ASKİ Genel Müdürü Kınacı: Ben de musluk suyu kullanıyorum

Ankara’da sudan kaynaklanan ishal salgını iddialarını reddeden ASKİ Genel Müdürü Cumali Kınacı, “Somut bilimsel ölçümler sonucu virüse dönük hiçbir veri yok. Ben de musluk suyu kullanıyorum. Eğer suda salgın hastalık olsa Ankara 5.5 milyon nüfusa sahip ve herkesin bundan etkilenmesi gerekiyor” dedi. Ankara Tabip Odası Başkanı Vedat Bulut ise ishal vakalarının mevsim normallerinde olduğunu söyledi.

Google Haberlere Abone ol

ANKARA - Ankara’daki şebeke suyu nedeniyle ishal vakalarında artış olduğuna dönük haberler kamuoyunda tartışma yarattı. “Sudan kaynaklı salgın hastalık olduğu” iddialarına ilişkin Ankara Tabip Odası Başkanı Vedat Bulut, “Görülen vakaların mevsim ortalamasını çok aştığı söylenemez. Sudan kaynaklı ishal salgını demek doğru değil” dedi. Her gün binin üzerinde örnekten analiz yapıldığını belirten Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) Genel Müdürü Cumali Kınacı ise “Ankara’nın sularında salgın hastalığa yol açacak hiçbir bakteri ve virüs tespit edilmedi” değerlendirmesinde bulundu.

‘SUDAN KAYNAKLI İSHAL SALGINI DEMEK DOĞRU DEĞİL’

Sağlık Bakanlığı’nın salgın vakalarına ilişkin yayınladığı istatistikleri talep ettiklerini fakat bu yıl kendileriyle paylaşılmadığını ifade eden Ankara Tabip Odası (ATO) Başkanı Vedat Bulut, “İstatistiklere göre mevsim normallerinin üstünde ya da altında olduğunu söyleyebilirdik” dedi.

Üniversitelerin enfeksiyon klinikleriyle temasa geçtiklerini ifade eden Bulut, “Şu dönemde artan üç tane ishal olgusu var. Norovirüs, Adenovirüs ve Kampulobakter. Bir de Hemofilus İnfluenza denen yeni bir virüs çıktı. İshal yapan bir grip virüsü olarak belirlendi. Bunlar sadece sulardan bulaşmıyor. El hijyeni eksikliğine bağlı olarak gıdaların ve sebzelerin iyi yıkanmaması, el temizliğinin iyi yapılmaması, insanların kapı kulplarına dokumalarıyla berber buradaki virüsler çok temel etken. Toplumun özellikle böyle bir dönemde el hijyenine dikkat etmesi gerekiyor. Görülen vakaların mevsim ortalamasını çok aştığı söylenemez. Sudan kaynaklı ishal salgını demek doğru değil. ASKİ de su tahlillerine dönük belgeleri gönderdi bize ve içme suyu analizlerinde bir sorun yok” diye konuştu.

ASKİ GENEL MÜDÜRÜ: SUDAN KAYNAKLANAN BİR SALGIN YOK!

Günlük olarak binin üzerinde su örneğini laboratuvarlarda incelediklerini ve analizlerini kayıt altına aldıklarını belirten ASKİ Genel Müdürü Cumali Kınacı şu ana kadar herhangi olumsuz bir durumla karşılaşmadıklarını söyledi.

Sağlık Bakanlığı’na bağlı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nün de her gün bin 600 noktadan örnekleri incelediğini belirten Kınacı şöyle devam etti:

“Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ile her gün görüşüyoruz. Onlar da şu ana kadar viral bir hastalığa yol açacak bulguya rastlamadıklarını söylediler. Sudan kaynaklanan bir salgın yok. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’ne ‘Siz salgın hastalıkların envanterini tutuyorsunuz, toplam olarak baktığınız zaman diğer yıllara göre artış var mı’ diye sorduk. Verilen yanıta göre herhangi bir artış yok. Daha önceki yıllarda görülen ishal vakalarıyla bu yılki de aynı. Sudan kaynaklanan bir salgın hastalığı olduğu konusunda somut belge yok."

SALGIN OLSA 5.5 MİLYON İNSANIN ETKİLENMESİ GEREKİYOR

Sudan kaynaklı salgın hastalık olduğunu iddia edenlerin su analizi yapıp ishale neden olan virüsü tespit etmeleri ve belge ile açıklama yapmaları gerektiğini ifade eden Kınacı, “Bu iddialarla ne amaçlanıyor” sorumuza şu yanıtı verdi:

“Sadece sudan kaynaklandığı söyleniyor ama elinizde hangi bilimsel veri var? Hiçbir belge yok. Bu açıklamaların amacını kamuoyunun yorumuna bırakıyorum. Ankara’nın sularında salgın  hastalığa yol açacak hiçbir bakteri ve virüs tespit edilemedi. Somut bilimsel ölçümler sonucu virüse dönük hiçbir veri yok. Ben de musluk suyunu kullanıyorum. Eğer suda salgın hastalık olsa Ankara 5.5 milyon nüfusa sahip ve herkesin bundan etkilenmesi gerekiyor. Kitlesel bir salgının olması gerekiyor.”

‘SEBZE VE MEYVELERİN ÇOK İYİ YIKANMASI GEREKİYOR’

Ankara’da şebeke suyunun rahatlıkla içme suyu olarak kullanılabileceğini ifade eden ASKİ Genel Müdürü Kınacı şu uyarılarla sözlerini noktaladı:

“Bazı evlerde büyük su depoları var. Bu su depolarının yılda en az bir defa temizlenmesi gerekiyor. Bunlar içerisinde temizlenmeden bekleyen sular olabiliyor. Beklemesinden kaynaklı birikmiş çamur oluyor. Bir de depoların temizliğinin yapılması gerekiyor. Aynı şekilde sebze ve meyvelerin çok dikkatli yıkanması gerekiyor. Bir de bazı yerlerde binaların tesisatları çok eski. Buralarda da çürümeler ve paslanmalar olabiliyor. Onların da gözden geçirmesi ve çok eskiyse yenilenmesi gerekiyor.”