Suriyeliler anlatıyor: Türk askerini Suriye'ye biz göndermedik

Türkiye'de yaşayan Suriyeliler son günlerde maruz kaldıkları ırkçı saldırılar karşısında endişeli. Sosyal medyada ve sosyal hayatta hedef haline gelen Suriyeliler, en çok iki soruyla karşılaştıklarını söylüyor: "Suriyeli misin?" ve "Neden savaşmadın?" Türkiye'deki Suriyelilerle neler yaşadıklarını konuştuk.

Ferhat Yaşar

DUVAR – Türkiye’deki Suriyelilere karşı ırkçı saldırılar sürüyor. En son geçtiğimiz günlerde İstanbul Küçükçekmece’deki İkitelli mahallesinde, bir çocuğun taciz edildiği iddiaları, Suriyelilere yönelik linç girişimine dönüştü. Suriyeliler de ülkedeki her olumsuz durumda isimlerinin anılmasından rahatsız. Gittikleri çoğu yerde aynı iki soruyla karşılaştıklarını söyleyen Suriyeliler, bunları da şöyle sıralıyor:

1) Ne zaman gideceksiniz?
2) Neden savaşmadınız?

‘SURİYELİ MİSİN, NE ZAMAN GİDECEKSİN?’

İstanbul’da 5 yıldır yaşayan ve bir üniversitede ders veren M.C., adlı Suriyeli bir kadın akademisyen, son dönemde Suriyelilere karşı başlatılan linç girişimlerinin tehlikeli bir hal aldığını söylüyor. M.C., iki yıl önce Lübnan’da katledilen Suriyelileri örnek göstererek, “Lübnan’da ‘Suriyeliler gitsin’ diye katliam yaptılar. Bir bakan sürekli ‘Suriyelileri istemiyoruz’ diyordu. En sonunda halk Suriyelilere karşı kitlesel olarak saldırdı.”

Geçtiğimiz haftalarda evinin bahçesinde otururken üzücü bir olay yaşadığını anlatan M.C. bu olayı da şöyle anlatıyor: “20 Haziran’da annemle bahçede oturuyorduk. Annem namaz kılmak için yanımdan ayrıldı. Oturduğum evin karşısında da bir kadın vardı. Bana sürekli ters ters bakıyordu. Sonra bana sert bir ses tonuyla ‘Suriyeli misin?’ diye sordu. ‘Evet’ yanıtını verince ‘Ne zaman Suriye’ye gideceksin?’ diye devam etti. Birinci soru ‘sen Suriyeli misin, ikinci soru siz ne zaman döneceksiniz?’ oldu. Çok üzüldüm. Kalbime sanki bıçak saplandı.”

M.C., kadının sorularına şöyle devam ettiğini söyledi: Erkekleriniz neden savaşmadı? M.C. bu soruya ise şu yanıtı verdiğini söylüyor: “Sen nereden biliyorsun savaşmadıklarını, ailemden kaç kişi savaşa gitti biliyor musun, diye sordum. Konuşma bittikten sonra ağlamak istedim. Bazı Türkler gerçekten çok iyiler ve biz onları bir aile olarak hissettik ama çoğu Suriyelileri hiç sevmiyor. Şimdi onlar sosyal medyada görüp okuyorlar. Suriyelilerle ilgili fikir alıyorlar. Ne zaman bir Suriyeli görseler kötü davranıyorlar. Bizi dinleseler böyle olmayacak. Her millette iyi ve kötü olanlar var.”

‘ÖZGÜRLÜKÇÜ BİR ÜLKE OLARAK BİLİYORDUM’

“Bir kadın olarak Türkiye’de yaşamak çok zor” diyor M.C. ve Türkiye’yle ilgili izlenimlerini şu sözlerle anlatıyor: “Bir kadına karşı daha iyi olmaları, merhametli olmaları gerekiyor. Özellikle kadının kadına bunu yapmaması gerekiyor. Şimdi diyorlar ki neden gitmiyorlar? Nasıl gidelim? Orada su yok, elektrik yok. Evlerin neredeyse tamamı yıkılmış. En önemlisi güvenlik yok. Bu bizim için çok zor. Hiç kimse ülkesini bırakıp gitmek istemez. Biz de istemeyiz. Bize bu soruları soranlara ben de sormak istiyorum: Siz evinizi bırakmak ister misiniz? Kesinlikle bırakmazsınız. Ben burasını özgürlükçü ve ırkçı olmayan bir ülke olarak biliyordum. Yani ben çok medeni bir halk olarak biliyordum. Bütün Suriyeliler Türkleri çok seviyordu. Ben ve ailem fakir değildik aslında. Çok zengindik… Ama savaş geldiği zaman sıfırdan başlıyorsun ve günün birinde biri gelip diyor ki: ‘Siz ne zaman evinize döneceksiniz? Bu soru o kadar can yakıyor ki… Onlar o soruyu öfkeyle sorarken biz parçalanmış bir kalbin acısıyla cevap vermek zorunda kalıyoruz: Savaş biter bitmez. Türkiye her zaman bizim için örnek bir ülkeydi. Eskiden hayalim Türkiye’de yaşamaktı ama artık değil, çünkü yoruldum.”

‘MUTLAKA GİDECEĞİZ…’

Türkiye’de yaşayan bir başka mülteci olan Nezir Ç. de Suriye’de savaş biter bitmez ülkesine geri döneceğinin altını çiziyor. Nezir Ç. şöyle devam ediyor: “Elbette yakında gideceğiz. Hiçbir ülkede kalmayacağız. Ülkemizde henüz geçimimizi sağlayacak bir potansiyel bulamadık. İş, istihdam ve altyapı tamamen çökmüş. Ülkemiz şu an insanlarına bakacak bir devletten yoksun. Hatta insanlıktan yoksun bir yer. Hiçbir yerde kalmayacağız. Fakat biz bunları bulamadık. Çünkü baskıcılar, zulüm ve iç savaş her şeyi mahvetti. Suriye’de yaşamanın devamını sağlayacak bir altyapı yok şu an. Ama mutlaka gideceğiz.”

‘BİZİ TÜRKLERE KARŞI BİR FIRSAT OLARAK GÖRÜYORLAR’

‘Suriyeliler yüzünden iş bulamıyoruz, Suriyeliler yüzünden evlerin kirası uçtu, ülkemizi elimizden aldılar…’ Suriyelilerin en çok karşılaştığı söylemler. Suriyeli Beşar Halim, “Patronlar, ev sahipleri bizi Türklere karşı bir fırsat olarak görüyorlar” diyor: “Bizi hedef tahtasına koyuyorlar. Ucuz çalışıyoruz ama mecburuz. Patronlar bu konuda fırsatçılık yapıyor. Biz de mecbur kaldığımız için çalışıyoruz. Çalışmasak bir ay sonra evden atılırız. İki ay sonra sokakta çoluk çocuk açlıktan perişan oluruz.”

Halim, Suriyeli oldukları için iş yerlerinde mobbing’e maruz kaldıklarını da anlatıyor. Halim, Türkiyelilerle aynı iş yerinde çalıştıklarını fakat farklı uygulamaya maruz kaldıklarını söylüyor: “Mesela Türkler maaşların iyileştirilmesi için patronlarla konuşuyor. Patronlar da, ‘İsterseniz gidebilirsiniz. Ben de Suriyeli çalıştırırım. Hem ucuz hem sigorta masrafları yok’ diyor. Bu hem Türkler için hem bizim için kötü sonuçlara neden oluyor. Devletin bununla ilgili bir düzenleme yapması gerekiyor. Biz de iş yerinde Türklerle karşı karşıya geliyoruz. Bu sadece fırsatçı patronlar için değil, fırsatçı ev sahipleri için de geçerli. Sonra bize diyorlar ki, ‘Burada rahatlık var o yüzden gitmiyorlar.’ Ne rahatlığı? Rahatlık yok, güzel bir tarafı da yok. Çünkü bizi çok istismar ediyorlar. Patronlar ve kiracılar bizi bir fırsat olarak değerlendiriyorlar. Her iki tarafa da yazık oluyor. Biz misafiriz. Savaş biter bitmez hemen gideriz.”

‘TÜRK ASKERLERİNİ BİZ GÖNDERMEDİK’

Amir isimli bir başka Suriyeli ise, ‘Bizim askerlerimiz Suriye’de savaşıyor, Suriyeliler ise nargile keyfi yapıyor’ söylemine tepki gösteriyor: “İnsanın en kıymetli şeyi vatanıdır. ‘Suriyeliler keyif yapıyor asker onların ülkesinde savaşıyor’ diyorlar. Bunun bizimle bir alakası yok. Bu hükümetin bir politikası. Bizim üzerimizden Kürtlere karşı oldukları için Suriye’ye girdiler, bizim için değil. Bakın yine askeri yığınak yapıyorlar sınıra. Bizim için mi? Hayır Kürtlerle savaşmak için. Türk askerlerini biz göndermedik. Ailelerimizden birçok kişi öldü. Bari geride kalanlar yaşasın. Siz olsanız ne yapardınız? Biz sadece yaşamak istiyoruz. Esad’ı ya da muhalifi desteklesek ne olur? Ülkemiz harap oldu bunlar yüzünden.”

Amir son olarak sosyal medyada Suriyelilere karşı yapılan linç hakkında şöyle konuşuyor: “Kışkırtmalar sosyal medyadan yapılıyor. Bir şey olsa hemen ‘Suriyeli’ diyor. Hepsine sorsanız siz gördünüz mü diye ‘Gördük, duyduk’ diyorlar. İkitelli’de böyle üzücü bir olay yaşandı. Biz buraya yaşamak için geldik. Sabah iş, akşam ev. Son zamanlarda bizi gasp etmeye başladılar. Silahla bizi gördüklerinde telefonlarımızı ve paralarımızı alıyorlar ve gittikçe artıyor. Ama kimse bunu haber yapmıyor. Bir Suriyeli ufak bir hata yapsa bütün dünyayı haberdar ediyorlar.”