8 Soruda: Oturduğum bina sağlam mı? Deprem dayanıklılık testi nasıl yapılır?

Mimarlar Odası'nın şimdiden 'Büyük Trajedi' diye andığı İstanbul depremi için risk artarken, birçoğumuzun aklında sürekli aynı soru var: Oturduğum bina depreme dayanır mı? İşte bu soruya güvenilir bir yanıt alabilmek için yapmanız gerekenler...

Beril Köseoğlu  bkoseoglu@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – İstanbul’da geçtiğimiz hafta meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki depremin ardından, milyonlarca kişinin aklında aynı soru var: Oturduğum bina sağlam mı? Beklenen büyük deprem öncesinde evimin dayanıklılığını nasıl test ettirebilirim?

‘BURALAR HEP KAYALIKMIŞ’ YETERLİ Mİ?

Ancak bir de mahalle tevatürünü bilimsel doğru sayanlar, kaderciliği bilinçli olarak reddedenlerin ‘kaderiyle’ oynama hakkını kendinde görenler var. “Teste ne gerek var”; (çünkü) “Zaten buralar eskiden hep kayalıkmış”, “Müteahhit de oturuyorsa sağlamdır”, “Duvarlardan ‘dolu tık’ sesi geliyor”…

‘RAPOR YÜZÜNDEN YIKILIRSA EVSİZ KALIRIZ’ KORKUSU YAYGIN

Tipik bir ‘hikâye’ de aşağı yukarı şöyle gidiyor: “Bizim bina 80’lerde inşa edilmiş bir aile apartmanı. Ana taşıyıcı kolonun olmadığını (!) söylüyorlar, korkuyorlar. Üstelik sonradan bir kat daha çıkmışlar. Fakat ‘Yıkılırsa evsiz kalırız’ diye resmi bir şeye bulaşmak istemiyorlar. Tek dileğim deprem sırasında aileden kimsenin evde olmaması.”

‘SANKİ SIĞINMACI TEKNESİNDEN METEOROLOJİ TAKİP EDİYORUZ’

Oysa önümüzde, zamanı bilinmese de gerçekleşeceğinden ve büyük bir yıkıma yol açacağından emin olunan, Mimarlar Odası’nın adını çoktandır ‘Büyük Trajedi‘ koyduğu bir deprem var. Deprem konusunda birçok çalışmaya aktif olarak katılmış mimar Korhan Gümüş, “99 depreminden çok daha büyük bir felaketin olacağı kesin. Ancak soruna baktığımızda afetler karşısında çaresizleştirilmiş insanlardan söz edebiliriz” diyor ve yapılması gerekeni şöyle özetliyor:

“Sığınmacılar teknesinde meteoroloji haberlerini takip etmek, fırtına olmasın ve batmasın diye dua eden çaresizler gibi davranmak, hareket etmek yerine sorunun insan eliyle yapılan kısmına bakmamız gerekiyor.”


8 SORUDA DEPREM DAYANIKLILIK TESTİ

Peki yaşadığınız binanın sağlamlığından nasıl emin olacaksınız? Binanızın hastanelere veya deprem toplanma alanlarına giden yolları kapatmayacak şekilde mahallenizin de başına çökmeyeceğini nasıl garanti edeceksiniz? İşte deprem dayanıklılık testi için bilinmesi gerekenler:

1- BİNAMI TEST ETTİRMEK İÇİN NEREYE BAŞVURACAĞIM?

Yaşadığınız binanın depreme dayanıklılığını test ettirmek için önünüzde iki yol var: Belediye, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Kaymakamlık gibi resmi kurumlara başvurmak veya özel bir şirketle anlaşmak.

Birçok belediyenin deprem laboratuvarı yok ve zaten nihai denetim yetkisi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda. Dolayısıyla birçok vatandaşın ilk aklına gelen merci olarak belediyeye müracaat ettiğinizde, evinize gönderilen teknik elemanlar sadece gözle inceleme, bir tür hasar tespit çalışması yapıyor. Bu incelemenin sonucunda, binanızda ağır hasar tespit edilirse tahliye kararı verilebiliyor.

Ağır hasar olmasa bile sorunlar gözlenirse, ‘yasa kapsamında teknik üniversiteler, İnşaat Mühendisleri Odası veya Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan lisans almış yapı denetim firmalarına hızla müracaat edilmesi’ isteniyor. Yani, Beşiktaş Belediyesi İmar Müdürlüğü’nden bir yetkilinin ifadesiyle, “Yerel yönetimler aslında devletin sağlık ocakları gibi. Binayı detaylı inceleyecek olan, bakanlığın yetkilendirdiği kuruluşlar.”


2- DENETİM FİRMASINI DOĞRU SEÇMEK NEDEN ÖNEMLİ?

Yeni yapılan binalarda yapı denetimi, mevcut binalardaysa deprem risk analizi, Türkiye’de 1999 depreminden sonra başlı başına bir sektör haline gelmiş durumda. Uzmanlar, mevcut binalarda denetimlerin ‘hakkıyla yapılmadığında’ neredeyse hemfikir. Bu durum iki anlama gelebiliyor:

Birincisi, esasında yıkılması illa ki gerekmeyen, sağlam ama rant potansiyeli bulunan binalar için ‘son yönetmeliğe uygun değil’ diye yıkım kararı verilebiliyor. Birçok kişi bu nedenle kentsel dönüşüme şüpheyle yaklaşıyor ve gerekli testleri resmi makamlar üzerinden yaptırmaktan kaçınıyor.

İstanbul özelinde bakıldığında, mimar Korhan Gümüş bu ilk sorunun yol açtığı yeni sorunları şöyle anlatıyor: “Çare diye sunulan kentsel dönüşüm mesela depreme en dayanıklı yığma yapıları yok etti önce. Üniversite adını kullanan bir takım sahtekarlar para karşılığı rapor veriyorlar.” Gazete Duvar’a konuşan mimar Oktay Şahin ise “Yeni yönetmelik nedeniyle resmi denetimde illa ki yıkım kararı çıkıyor, doğru. Ama güvenilir bir firma aracılığıyla da test yaptırabilirsiniz” diyor.

İkincisi, – ki bu durum yeni binalar için geçerli- yapı denetim sisteminin kendi içinde birçok sorun barındırıyor olması. Gazete Duvar’a isim vermeden konuşan bir inşaat mühendisi, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı adına yapı denetimi yapılan firmalar çok suistimal edildi. Belediyeler birçok vakada tanıdık yapı denetim firmalarını referans gösterdi, ‘Onların raporu bir günde geçer’ dedi. İnsanlar da ‘Kime yaptırayım da sorun yaşamayayım’ mantığıyla bu firmaların güvenilirliğini sorgulamadı” diyor.

Dolayısıyla çare, ‘resmi rapor yüzünden evim yıkılır’ diye deprem testini yaptırmamak değil, iyi bir firmaya yaptırmak.


3- DEPREM TESTİ (BİNA PERFORMANS ANALİZİ) YAPACAK FİRMAYI NASIL SEÇMELİYİM?

Eğer birçok kişinin yaşadığı ‘kaderci’ komşu engelini ve maddi sorunları aşıp binanıza deprem dayanıklılık testi yaptırmaya karar verdiyseniz, bu risk analizini göz boyayarak değil, gerçekten hakkını vererek yaptıracağınız firmada aramanız gereken özellikler şunlar:

  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan lisans almamış firmalardan uzak durun (Lisanslandırılmış kurum ve kuruluşların listesine de Bakanlığın internet sitesinden ulaşmak mümkün);
  • Seçtiğiniz firmanın referanslarını, geçmişte üstlendikleri işleri kontrol edin;
  • Mümkünse, incelemeyi yapacak mimar ve mühendislerin deneyimleri hakkında bilgi edinin;
  • Firmanın binayı incelemenin yanı sıra zemin etüdü de yapıp yapmadığını öğrenin;
  • Mümkünse, testi yapacak firmanın kullandığı laboratuvar hakkında da bilgi edinin. Zira, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın internet sitesinde verilen bilgiye göre, “riskli yapı tespiti için malzeme incelenmesinin yapılacağı laboratuvarların Bakanlıkça yetkilendirilmiş olması gerektiğine dair herhangi bir hüküm bulunmuyor.”

4- DEPREM RİSK ANALİZİ NASIL YAPILIYOR?

Güvenilir bir firmayla anlaştınız, binanıza uzmanları çağırdınız. Peki sizi neler bekliyor? Raporunuz kaç günde çıkacak?

Mimar Oktay Şahin, tipik bir risk analizi sürecini şöyle özetliyor: “Önce ön belirtilerine bakılır, iyi bir mühendis ve mimar bu ön gözlemde olası sorunları tespit edilebilir. Gerekirse karot alma yoluna gidebilir.”

Bu süreç ise şöyle işliyor: Firmayla yaptığınız anlaşma veya binanın geçmişine dair bilinenlere dayanarak, bazı durumlarda ekiplerin binayı ayrıntılı bir biçimde incelemesi ve karot almadan röntgen yöntemini kullanması yeterli olabiliyor. Binanın zemini, temeli, kirişleri, duvarları, kolonları ve statik özellikleri üzerinde ayrıntılı inceleme yapılıyor.

Ancak birçok durumda da binanın durumu veya bu incelemenin kesin güven vermesi gerekliliği, yapının ana taşıyıcı kolonlarından, kirişlerinden ve döşemelerden örnekler (karot) alınmasını gerektiriyor. Sonrasında, alınan karot laboratuvar ortamında çeşitli kriterler üzerinden direnç, basınç ve kalite ölçümlerine tabi tutuluyor.

Binaların taşıyıcı elemanlarında kullanılan demirlerin çap, adet ve aralık özellikleri ile nervürlü olup olmadıkları da röntgen cihazlarıyla belirleniyor. Bazı betonarme taşıyıcı unsurlarda sıyırma işlemi yapılarak demirlerin paslanıp paslanmadığı, taşıyıcı elemanların bu nedenle zayıflayıp zayıflamadığı da tespit ediliyor.

Bu depreme dayanıklılık testi sonrasında yapının bilgisayarda üç boyutlu simülasyonu hazırlanıyor ve deprem test raporu yazılıyor. Bu rapor, size binanızın depreme ne kadar dayanıklı olduğunu, hangi bölgelerinin hangi riskleri içerdiğini ve alınması gereken önlemleri gösteriyor.

Uzmanlar, anlaşacağınız firmanın zemin özelliklerini de incelediğinden emin olmanız gerektiğine dair uyarıda bulunuyor.


5- BİNADAN KAROT ALDIRMAK TEHLİKELİ Mİ?

Yaşadıkları binaya deprem dayanıklılık testi yaptırmak isteyenlerle istemeyenler arasındaki bir çatışma noktası da karot alınması. Peki karot aldırmak binaya zarar verir mi?

 

Mimar Oktay Şahin, nihayetinde can güvenliği için yapılan bu işlemi, “Karot almak, bir tür patolojik parça almaya benzer” diye anlatıyor, “Ön belirtiler kanserse, hastadan biyopsi istenmesine benzetilebilir. Yani ön belirtileri sorunlu olan bir binada karot almadan soru işaretleri yanıtlanamaz, yapının sağlamlığı garanti edilemez” diyor.

Uzmanlar, kaliteli bir firma tarafından karot alınmasının binaya zarar vermeyecek şekilde gerçekleştirilebileceğini vurguluyor.


6- BİNA DEPREM TESTİNİN FİYATI NEDİR?

İstanbul’da depreme dayanıklılık testinin fiyatları bölgeden bölgeye değişiyor. Testin maliyeti, hızlı, orta veya kapsamlı mı olacağına göre de değişiklik gösteriyor. Kaliteli ve deneyimli firmaların birçoğu, yapıyı görmeden ve gerekli testleri belirlemeden kesin bir fiyat vermeyi tercih etmiyor.


7 – BİNANIN ZEMİNİ NE KADAR ÖNEMLİ? 

Deprem dayanıklılık testinde genellikle yapının beton ve demir kalitesi, kolon-kiriş sistemi gibi özelliklerinin ‘iyi’ olmasının yeterli olduğuna dair yanlış bir kanı var. Oysa görünürde yeni yönetmeliğe dört dörtlük uysa bile zemin özelliklerine uygun inşa edilmemiş ve hatalı/eksik denetim sonucu kullanılır hale gelebilmiş binalar var. Dolayısıyla, binanızı test ettirirken bu parametreyi de göz önünde bulundurmalısınız. Mimar Oktay Şahin bu konuda, “Örneğin Gölcük depreminde temelden gömülen ama yapı olarak bütünlüğünü koruyan binalar vardı” açıklamasını yapıyor.


8- HÂLÂ DENİZ KUMUNDA MI OTURUYORSUNUZ?

İstanbul’da binlerce yapının çokça dile getirilen ve sessizce ‘Büyük Trajedi’yi bekleyen ortak bir sorunu var: Deniz kumu.

Oysa bazı eski İstanbullular, ‘karşı apartman’ yapılırken beton için getirilen kumdaki deniz kabuklarıyla oyun oynadıklarını dün gibi hatırlıyor. Nihayetinde Ali Ağaoğlu’nun bile, “1970’li yıllarda İstanbul’un Anadolu yakasında yapılan yapıların büyük bir kısmına inşaat malzemesini ben sattım. Kumları Marmara Denizi’nden demirleri hurdadan çektik. O zamanın şartlarında en iyi malzeme buydu. Sadece biz değil tüm firmalar aynı şeyi yapıyordu. Deprem olursa İstanbul’a ordu bile giremez, ölen şanslıdır” itirafına gerek duyduğu bir ülkede yaşıyoruz.

Deniz kumunun tuzlu olması nedeniyle inşaat demirindeki korozyonu hızlandırdığını, içindeki kabuklu deniz canlıları yüzünden betonda tam birleşim sağlamadığını, hava boşluğu oluşturarak mukavemete engel olduğunu ve bu şekilde yapılan binaların büyük çoğunluğunun 30 yaşını geçtiğini unutmayın…