Ece Özbaş: Çocuk söz konusuysa cinsellik söz konusu olamaz

'Çocuğa cinsel istismar' içeren ifadelerin bulunduğu iddia edilen Zümrüt Apartmanı kitabı kamuoyunda tartışmalara neden oldu. "Çocuk söz konusuysa cinsellik söz konusu olamaz" diyen ve kitapla ilgili suç duyurusunda bulunulmasına aracı olan editör, yazar Ece Özbaş ile yaşananları konuştuk.
"Edebiyat dünyasına çağrım şu: Konforlu alanınızı bırakın."

Meltem Dağcı

DUVAR – Kurgu Kültür Merkezi Yayınları tarafından yayınlanan Abdullah Şevki’nin yazarı olduğu Zümrüt Apartmanı kitabında, ‘çocuğa cinsel istismar’ içeren ifadelerin bulunduğu iddia edildi. Şevki ‘müstehcenlik’ suçundan tutuklanması istemiyle sevk edildiği mahkeme tarafından adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakıldı. Dün gözaltına alınan yayınevi sahibi Alaattin Topçu da adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest kaldı.

Kamuoyunda tartışmalara neden olan bu olayın ardından kitapla ilgili suç duyurusunda bulunulmasına aracılık eden editör ve yazar Ece Özbaş ile yaşananları konuştuk. Özbaş, “Edebiyat dünyasına çağrım şu: Konforlu alanınızı bırakın. ‘Aman bana bir şey olmasın, ödüllü bir yazarım ben, kariyerim mahvolur’ diye düşünmeyin. Entelektüel kelimesine layık olun. Bu ülkenin gerçek ‘aydın’lara ihtiyacı var, bu ülkenin sağduyuya ihtiyacı var” dedi.

Zümrüt Apartmanı adlı kitapta “Çocuk ve Küçük Oyuncak Ayısı” isimli yazıyı okuduğunuzda verdiğiniz ilk tepki ne oldu?

Bir yazar arkadaşım danışmak için öyküyü yolladığında önce inanamadım. Kanım dondu diyebilirim, adına sanat denmesi ve kişinin ‘entelektüel’ yaftasını kuşanması beni iyiden iyiye delirtti. “Kirli Gerçekçilik” ürünüymüş söz konusu cümle israfı dizilim. Adına kitap diyemiyorum doğrusu, kişiyi de yazar sıfatına sokamıyorum. Ben bu rezillikle uğraşacağım, dedim kendi kendime.

‘İKİ GÜN FELÇ OLMUŞ GİBİ DOLAŞTIM’

Kitapla ilgili suç duyurusunda bulunmanızın ardından neler yaşandı? 

Hafta sonuna denk geldiği için hemen suç duyurusunda bulunamadık, ama STK’ları bilgilendirdik, gazetecilere haber verdik, hemen herkes sessiz bir işbirliğiyle, isimlerini bilmediğim o kahraman kadınlar sayesinde bir aşama kaydettik. Yayıncı haberdar oldu, avukatı aradı, şahane bir azar yedim, laf söz dinlemiyor, telefonu kapattım. Mesajları sebebiyle bir ara öyküyü kendim yazmışçasına edep ettim. Öyle çok şaşırdım ki anlatamam yaklaşık iki gün felç olmuş gibi dolaştım. Ve olay ortaya çıktığında güneş yeniden doğdu.

‘TEK DERDİMİZ GELECEK NESİLLERİ FİZİLSEL, ZİHİNSEL VE RUHSAL OLARAK DÜNYAYA HAZIRLAMAK’

Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı İle Mücadele Derneği (UCIM) tarafından “Kitabın toplatılması, yazarın ve yayınevinin gerekli cezayı almaları için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur” açıklaması yapıldı. Bu gelişmeyle ilgili söyleyecekleriniz nelerdir?

40’lı yaşlarımın ortasını biraz aştım, benden yaşı küçükse de her emeği geçen o kadınların ve erkeklerin bizzat ellerinden öperim. Cesaretle atılan her adım ve menfaat gütmeksizin yapılan her eylem değerini bulur. Kimsenin zerre menfaati yok, tek derdimiz toplumun aydınlanması ve gelecek nesilleri hem fiziksel, hem zihinsel, hem de ruhsal olarak dünyaya hazırlamak. İyi niyet her zaman karşılık bulur. Susmak bir eylem değildir.

Konuyla ilgili adım attığınızdan itibaren desteğini gördüğünüz kişiler/kurumlar oldu mu?

Nuray Toprak bir kahramandır. Onun sayesinde büyük bir yol aldık. Avukat Begüm Hanım Pazar gününü bize yön vermekle geçirdi. Ve tabii -ismini vermek istemiyorum, çünkü şu anda hala tehdit ediliyor- öyküyü okuyup saf bir niyetle danışmak için bana yönlendiren yazar arkadaşımız. O da çok taciz edildi, dediğim gibi hala tehdit ediliyor.

‘BU ÜLKENİN SAĞDUYUYA İHTİYACI VAR’

Son olarak, edebiyat dünyasına çağrınız ne olur?

Edebiyat dünyasına çağrım şu: Konforlu alanınızı bırakın. “Aman bana bir şey olmasın, ödüllü bir yazarım ben, kariyerim mahvolur,” diye düşünmeyin. Entelektüel kelimesine layık olun. Bu ülkenin gerçek ‘aydın’lara ihtiyacı var, bu ülkenin sağduyuya ihtiyacı var. Bu ülkenin entelektüel kibre bürünen yazarlara ihtiyacı yok. Yetişkin kadın erkek ilişkisine dair öyküler, romanlar elbette kaleme alındı, alınıyor. Ama çocuk söz konusuysa cinsellik söz konusu olamaz. Bu süreçte o kadar çirkin cümleler duydum ki o entelektüel kılıfına girmeye çalışanlar adına ben utanıyorum. Susuyorlar ve kenardan izliyorlar. Ben de onları izliyorum.