Suriyeliler ‘güvenli bölge’ye güvenmiyor

Türkiye, mülteci konumundaki Suriyelileri, “Barış Pınarı Harekatı” ile oluşturmaya çalıştığı “güvenli bölge”ye yerleştirmeyi hedefliyor. Ancak Diyarbakır’da yaşayan Suriyeliler, “güvenli bölge”nin güvenli olacağına inanmıyorlar.

Vecdi Erbay  verbay@gazeteduvar.com.tr

DİYARBAKIR – “Mültecilerin güvenli ve gönüllü şekilde geri dönüşlerini kolaylaştırmak maksadıyla ortak çalışma yapılacaktır.” Yukarıdaki cümle, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin’in Soçi’de yaptıkları görüşmenin ardından hazırlanan 10 maddelik mutabakat metninde yer alıyor.

Türkiye, bu maddeden hareketle oluşturmak istediği “güvenli bölgeye”ye mültecileri yerleştireceğini ifade ediyor. Barış Pınarı Harekatı adı verilen savaş da bu nedenle başladı.

Türkiye mülteci meselesi çözmenin yolu olarak düşünüyor “güvenli bölgeyi”. Buna göre Türkiye’de yaşanan yaklaşık 4 milyon mültecinin bir kısmını buraya yerleştirecek. Bunun için Kürtlerin denetimindeki Kuzey Suriye’ye bütün gücü ve Milli Suriye Ordusu ile saldırmayı göze aldı.

Kürtler ise Türkiye’nin bir “Arap kuşağı” oluşturmaya, Kürtlerin kazanımlarını gasp etmeye çalıştığını ileri sürüyor ve saldırılara karşılık veriyor.
Önce ABD heyeti ardından Putin ile yapılan görüşmelerden sonra bölgedeki savaş, şimdilik taciz ateşleri şeklinde sürüyor. Türkiye, “güvenli bölge” ısrarını hâlâ sürdürüyor ama Avrupa, ABD ve Rusya’dan henüz olur almadı. Güvenli bölgenin ciddi bir ekonomik desteğe de ihtiyacı var ancak Avrupa Birliği’nden en azından şimdilik bu konuda olumlu bir cevap almış değil.

Buna rağmen Türkiye’de yaşayan binlerce Suriyeli’nin ülkelerine gitmeye gönüllü olduğu ileri sürülüyor. Türkiye’nin sunduğu “güvenli bölge” ne kadar güvenli? Suriyeliler söz konusu bölgeye gitmeyi arzuluyor mu?

Bu soruların cevabını Diyarbakır’da yaşayan Suriyelilerden almaya çalıştık. Binlerce Suriyeli, Suriye’de savaş başladığından bu yana Diyarbakır’da yaşıyor. Pazarda da çalışıyorlar inşaatlarda da. Kimi de yaşadığı semtte dükkan işletiyor.

Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde, biraz tesadüfle çıktığım cadde üzerindeki bir dükkana girdim ve “Bu civarda Suriyeli esnaf var mı?” diye sordum. Cadde boyunca sağlı sollu dizilmiş dükkanlardan bazılarını gösterdi adam. “Bu dükkanları Suriyeliler işletiyor” dedi.

‘GÜVENLİ BÖLGEDE KAFA KESENLER VAR’

Kobanili bir Kürt olan Mıhemed, 6 yıldır Diyarbakır’da yaşadığını söyledi. İlk zamanlar inşaatlarda çalışmış. “Türkiyeli işçilerden en az 10 lira eksik alırdık. Ayrıca sigortamız da yoktu” diye anlatıyor inşaattaki çalışma koşullarını. Son bir yıldır ise bakkal dükkanı işletmeye başlamış. Raflar tıkış tıkış değil ve çeşitlerin zengin olduğu söylenemez. Fakir bir mahalle dükkanı. Üzerinde Arapça yazılar bulunan yağların Antep’te üretildiğini söylüyor. Aslında dükkandaki birçok şey Urfa ve Antep’te üretiliyor, Arapça etiketler yapıştırılarak bölge illerinde satılıyormuş.

Mıhemed, “Güvenli bölgede yaşamak ister misin” şeklindeki soruma, “Hayır” diye karşılık veriyor ve Türkiye’nin donattığı Milli Suriye Ordusu’nda yer alanları kastederek, “Kürtlerden nefret ediyorlar. Allahüekber diyerek insanların kafasını kesiyorlar. Bunların yapacağı güvenli bölgeye gidilir mi?” diye soruyor.

Mihemed’in dükkanı.

Kobani’de hâlâ yaşayan akrabaları var Mıhemed’in. Onlarla iletişim halinde. Suriye rejimi ve Rus askerlerinin bölgede olduğunu söyleyen Mıhemed, buna rağmen Kobani’de yaşayan akrabaları için endişelendiğini ifade ediyor.

Mıhemed, “Suriye’de hiçbir şey belli değil. Biz gitmek isteriz toprağımıza. Ama savaş bitmedi ve orada ne yapacağız, bilmiyoruz. Milli Suriye Ordusu’nun olduğu yerde hiçbir Kürt yaşamak istemez” şeklinde konuşuyor.

Fotoğrafını çekmemi istemiyor Mıhemed. Türkiye’de de kendini çok güvende hissetmediği için.

MEMLEKETİMDE YAŞAMAK İSTERİM

Dışarıdan bakınca, küçük camekanda yan yana dizili kemerler dikkat çekiyor. İçeride ise daha çok kozmetik malzemeler dizilmiş raflara ancak birkaç parça kumaşa da raflarda yer açılmış. İki tür kumaş olduğunu Rızgar anlatıyor bana. Kumaş çeşitlerinden birini Suriyeliler, diğerini Türkiyeliler tercih ediyormuş.

Rızgar da Kobani’de doğmuş ancak babasının işleri nedeniyle Rakka’da büyümüş bir Kürt genci. Suriye’de savaş başlayınca Kobani’ye geri dönmüşler. IŞİD’in Kobani’ye saldırısından kısa bir zaman önce Suruç’a göç etmişler. Zaten Ruzgar’ın annesi Kobani’ye gelin gitmiş bir Suruçlu. Annesi ve birkaç kardeşi hala orada yaşıyor.

Rızgar’ın dükkanı.

Rızgar, savaşın biteceğine inanmıyor. “Çünkü çok devlet var orada” diyor. Dolayısıyla güvenli bölgeye de güvenmiyor. “Bize git derlerse yapacak bir şey yok. Ama nereye gideceğiz? Savaşın içine… Ölmekten korkmuyoruz ama biz asker değiliz. Çocuklarımız var, onlar ne olacak? Milli Suriye Ordusu’na hiç güvenmiyoruz zaten” diyor Rızgar.

Biri 4 yaşında, diğeri 4 aylık iki çocuğu var Rızgar’ın. Dükkanı kapattığında evine gidiyor. Dediğine göre pek bir sosyal hayatı yokmuş. Kahveye, sinemaya, alışveriş merkezlerine gitmiyormuş. Suriye’deki ve Kobani’deki gelişmeleri Arap televizyonlarından ve internetten izliyor. Son aylarda dükkandaki işler pek iyi değilmiş, “Kriz yüzünden”.

Bütün bunlara rağmen Rızgar, Diyarbakır’da yaşamaktan şikayetçi değil. Ayrımcılığa uğramamış burada. Ancak “Peki, memleketini özlemiyor musun?” sorusuna cevap verirken duygulanıyor. “Savaş bitsin, ‘ömrünün tek günü kaldı’ desinler, o günü memleketimde yaşamak isterim” diyor.
Rozgar da fotoğrafını çekmemi istemiyor, “Ne olacak, belli değil” diyerek.

‘DEVLET MAFYA OLMUŞ’

Halepli Hadi ise hiç özlemiyor memleketini. Halep’ten ayrılmadan önce hapse atılmış, işkence görmüş çünkü. “Devlet mafya gibi, para aldı, bıraktı beni” diyor.

Arap olan Hadi, Halep’te kumaş toptancılığı işi yapıyormuş. İşleri iyiymiş ama savaş başlayıp şiddetlendikten 3 yol sonra ayrılmak zorunda kalmış Suriye’den. Şimdi Almanya’da olan bir Kürt arkadaşı istemiş Diyarbakır’a gelmesini. Diyarbakır iyidir, demiş arkadaşı, Suriye’den gelenlere kötü davranmıyorlar.

Halepli Hadi.

Arkadaşına güvenerek geldiği Diyarbakır’dan ayrılıp birçok mülteci gibi Avrupa’ya gitmeyi düşünmüyor Hadi. “Çocuklarım burada okula gidiyorlar. Arkadaşları hep Diyarbakırlı. Alıştılar buraya. Bir de burası Müslüman ve aklımız aynı. Avrupa öyle değil” diyor.

Peki, Güvenli bölgede yaşamak ister mi? Hadi de Milli Suriye Ordusu’ndan endişeyle söz ediyor. “Onlar asker değil, devlet değil. Mafya onlar. Mafya ile yaşamak nasıl olacak?”

Hadi, Suriye’den göç edip Diyarbakır’a yerleşen Kürtlerle bir sorunları olmadığını da söylüyor. Dükkanından alışveriş yapanların sadece Suriyeliler olmadığını söylüyor.

Hadi fotoğrafını çekmeme izin veriyor. Ancak anlaşmamızda kolaylık sağlayan Artuklu Üniversitesi’nde iktisat okuyan akrabası “Beni çekme” diyerek kenara çekiliyor. Daha bir yıl okuyacak ve bu süre içinde herhangi bir sorun yaşamak istemiyor.

Büyük çoğunluğu Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde oturan, burada iş kuran Suriyeliler, öyle anlaşılıyor ki Türkiye’nin “güvenli bölge” projesine hiç güvenmiyor. Yıllar içinde Diyarbakır’da kurdukları düzeni, güven vermeyen “güvenli bölge” macerası ile dağıtmak istemiyorlar.