'Sorunlardan çıkışın bir yolu var: CHP ile uzlaşma'

Gazeteci Murat Yetkin, iç ve dış politikadaki sorunların "kronikleştiğini" belirtti. Yetkin, gündemdeki gelişmeleri değerlendirdiği yazısında "Özellikle ekonomik sorunlardan çıkışın bir yolu var: Zaman zaman gündeme gelip kaybolan CHP ile uzlaşma konusu" ifadelerine yer verdi.

DUVAR – Gazeteci Murat Yetkin, sitesinde yayınladığı “Asıl tehlikenin farkında mısınız? Ve asıl çıkış yolunun?” başlıklı yazısında iç ve dış politikada yaşanan sorunlar ile ekonomik krizin çözümünü için hükümetin “CHP ile uzlaşma” seçeneğini değerlendirebileceğini belirtti.

ABD’nin Türkiye’yi İran ambargosundan muaf tutma ve yine ABD ile yaşanan S-400 gerilimini hatırlatan Murat Yetkin, yazısında “Albayrak’ın ‘çok başarılı’ geçtiğini söylediği ABD’deki yatırımcı temaslarının, yatırımcıları ikna etmediğinin anlaşılması sorunu var. Lira, dolar karşısında maalesef düzenli olarak değer kaybediyor. Piyasa yorumcuları, ABD’nin İran ambargosuna Türkiye’yi dâhil etmesiyle tırmanışın artacağı endişesini bütün gün ekranlarda dile getiriyor” ifadelerine yer verdi.

“Kronikleşen sorunlar”dan çıkış için CHP’nin AK Parti ile TBMM’nin yeniden etkin hale getirileceği bir anayasa değişikliği konusunda uzlaşabileceğini belirten Yetkin’in yazısının bir bölümü şöyle:

Aslında Erdoğan bakımından da, Türkiye bakımından da giderek kronikleşen iç ve dış sorunlardan, özellikle ekonomik sorunlardan çıkışın bir yolu var: Zaman zaman gündeme gelip kaybolan CHP ile uzlaşma konusu. Kılıçdaroğlu’nun bu saldırıdan birkaç gün önce “ekonominin düzelmesi için gerekirse elimizi taşın altına koyarız” demesi gündemin sıcaklığı içinde dikkat çekmedi.

CHP bakımından AK Parti ile ortak nokta bulmanın en önemli yanı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminin, Meclis’in yeniden etkin olacağı, yargının daha rahat hareket edeceği, ülkenin yüzde 50 kutuplaşmasına sokulmayacağı bir Anayasa değişikliği.

Önceki başbakanlardan Ahmet Davutoğlu’nun dünkü bayrak açışının özünü de aslında bu oluşturuyordu. Mevcut sistemin tek adam yönetimine çok açık olduğu, denge ve denetleme mekanizmalarının da budandığı ortamda, MHP lideri Bahçeli çıkıp “denge ve denetleme benim” diyebiliyor.

Eski sistemin sakıncaları da bilindiğine göre, bir yarı-başkanlık sistemi üzerinde sağlanacak uzlaşma çıkış yolu olabilir.

Aslında Erdoğan da, “koalisyon hükümetlerine son” sloganıyla yola çıktığı Cumhurbaşkanlığı sisteminin MHP ile adı konulmamış ve kronik koalisyona dönüştüğünü görüyor olsa gerek.

Peki, siyaseti de, ekonomiyi de rahatlatabilecek, Türkiye’nin çoğulcu yapısına daha uygun bir “büyük uzlaşma”yı, böyle bir sistemi kim istemez?

Başka türlü soralım: Meclis ve yargının daha etkin olduğu, kurumsal denge ve denetlemenin işlediği bir sistemde, Bahçeli ve MHP’nin (ya da tek başına hükümet olmayı rüyasında göremeyecek bir başka partinin) hiçbir sorumluluk üstlenmeden, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti hükümetinin stratejik kararlarında söz sahibi olması mümkün mü?

Sizce Türkiye’yi rahatlatacak bir “büyük uzlaşmayı” kimler istemiyordur dersiniz?

YAZININ TAMAMI