'Savaşa savaş diyemediğin zaman barışın öznesi olmazsın'

Barış Vakfı, çözüm süreçlerinde sivil toplum kuruluşlarının rolünü masaya yatırdığı toplantıların sonuncusunu Ankara’da gerçekleştirdi. Dilbilimci Necmiye Alpay, barış kelimesinin kökeninin eski Türkçe’de “birbirine varmak”tan geldiğini anlattı.

ANKARA – Bir süredir 2013-2015 çözüm sürecinde sivil toplum kuruluşlarının pozisyonlarının muhasebesini çıkarmak amacıyla çalışmalar yürüten Barış Vakfı, son toplantısını Ankara’da gerçekleştirdi.

Açılış konuşmasını yapan Barış Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Tahmaz, “Bizim gibi barış çalışması yürütenlerin esas sesini bu zor koşullarda çıkarması gerektiği kanaatindeyiz. Savaşa savaş diyemediğin zaman, barışın öznesi olmak konusunda etkili olamazsınız. Bugünkü siyasal ortamda tabii ki bizim bu yaptığımız işin bir kıymeti vardır ve eninde sonunda biz masada konuşmaya geleceğiz. Oraya geldiğimizde toplumu hazırlamamız gerekir” dedi.

Tahmaz sözlerini, “Çözümü kendi topraklarımızda, kendi komşularımızla, kendi dostlarımızla aramamız gerekir. Bunu tek başına sivil toplumun yapamayacağını biliyoruz ama bunun siyasetin dönüşmesine de hizmet eden bir yanı var” diyerek bitirdi.

‘BARIŞI SAHİPLENEMEYEN TOPLUMLAR BARIŞI SÜRDÜREMİYOR’

Moderatörlüğünü Azime Bilgin’in yaptığı “Barış Açısını Savunmak ve STK’ları Güçlendirme/Geliştirme” başlıklı toplantıda Bilkent Üniversitesi’nden Dr. Esra Dilek, “Çatışma çözümünde STK’ların çalışma alanları”; hukukçu Orhan Kemal Cengiz, “Barış hakkının ulusal ve uluslararası hukukta yeri”; dilbilimci Necmiye Alpay ise“Barış dili ve yeni çalışma yöntemleri” üzerine konuştular.

Barış ve şiddet alanında çalışan akademisyen Esra Dilek, çözüm süreçlerine dünyadan örnekler verdi ve çatışma çözümleri konusunda yapılan akademik çalışmalara değindi. Dilek, STK’lerin müzakere öncesi itici güç olabildiği gibi müzakere sürecinde de aktif rol alabildiğini belirtti.

“Katılımcı barış süreçlerinin demokratik bir toplum oluşturmak açısından önemine” dikkat çeken Dilek, “Barışı sahiplenemeyen toplumlar genelde barışı sürdüremiyor” dedi.

‘TEKRAR 301’İNCİ MADDEYE DÖNÜLMÜŞ OLMASI ÇOK ACI’

Hukukçu Orhan Kemal Cengiz Türk Ceza Kanunu’nun(TCK) 301’inci maddesinin tekrar kullanılmaya başlandığına dikkat çekti. “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını, Devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılamak” suçlarını düzenleyen 301’inci maddenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gittiğini ve Mahkemenin, Türkiye’yi mahkûm ettiğini anlattı.

Hrant Dink ve Taner Akçam kararlarının içtihat niteliğinde olduğunu hatırlatan avukat Orhan Kemal Cengiz, “Tekrar 301’e dönmüş olmamız çok acı. Bir taraftan adalet reformundan bahsediliyor. Çoktan ortadan kaldırılması lazım. Üzerine kan sıçramış, rahmetli Hrant’ın (Dink) ölümüne giden süreci tetiklemiş. Türklüğe hakaretten mahkûm oldu Hrant (Dink) ve Ogün Samast, ‘ben tahrik oldum’ dedi. Muazzam bir geriye gidiş söz konusu Türkiye’de” diye konuştu.

“Savaş” yerine neden operasyon veya harekât denildiğini de sorgulayan Cengiz, savaş denince Cenevre Sözleşmesi’nin geçerli olduğunu hatırlattı ve “Savaş değil diyorsan iç hukukun mu geçerli?” diye sordu.

‘BARIŞ KELİMESİ ESKİ TÜRKÇE ‘VARMAK’TAN GELİYOR’

Dilbilimci Necmiye Alpay ise “barış” kelimesinin kökenini anlatarak söze başladı. “Barış kelimesi eski Türkçe’de ‘varmak’ kelimesinden geliyor; birbirine varmak” diyen Alpay, “örtmece” terimine de değindi. Necmiye Alpay, bir “örtmece” örneği olarak nitelendirdiği “Barış Pınarı” ismini şu sözlerle irdeledi, “Örtmece: belirli bir gerçekliği, yanıltıcı bir isimle anlatarak anlam bulanıklığı yaratmaktır. ‘Milli’ kelimesi de örtmeceler ve demagoji için sıkça kullanılır…”

Savaş stratejilerine karşı “barış stratejileri” ile “metin stratejileri”nin hayata geçirilmesini öneren Alpay, barış mücadelesinde klişe olmayan kavramların kullanılması gerektiğini anlattı.

Konuşmaların ardından, aralarında barış savunucusu sivil toplum örgütü temsilcileri ile akademisyenlerin ve farklı meslek gruplarından hak savunucularının yer aldığı katılımcılar, çatışma çözümlerinde sivil toplum örgütlerinin önemini tartıştılar. (DUVAR)