Zırhlı araçlar 10 yılda 63 kişiyi öldürdü!

İHD, zırhlı araçların çarpmaları sonucu meydana gelen yaşam hakkı ihlalleri araştırma raporunu açıkladı. Raporda yer alan verilere göre, son 10 yılda 63 vakanın sonucunda, 16’sı çocuk ve 6’sı kadın olmak üzere toplamda 36 yurttaş hayatını kaybetti.

DİYARBAKIR- İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır şubesi, son 10 yılda zırhlı araç çarpması sonucu yaşanan hak ihlalleri raporunu açıkladı.  Raporda Kürt illerinde 35 yıldır devam eden savaş ve düşük yoğunluklu çatışma hali, gerisinde ağır ve onarımı güç bir toplumsal tahribat oluşturduğu ifade edildi. Raporda, gayrı resmi rakamlara göre 50 binden fazla insanın yaşamını yitirdiği bu süreçte, ağır insan hakları ihlalleri de şiddet ortamının etkisiyle meydana geldiği ve sürekli sistematik bir artış gösterdiği belirtildi.

İHD raporunda bu ölümlerle ilgili olarak, “Son 10 yılda en az 63 zırhlı araç çarpması olayı gerçekleşti. 63 vakanın sonucunda; 16’sı çocuk ve 6’sı kadın olmak üzere toplamda 36 yurttaş hayatını kaybetti. Bu olaylarda yaralanan 85 yurttaştan kimileri ise, fiziksel kayıplarla yaşamını sürdürmek durumunda bırakıldı. Meydana gelen ölüm ve yaralanmaların, en çok çocuk ve yaşlı yetişkinleri etkilediği görülüyor” bilgisi yer aldı.

İHD Diyarbakır Şubesi Başkanı Abdullah Zeytun rapor hazırlanırken, yaygın bir hal almış olan zırhlı araç çarpmalarının olağan bir kaza mı, yoksa resmi hata ve ihmallerin bir sonucu mu, sorularına yanıt almanın hedeflendiğine dikkat çekti. Ayrıca raporda, “Zırhlı araçlar; kullanım amacına göre farklı boyutlar ve özelliklere sahiptir. Yüksekliği, genişliği ve sivil araçların aksine uzun süreli kullanım deneyimine bağlı olan zırhlı araçların, kent trafiğine uyumluluğuna dair ulaşılmış olumlu tespitler var mıdır? Varsa bile kamuoyunca bilinmemektedir” tespiti yapıldı.

ÖLÜMLER…

Raporda ölümlerden sonra sorumluların savunmalarıyla ilgili şu ifadelere yer verildi:

– 14 Haziran 2017 tarihinde Diyarbakır’ın Lice ilçesinde zırhlı aracın çarparak öldürdüğü Pakize Hazar davasında, olay sırasında zırhlı araçta bulunan bir askerin ‘zırhlı araçların patlamaya dayanıklı olan araçtan dışarıdaki sesin kolay kolay duyulmadığını, ancak çok yakında ve yüksek sesle bağırılması durumunda bu sesin duyulacağı’ şeklinde beyanlarda bulunması,

– 27 Nisan 2016 tarihinde Diyarbakır kent merkezi Gevran Caddesi’nde askeri zırhlı aracın çarparak öldürdüğü 55 yaşındaki Hatun Elhuman davasında, sanık kolluk kuvvetinin avukatı ‘Söz konusu olayın gerçekleşmesinde müvekkilim kusurlu değildir. Buradaki olay tamamen yayanın ağır kusurundan kaynaklanmaktadır. 2.50 metre ön cam yüksekliği olan kirpi aracını kullanan müvekkilimin maktulü görmesi beklenemez. Maktul aracın kör noktasından gelmektedir. Biz ATK raporunu kabul etmiyoruz.’ şeklinde yapmış olduğu müdafi savunması,

– Zırhlı araçların kent trafiğinde kullanımını olanaksız kıldığını göstermekte, uygunluğunun ihmalleri ve ihlalleri yüksek oranda ortaya çıkarma olasılığına sahip olduğunu göstermektedir.
Zırhlı araçların, sivil araçlarla kıyaslandığında fonksiyonel olarak sürüş ve manevra kabiliyeti açısından daha etkin bir tecrübe ve beceri gerektirdiği, ancak zırhlı araç sürücülerinin kolluk kuvveti olması ve eğitim sürecine tabi olup olmadıklarına dair yeterli ve güçlü bilgiler kamuoyu tarafından bilinmemektedir. Zira,

– 3 Mayıs 2017 tarihinde Şırnak’ın Silopi ilçesine bağlı Karşıyaka mahallesinde, gece saatlerinde bir evin duvarının delmesi sonucu, 7 yaşındaki Muhammed ve 6 yaşındaki Furkan Yıldırım kardeşlerin ezilerek öldüğü davada, sanık olarak yargılanan kolluk görevlisinin zırhlı araç sürücü belgesine sahip olmadığı, ancak buna rağmen zırhlı aracı kullanmakla görevlendirdiği anlaşılmıştır.

‘TRAFİK KAZASI ÖN KABUL’

Rapordaki bilgileri paylaşan Diyarbakır İHD Şube Başkanı Abdullah Zeytun, şunları söyledi: “Zırhlı araçların yerleşim mekânlarında kullanımının artırılması ve hukuki-idari denetimden yoksun bir şekilde kullanılması sonucunda gerçekleşen olaylar, tüm hatları ve niteliği ile bir suç teşkil etmesine karşın fail/faillerin yasama, yürütme ya da yargı birimleri tarafından doğrudan ya da kanun hükümleri kullanılarak yargılamadan muaf kılınması veya olması gerekenden daha az cezaya mahkûm edilmesi sağlanıyor. Zırhlı araç çarpması nedeni ile hazırlanan dosyalarda, idari ve adli soruşturmaların eksik, yanlı ve fail/failler konumundaki kolluk birimini aklayacak şekilde, bilgilerin yine ilgili kolluktan temin edilerek oluşturulduğuna rastlanılmıştır. Soruşturma makamlarının eylemin oluşumundan itibaren, zırhlı aracın sürücüsü kamu görevlisinin görevi icrasında gerçekleşen trafik kazası ön kabulü ile hareket ettikleri görülmüştür.”

‘TEDBİRLER GELİŞTİRİLSİN’

Zeytun, bu konulara dikkat çekeceklerinin altını çizerek son olarak şöyle devam etti: “Ülkemizde uzun yıllardır devam eden silahlı çatışma ortamı ve bu ortamın yarattığı hallerin sivil hayata sirayet eden tehlikeli etkilerine dikkat çekmeye çalıştığımız bu raporla amacımız, yaygın bir hal alan zırhlı araç çarpması vakalarının önlenmesine dair tedbirlerin geliştirilmesini sağlamaktır. Yaşam hakkının kutsal olduğuna inanan ve bunu her fırsatta ifade eden insan hakları savunucuları olarak bizler; yaşam hakkının tehdit altında olduğu her konu ve durumla ilgili, raporlama ve tespit çalışmalarımızı sürdürerek kamuoyunu bilgilendirmeye ve yaşam hakkına saygıyı korumaya ve geliştirmeye devam edeceğiz.” (DUVAR)