İHD İzmir Şubesi: Ölülerin de kırmızı karanfillere ihtiyacı vardır

Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası'nda İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi, Türkiye'de kayıpların bulunması ve faillerin yargılanması için çağrıda bulundu. Türkiye'de sekiz yüz insanın gözaltından kaybedildiğini hatırlatan İHD İzmir Şubesi’nden Caner Canlı, "Ölülerin de kefene, toprağa, mezara, kırmızı karanfillere... ihtiyacı vardır" dedi.

Google Haberlere Abone ol

İZMİR- İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi, 17-30 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası nedeniyle Konak Eski Sümerbank önünde yaptığı açıklamada kayıpların bulunması ve faillerin yargılanması çağrısı yaptı.

“Kayıplar Vicdanındır Sahip Çık”, ‘’Kayıplar Belli Failleri Nerede’’ pankartlarının açıldığı açıklamaya kayıp yakınları ve İHD üyelerinin yanı sıra, sivil toplum kuruluşları da destek verdi. İHD İzmir Şubesi’nden Caner Canlı’nın konuştuğu eylem, polis ablukası altında gerçekleşti.

İnsan Hakları Derneği’nin 17 Mayıs ile başlayan haftayı ‘’Kayıpları Anma Haftası’’ olarak kabul ettiklerini ifade eden Canlı, "Derneğimiz inatla ve ısrarla ‘Kayıplar bulunsun, failler yargılansın’ düşüncesini savunmaya devam etmektedir. Çünkü canlıların; eşitliğe, özgürlüğe, barışa, sevgiye, ekmeğe, suya, kitaba, yeşile gereksinimleri olduğu gibi ölülerin de gereksinimleri vardır: Kefene, toprağa, mezara, kırmızı karanfillere...’’ dedi.

'TOPLUMSAL MUHALEFET SUSTURULMAYA ÇALIŞILIYOR'

Bir devlet politikası olarak gözaltında kaybetmenin, toplumsal muhalefete yönelik sistematik saldırı yöntemlerinden biri olduğunu savunan Canlı, ‘’Bu kirli yöntemi uygulayan devletler, sisteme karşı aktif mücadele içinde olan insanları gözaltına alıp kaybederek, toplumda kaygı, belirsizlik ve korku yaratmakta ve böylece toplumsal muhalefet susturulmaya çalışılmaktadır. Örgütlü işçiler, sendikacılar, gazeteciler, aydınlar, yazarlar, hukukçular, kısacası toplumun her kesiminden insanlar bu saldırının hedefi olabilmektedir. Gözaltına alınan kişiler genellikle işkence ile katledilmekte ve gizli bir yere gömülerek, cesetleri ortadan kaldırılmaktadır. Geçen yüzyılda Hitler faşizminden Latin Amerika’da ABD destekli diktatörlüklere kadar yüz binlerce kişinin katledildiği bu yöntem, dünden bugüne Türkiye’den Sri Lanka’ya, Pakistan’dan Irak’a, Suriye'den ve Mısır’a kadar dünyanın çeşitli bölge ve ülkelerinde düzen muhalifi insanlara karşı hala uygulanmaktadır’’ diye konuştu.

FAİLLER CEZASIZLIK ZIRHI İLE KORUNMAKTADIR

Gözaltında kaybedilenlerin büyük çoğunluğunun akıbetinin hala ortaya çıkarılamamasının nedeninin bu ülkelerdeki gerici-faşist ve uluslararası alandaki burjuva hukuk sistemi olduğunu vurgulayan Canlı şöyle devam etti:

‘’Egemenler insanlığa karşı işledikleri bu suçun faili olarak tüm kayıp yakınlarının ve hak savunucularının ısrarlı mücadeleleri ile suçüstü yakalanmışlardır. Ancak, failleri cezasızlık zırhı ile korunmaktadırlar. Cumartesi Anneleri ilk kez 27 Mayıs 1995’te İstanbul’da Galatasaray Meydanı’nda oturmaya başladıklarında, gözaltına alınıp öldürülen Hasan Ocak, Kimsesizler Mezarlığı’nda 10 gün önce bulunmuştu. Yürütülen Hasan Ocak kampanyasından hareketle kayıplara karşı mücadelenin uluslararası düzeyde ele alınması amacıyla, bir yıl sonra İstanbul’da gözaltında kayıplara karşı uluslararası bir kurultay toplandı. 17-19 Mayıs 1996 tarihleri arasında tüm baskılara, gözaltılara rağmen toplanan Uluslararası Gözaltında Kayıplar Kurultayı, Arjantinli Plaza De Mayo Anneleriyle Cumartesi Annelerini ve dünyanın birçok yerinden kayıp ailelerini bir araya getirdi, acılar kadar mücadele deneyleri de paylaşıldı’’

ÜLKEMİZDE BAZI ÖLÜLERİN MEZARLARI OLAMADI

İHD raporlarına göre sekiz yüz insanın gözaltında kaybedildiği bilgisini veren Canlı son olarak şunları söyledi:

‘’İşte mücadele bu nedenledir: ülkemizde bazı ölülerin mezarları olamadı, bulunamadı. Onların anneleri, kardeşleri; ölüm günlerinde ziyaret edecekleri bir avuç toprak, çevresinde toplanacakları bir mermer, üzerinde doğum tarihi ve sevdiği şiirden bir dizenin yazıldığı taştan bile yoksunlar.’’

‘’Bu kaybedilen kişilerin ne oldukları, hangi düşünceleri savundukları bize göre önemli değildir. Sadece insan olmaları yeterlidir. Ne yazık ki devletin bu ayıbı hala devam etmektedir. İHD Genel Merkezi'ne son 2 yıl içinde 15 şubemize ise iki başvuru yapılmıştır. Çünkü aileler yakınlarının ne ölüsüne ne dirisine ulaşamamışlardır. Kaybedenler bir gün mutlaka yargılanacaklar, yargılanmadan ölseler bile tarih onları nefretle anacaktır. İnsan Hakları Derneği bu konuda çalışmalarına, mücadelesine devam edecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın....’’

Açıklamanın ardından kayıpların anısına denize karanfil bırakıldı. (DUVAR)