'Devlet bugün ceset toplayan polis ile elektriği kesen şirketin alaşımı'

Veresiye defteri önümüzde. Tutarlar azar azar birikmiş. Ayın 1’inde ödeyeceğini söylemiş kardeşlerden biri. Sonrasında “Maaşıma haciz konuldu. Ödeyemiyorum” demiş. “Bir şeyler alabilir miyim?” diye sormuş. Al, denilmiş. En son yazılan tutara bakıyoruz. Hatıra gibi duran tutarı okumak incitici.

Filiz Gazi  fgazi@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Ne soracağım konusunda hiçbir fikrim yok esasında. Mahalle bakkalı Yusuf Deniz veresiye defterini gösterirken bir ailenin özeline girmiş gibi bir his de var.

Bu coğrafyada maaş, kazanç sorulmaz örneğin. Arkasında yatan şey çoğunluğun yaşadığı ekonomik sıkıntı gibi de gelir. Sanki o konu deşilmesin diye zamanla kültürel alışkanlık olagelmiş.

Fatih’te intihar ettiği iddia edilen dört kardeşin 11 yıllık komşusu bakkal Yusuf Deniz, kardeşlerin dışarıya kapalı olduğunu anlatıyor. “İnsanın parası olmazsa konuşmaya hali olmaz. Gururlu insanlardı. Her insan dilenemez” diyor.

Yusuf Deniz

‘ÖLÜLER ÇIKARTILMADAN ELEKTRİKLER KESİLDİ’

Veresiye defteri önümüzde. Tutar azar azar birikmiş. Ayın 1’inde ödeyeceğini söylemiş kardeşlerden biri. Sonrasında “Maaşıma haciz konuldu. Ödeyemiyorum” demiş. “Bir şeyler alabilir miyim?” diye sormuş. Al, denilmiş. En son yazılan tutara bakıyoruz. Hatıra gibi duran tutarı okumak incitici. “Ölüler çıkartılmadan elektrikler kesildi. Bu adalet mi? Bunun gibi binlerce kişi var. Bu göz önünde oldu” diyor Yusuf bey.

CHP- Şişli meclis üyesi Hacer Foggo, “Gördün mü?” diyor. Kast ettiği bir gazetenin manşeti. Atılan manşet: “Sırlar evi.” “Haberin altında doğalgazın, elektriğin ödenmediği de yazıyor. Zaten görünmeyen bir aileyi daha nasıl görünmez hale getirebiliriz demişler. O utancı devam ettirmişler. Tam da bu zihniyet bu aileyi intihara sürükleyen. Ben artık ‘yoksulluk sınırı’ demiyorum. İnsanlar aç. Utançlarından okula gitmek isteyemeyen çocuklar var. Çöpten yiyecek toplayan aileler var” diyor Foggo.

Foggo: “Ben artık ‘yoksulluk sınırı’ demiyorum. İnsanlar aç. Utançlarından okula gitmek isteyemeyen çocuklar var. Çöpten yiyecek toplayan aileler var”

‘BİR EVDE EĞER BİR KİŞİ SİGORTALIYSA O EVE SOSYAL YARDIM YAPILMIYOR’

Kardeşlerden biri olan Oya Yetişkin öğretmendi. ‘Yani sosyal güvencesi vardı’ diyor Foggo ve buradan doğru anlatıyor: “Bir evde eğer bir kişi sigortalıysa o eve sosyal yardım yapılmıyor. Aile içinde de eşitsizlik var. Oya ne yapabilirdi? Yoksulluktan ne anladığımız önemli. Her yıl dünyada binlerce rapor yazılıyor. Hangi rakama sığdırabilirsiniz bu dört kişinin intiharını? O yoksulluğun getirdiği öfke, güvensizlik, umutsuzluk… Artık veresiye defterleri yok. AVM’ler var. Rezidanslar var. Kentsel dönüşümle mahalleler yok olmuş, dayanışma yok olmuş. O evlere uğramayan sosyal hizmet uzmanını, psikoloğu, kentsel dönüşümü, dayanışmanın yok olmasını ve bu korkunç medyayı konuşmak, tartışmak gerekiyor.”

Foggo, Selçuk Salih Caydı’nın “Sınıfsızlar sınıfı” tanımını kullanıyor: “Bu kesim tam da o. Aslında görünmeyenler, derin yoksulluk yaşayanlar. Bu yokluk sadece ekonomik yoksulluk değil. Her anlamda yoksunluk. Güvensizlik, kendini var edememe, görünmeme…”

‘DEVLET BUGÜN CESET TOPLAYAN POLİS İLE ELEKTRİĞİ KESEN ŞİRKETİN ALAŞIMI’

Gazete Duvar yazarlarından gazeteci Hakkı Özdal’a zengin ve fakir arasındaki uçurumun bu derece artmasının nedenlerini soruyorum. “Daha doğru tabirle Türkiye’de emekçiler, işsizler, işçiler, köylüler ile kamu ihalelerinden yararlanan şirketler arasındaki uçurum olarak tarif etmek lazım bunu” diyor.

Devletin bu olayda iki kez göründüğünü söylüyor Özdal:

“Polis geldi. Hiç bir kriminal inceleme yapmadan insanları ceset torbalarına koyup çıktı. Yarım saat sonra da BEDAŞ (Elektrik Dağıtım Şirketi) geldi. Evin elektriğini kesti. BEDAŞ, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kamu ihalelerinden çokça yararlanan bir şirket. Aslında bizzat AKP rejiminin bir şirketiyle ve yine AKP rejiminin temsil ettiği devletin toplumla karşı karşıya geldiği bir olay ortaya çıktı.”

Özdal, yaşanan bu olayı hem “Devletin bu olduğunu gösteren bir olay” hem de “Toplum açısından ise devletin olmadığını gösteren bir olay” olarak yorumluyor.

“Devlet bugün ceset toplayan polis ve ödenmeyen elektrik nedeniyle elektriği kesen bir şirketin alaşımı. Bugün karşı karşıya olduğumuz şey, BEDAŞ’la polisin ya da başka kamu ihalelerini alan şirketlerle devletin kolluk güçlerinin, siyasal organizasyonunun bir alaşımı.”

Habere birlikte gittiğimiz Ferhat (Yaşar) ve Yusuf beyle hemen bakkalın üst katında olan eve de çıktık. Kapı üzerinde ay yıldız olan kırmızı bir mürekkeple mühürlenmiş.

İçerde yaşananları önümüzdeki günler gösterecek.

Eğer düşünüldüğü gibiyse yoksulluk hatırlanır, konuşulur gibi oldu. Değilse, sanki yeterince yokmuş gibi acı hikayelere teşne halimizin çeşitli tezahürlerini görmüş olduk. Kapıdaki nottan tek bir hikayede birleşme yemini yapıldı. O hikayeden sapanlar bir güzel azarlanıp, seri şekilde tartışma metinleri çıkarıldı. Dört insanın öldüğü haber duyulduğunda sanki çoktan unutulmuştu.