Metin Topuz'un tutukluk halinin devamına karar verildi

Tutuklanması nedeniyle ABD ve Türkiye arasında vize krizi yaşanan ABD Konsolosluğu görevlisi Metin Topuz'un dördüncü kez hakim karşısına çıktı. Topuz'un tutukluluğunun devamına karar verilirken ABD Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Hovenier, "İnandırıcı delil göremedik. Bu konuda çabuk şeffaf ve adil çözümüne ilişkin çağrımızı tekrarlıyoruz" dedi. 

DUVAR – FETÖ davalarında yargılanan eski polis müdürleri ve askerlerle irtibatı olduğu gerekçesiyle tutuklanan ve Türcasuslukla suçlanan ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Metin Topuz’un yargılandığı davaya devam edildi. Görüşmelerinin ABD Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi’ndeki (DEA) tercümanlık görevi kapsamında olduğunu söyleyen Topuz, suçlamaları reddetti. Topuz’un tutukluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, davayı 28 Haziran’a erteledi.

Duruşmanın ardından açıklama yapan ABD Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Jeffrey M. Hovenier, “ABD hükümetinin bu davaya nasıl baktığını açıklayacağım. Topuz’un suç işlediğine dair inandırıcı delil göremedik. Ve bu konuda çabuk şeffaf ve adil çözümüne ilişkin çağrımızı tekrarlıyoruz Türk yetkililerine” dedi.

İstanbul 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dördüncü duruşmaya, tutuklu sanık Metin Topuz ve avukatları katıldı. Müşteki Ahmet Davutoğlu’nun avukatının hazır bulunduğu duruşmayı, ABD Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Jeffrey M. Hovenier, ABD’nin İstanbul Başkonsolosu Jennifer L. Davis ve ABD’li gazeteciler de izledi.

EMNİYET: TOPUZ KENDİNİ SOYUTLAMAYA ÇALIŞIYOR

Duruşmada, celse arasında mahkemeye gönderilen belgeler okundu. Emniyet Genel Müdürlüğü’ne, “KOM birimlerinde görev yapan emniyet personelinin Amerikan Federal Narkotik Teşkilatı’yla ortaklaşa yürütülen soruşturmalar çerçevesinde ve iş birliği kapsamında ABD veya başka ülkelere resmi ziyaret gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin sorulmasına” yönelik yazılan yazıya cevap verildi.

Yazıda, “Topuz ile birlikte dönemin emniyet yetkililerin Aralık 2011, Nisan 2012 ve Ağustos 2013’de gerçekleştirdikleri ABD seyahatleriyle ilgili kayıtlar olduğu ancak kayıtlarda ABD’den dönüşlerden sonra yapılan görevle ilgili herhangi bir rapora rastlanmadığı” bilgisinin olduğu dile getirildi.

Raporu yazan emniyet müdürünün, yazıda Metin Topuz ile ilgili, “Metin Topuz’un FETÖ soruşturmasından kendisini soyutlamaya çalıştığı düşünülmektedir” ifadesini kullandığı da tutanağa geçirildi.

‘3 ZİYARETLE İLGİLİ EMNİYET RAPORLARI VAR’

Gelen belgelere karşı beyanı sorulan Metin Topuz, gelen yazılı cevapta, “ABD’ye seyahat eden görevlilerin dönüşte herhangi bir rapor hazırlamadıkları” yönünde bilgi verildiğini hatırlatarak, “Dönemin emniyet görevlileri Adem Fidan ve Ramazan Özbek ile birlikte ABD’ye gittiğimizde, soruşturma konusu olan Tamer Ergüven’e (araç kaçakçılığı soruşturması) ait ifadeler, tutanaklar zaten mevcut” dedi.

3 ziyaretin raporlarının olduğunu belirten Topuz, “Niye gittiğimiz belli zaten. ABD’ye gerçekleşen 3 ziyaretle ilgili emniyet raporları var. ABD Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi’ndeki görevlilerin rapor yazıp yazmadıklarını ben kontrol edemem” diye konuştu.

Mahkeme heyeti başkanı Cem Karaca, Topuz’a “ABD’teki bir soruşturma için 2011 ve 2012’de gidilmesinin ardından tekrar 2013’de gidiliyor. 2012 Nisan’dan 2013 Ağustos’a kadar nasıl bir ihtiyaç hasıl oldu soruşturmada da savcı ABD’ye götürüldü? Bu hayatın olağan akışına uygun mu?” sorusunu yöneltti.

‘DEA’DA KARAR MERCİİ DEĞİLDİM’

“Soruşturmadaki detaylar bunlar. Nasıl yürütüldüğünü bilmiyorum” diyen Topuz, “Ramazan Özbek, soruşturulan şahısa e-posta hesabımdan sorular soruyordu, biz de tercüme edip iletiyorduk. Bu da o dönemki müdürüm Jason Sanders ve emniyet müdürü Yakub Saygılı arasında yapılan toplantı sonrası alınan bir karardı. Ben, ABD Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi’nde (DEA) karar mercii değildim hiçbir zaman. Bana görev veriyorlar, ben de yapıyorum” ifadelerini kullandı.

‘EMNİYET MÜDÜRÜNÜN YAZIDA KANAATİNİ BİLDİRME YETKİSİ YOK’

Beyanı sorulan Metin Topuz’un avukatı ise, İstanbul Emniyet Genel Müdürlüğü’nden gelen yazılı cevabı eleştirerek, “Yazıyı yazan emniyet müdürü mahkemece sorulan soruya karşılık kanaatini sunuyor. (Metin Topuz’un FETÖ soruşturmasından kendisini soyutlamaya çalıştığı düşünülmektedir.) Bu kişinin böyle bir yetkisi yok. Bu yazıyı kabul etmiyoruz” dedi.

Söz alan diğer avukatı da, emniyetin yazılı cevabında kötü bir niyet olduğunu savunarak, “Bir emniyet müdürü kalkıp mahkeme başkanına görüşünü bildiriyor. Bu hafzalalarımızın zorlandığı bir nokta” diye konuştu.

‘İDDİANAMEDEKİ YOĞUN İRTİBAT İDDİASI ÇÖKTÜ’

Gelen başka bir yazıda Topuz’un, 10 yıl içinde 56 kişiyle bin 287 kez görüştüğü tespiti yer aldığını aktaran avukat, “Bizim incelememizde ise farklı kişilerden 65 muhatapla 2 bin 458 görüşmesinin olduğu görülebilir. Birçok emniyet yetkilisi ve görevlisi var görüştüğü. Emniyetteki isimlerle birlikte toplam 3 bin 500 görüşme kadar oluyor. Emniyet listesinde sabit hat görüşmeleri yok ama bizim listemizde var. Böylece iddianamedeki ‘yoğun irtibat’ iddiası çökmüş oluyor” ifadelerini kullandı.

“Aynı şekilde, yurt dışı görevlendirme listesinde de eksiklikler var” diyen avukat, “17-25 Aralık’tan sonra Metin Topuz’un da dahil olduğu 7 ayrı soruşturma var. Yani yurt dışına sadece 3 kez gidilmiş değil. Farklı ülkeler ve farklı soruşturmalara da götürülmüştür Metin Topuz’un. Müvekkilimizin savunmasında söylediği her şey ortaya çıkmıştır”dedi.

‘ARAMADA POLİSLERLE TOPUZ ARASINDA DİYALOĞA ŞAHİT OLMADIM’

Duruşmada daha sonra tanıkların beyanının alınmasına geçildi. Metin Topuz’un komşusu olan tanık P.Ş., Metin Topuz’un evinde 25 Eylül 2017’de yapılan aramaya polislerin talebi üzerine hazirun olarak katıldığını belirterek, polislerle Topuz arasında geçen herhangi bir diyaloğa şahit olmadığını ve bir şey görmediğini aktardı.

İddianamede, Adil Öksüz’ün kayınbiraderi olan Ali Sami Yıldırım’ın telefon hattıyla 2015 yılı içerisinde iletişim sağladığı, ByLock kullandığı için hakkında dava açıldığı ve telefon hattıyla Topuz’la 54 kez irtibat kurduğu iddia edilen marangoz Muhittin Özbaşı’nın da tanık olarak beyanı alındı.

Topuz’u yıllardır tanıdığını ve evinin marangozluk işlerini yaptığını kaydeden Özbaşı, “Bizimkisi resmi görüşme değildi. İş gereği kimi zaman telefonda görüşüyorduk. Bazen de bayramlaşma ve kandil mesajı atıyorduk birbirimize. 2017 yılında oğlunu evlendirdiği ve evde yapılacak şeyler olduğu için irtibatımız sıklaştı” dedi.

Kendisi hakkında daha önce ByLock kullandığı gerekçesiyle FETÖ davası açıldığını ve 10 ay tutuklu kaldığı bu davanın halen devam ettiğini de anlatan tanık Özbaşı, “ByLock kullanılan telefon benimdir ancak bir yakınım kullanmıştır. Kapatılan Türkiye Yüksek Tahsil Gençliği Öğrenim ve İhtisas Vakfı’na üyeliği arkadaşım önermişti. 3-4 ay gibi kısa bir süre üye kaldım. Ama biz orada kandırıldık meğer FETÖ’ye müzahhirmiş. Orada aktif bir görev yoktu” şeklinde konuştu.

‘İRTİBATLAR TERCÜMANLIK GÖREVİMLE İLGİLİDİR’

Beyanlara karşı diyeceği sorulan Metin Topuz, ağlayarak, “Kendimi ifade etmeye çalışıyorum. Ben hiçbir suç işlemedim. Bütün bu bahsi geçen, o dönem emniyette üst makamdaki şahıslarla irtibatlarım DEA’daki tercümanlık-asistanlık görevimle ilgilidir. Masumum, tahliyemi talep ediyorum.” dedi.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanık Topuz’un bu halinin devamına hükmederek duruşmayı 28 Haziran’a erteledi.

HOVENİER: İNANDIRICI DELİL GÖRMEDİK

Duruşmanın ardından İstanbul Adliyesi önünde bir açıklama yapan ABD Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Jeffrey M. Hovenier, “ABD hükümetinin bu davaya nasıl baktığını açıklayacağım. Daha önce söylediğimizi tekrarlamak istiyorum. Metin Topuz’un suç işlediğine dair inandırıcı delil göremedik. Ve bu konuda çabuk şeffaf ve adil çözümüne ilişkin çağrımızı tekrarlıyoruz Türk yetkililerine.” ifadelerini kullandı.

NE OLMUŞTU? 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınan ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Metin Topuz, 4 Ekim 2018’de adliyeye götürüldü.

İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen Topuz, “”anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme”, ”devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etmek” ve ”Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçlamalarıyla tutuklandı.

Tutuklama kararının ardından ABD ve Türkiye arasında vize krizi yaşandı. ABD, 8 Ekim 2017’de Türkiye’den vize başvurularını askıya almış, Türkiye de aynı şekilde karşılık vermişti. Görüşmelerin ardından kriz 28 Aralık 2017’de çözülmüştü.

İddianamede Topuz’un, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve gizliliğin ihlali” suçlarından ise 20 yıldan 35 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor. (İSTANBUL/AA)