İstanbul'da göç konuşuldu: Göç hayaleti dolaşıyor

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İstanbul'da Göç, Mültecilik ve Ayrımcılık Sempozyumu düzenledi. Sosyalist aktivist ve politikacı yazar Kenan Kalyon sempozyumda yaptığı açıklamada, "Bugün bir göç hayaleti dolaşıyor" dedi.

Ferhat Yaşar

DUVAR – HDK İstanbul Şişli’de Göç, Mültecilik ve Ayrımcılık ile ilgili bir sempozyum düzenlendi. Sempozyumda göçün nedenleri, göç edenlerin bulundukları ülkelerde nelerle karşılaştıkları ve daha birçok konu konuşuldu.

Sempozyumda HDK Eş sözcüsü Sedat Şenoğlu, yaptığı konuşmada göç olgusunun tarihsel olduğunu söyleyerek, “Her türlü göçün yaşandığı bir coğrafya burası. Büyük bir Ermeni tehciri yaşandı. Kürt göçü var Türkiye’nin tarihinde. Şimdi ise Suriyeli göçü ve sorunları konuşmak için burada bulunuyoruz. Göçler dünya çapında faşist ve ırkçı hareketlerin başlamasına neden oldu. Bunun göç ile ilgili bir bağ var” dedi.

HDK eş sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit ise şöyle konuştu: “Kadim bir coğrafyada yaşıyoruz kadim coğrafyada derin bir konuyu ele alıyoruz. Bu göç derin medeniyetlerin açığa çıkmasına neden oldu. Kapitalizm kendi krizini aşmak açısından silahlanıyor ve savaş çıkarıyor. Sömürüyü geliştirerek kendi çarkını sürdürmeye çalışıyor. Bu savaşlarında bizi en çok ilgilendiren Suriye savaşı. 15 Kasım Dersim İsyanı’nda Seyit Rıza ve yol arkadaşlarını saygı ile anıyoruz. Kapitalizm insanı sömürüyor ve nesnelleştiriyor. Hafızasızlaştımaya çalışıyor ve düz mantıklı yeni bir toplumsal düzen kuruyor ve bu düzende hiçbirimiz yokuz. Ortak evrensel ve enternasyonal bir çalışma olmalıdır.”

‘BUGÜN BİR GÖÇ HAYALETİ DOLAŞIYOR’

Sosyalist aktivist ve politikacı yazar Kenan Kalyon, Karl Marx’ın ‘Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor, komünizm hayaleti’ sözüne atıfta bulunarak, göçe dikkat çekti. Kalyon, “Son derece aktüel ve yıkıcı bir meseleyi konuşuyoruz. Bugün bir göç hayaleti dolaşıyor. Sınırdaki askerler bu göçü durdurmaya yetmiyor. İnsanlar yeni yollar keşfederek farklı kıtalara gidiyor. İnsanlık tarihinin başından beri göç var ama karakteri farklıdır. Homo Sapiens Afrika’dan çıkarak göçe başladı. Ateşin keşfinden sonra ve buzul çağı ve buzul çağı sonrasında Afrika’dan çıkarak dünyanın her yerine yayıldı. Yeni yurtlar kurdu. Göçlerin ana dinamiği sonradan barbarlık olarak nitelendirildi. Romalılar kendi bölgelerine gelenler için barbar diyordu. Türk göçü olarak anlatılan kavimler göçü barbarlık olarak nitelendirdi. Fethedenler fethedilmiştir ve uygarlaştırılmıştır deniyor. Koloniler kapitalist çağda yeni bir şey değildir. Bu çağda bir çok göç çeşidi var: Bu sistem mülksüzleştirme üzerine kuruludur. Nüfusun önemli bir bölümünü topraklarından koparılarak kentlere göç etmesine neden oldu. Bu yeryüzü son elli yılda benzeri görülmemiş bir göçe şahitlik etti. Kırsal nüfus büyük ölçüde tasfiye edildi. Servetin ve sefaletin zıt kurumlarda yoğunlaşmasıdır. İktisadi nedenlerle olan göçe zorbalık eşlik etmiştir. Her göç sancılıdır” dedi.

‘İKLİM GÖÇLERİ ÇOK YOĞUN OLACAK’

Agos gazetesi yazarı Pakrat Estukyan da göçle ilgili konuşma yapan katılımcılar arasında yer aldı. Estukyan şunları anlattı: “Hepimiz biliyoruz ki 1920’de kurulan Cumhuriyet ideolojik olarak hilafeti ve sultanı reddeden yeni bir ufuk öngördü. Bu resmi söylemin genel bir kabulüdür ama kadro bakımından Osmanlı’nın kadroları Cumhuriyetin kurucu kadrosu oldu” diyen Estukyan şöyle devam etti: “Devlet siyaseti dediğimiz şey aynı siyasetin sürdürmesi için çabalıyor. 1915’in failleri isim değişikliği ile Cumhuriyetin kadrosu oldu. Ermenilerden söz edince önce cumhurbaşkanının söylediği sözün aksine Ermeniler yerleşik bir halktı. 17. Yüzyılda 300 bin kişi göç edildi. Lojistik şehirler yakıldı. Göç edenler geri gelmesin diye doğu Ermenistan tahrip edildi. 1453 İstanbul’un fethinden sonra kayseri bölgesindeki Ermeniler İstanbul’a getirildi. İstanbul fethedilince Fatih kendini Bizans imparatoru olarak ilan etti. En trajik göç 1915 yılında yaşandı. Vatan kavramını ortadan kaldırdı. Göç edenler gittikleri ülkelerde diaspora oluşturdu ve Kilise kurarak yan yana durabileceklerini düşündüler, sonra okul açtılar. Gazete kurdular. Daha sonra entegrasyon başladı. Entegre oldukça daha kolay asimilasyon oluyoruz. Ermeniler bağımsızlık ve istiklâline bağımlı olmadılar hiçbir zaman. Ermeni devleti kendiliğinden ortaya çıktı. Talep yoktu tamamen gelişmelere dayalı bir sonuçtu. Ermeni devleti kurulunca Ermeniler tersine göç yaparak diasporadan insanlar tasını tarağını alarak ben Ermenistan’da yaşayacağım deyip Ermenistan’a geldiler. Birleşmiş Milletler değil, Birleşmiş Devletler demek daha doğru. Göz göre göre yalan söylüyorlar. Göç uzun bir süre daha gündemde olacak ve önümüzde iklim göçleri var. İklim göçü çok yoğun şekilde olacak.”

‘EN BÜYÜK KÖTÜLÜK KAÇTIKLARI YERE GERİ GÖNDERMEK’

Avukat Abdülhalim Yılmaz, insanların bulunduğu ülkede adalete erişimi zorken göçmenlerin ise daha fazla zorluklar yaşadığını söyledi. Yılmaz şöyle devam etti “Ve göçmenler daha fazla hak ihlallerine maruz kalıyorlar. Adalete erişim alanında çok fazla sorun yaşanıyor. Zulüm nedeniyle gelen herkesi mülteci olarak tanımlayalım. Maalesef siyasette bunu yanlış yorumlanıyor ve diyorlar ki, ‘hükümet davet etti’ Bu ayıptır. İç siyasete malzeme etmek tabandan ciddi sorunlara neden oluyor. Seçtikleri kavramlara dikkat etmeliyiz. Zaten bu insanlar korkuyorlar ve ne yapacaklarının bilmiyorlar. Mültecilere daha hassas davranılması gerekiyor. Bu insanlar için en büyük kötülük kaçtığı yere geri göndermektir. Maalesef öyle örnekler var ki, birisi şikayette bulunuyor, mahkeme ‘kamu düzenini bozduğunu söyleyerek kişinin sınır dışı edilmesi için İçişlerine bildiriyor.”