar ortadan kaldırılmalıdır. Pasaportları derhal geri verilmeli, bütün hak kayıpları tazmin edilmelidir.
  • Hukuk devleti olmanın gereği yerine getirilmeli, OHAL KHK’ları kaldırılmalı, OHAL Komisyonu lağvedilmelidir. Taraf olunan uluslararası antlaşmalara ve hukuk kurallarına uyularak toplumsal barışın önü açılmalıdır.

Uyar’ın yaptığı açıklama, “Barış talebimizin arkasındayız. Barış sözümüzü çoğaltacağız. Gasp edilen haklarımız için diğer kamu emekçileriyle birlikte mücadeleyi sürdüreceğiz” sözleriyle son buldu.