5 Suriyeli için 30’ar bin lira teklif edildi

Ankara İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre 16 Ocak günü Sitelerde hayatını kaybeden 5 Suriyeli işçinin ailelerine patron dava açmamaları için 30’ar bin lira teklif etti. Teklifi geri çeviren aileler şimdi aylık 300 lira ile geçinmek zorunda.

ANKARA – Ankara İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, “Mülteci/Göçmen İşçilerin İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Ön Gözlem Raporu” yayınladı. 16 Ocak günü Siteler’de çıkan yangın sonucu ölen 5 Suriyeli işçi hayatını kaybetmişti. Raporda bu işçilerin ailelerine de yer verildi. Rapora göre patron dava açmamaları için işçilerin ailelerine 30’ar bin lira teklif etti ancak aileler reddetti. Bu işçilerin ailelerinin şu anki durumu raporda şöyle açıklandı: “Yangında ölen işçilerin ailelerinden görüştüğümüz aileler, ailenin maddi geçimini sağlayan çocuklarını yitirdikleri için haftalık en çok 300 lira ile geçinmek durumunda olduklarını aktardılar.”

Raporda Siteler’de çalışan bir işçinin mültecilerin kaçak çalıştırılması konusundaki görüşü aktarıldı: “Denetimi yapanlar izinsiz işçi çalıştırmayı ya da kayıt dışı çalışmayı görmezden geliyorlar. Herkesin bildiği bu durumun denetime gelen görevliler tarafından bilinmemesi mümkün değil.” Raporda mülteci çocukların ailenin geçimini üstlendiği ve okula gidemediği belirtildi.

ÇOCUK İŞÇİLİĞİ YERİNİ MÜLTECİ EMEĞİ ALDI

Raporda, Siteler semtindeki işletmelerde daha önceden Türkiyeli çocuk emeğinin yoğun bir şekilde kullanıldığı ancak şimdi çocuk emeğinin yerini mülteci emeğinin aldığı ifade edildi: “Hemen her işletmede en az 1 mülteci işçinin çalıştığı Siteler’de hiçbir binada yangın merdiveni yok. İşyerleri, havalandırma ve işçilerin güvenliği için diğer bina yapı ve ekipmanlarına da sahip değil. İşçiler, Çalışma Bakanlığı’nın ara ara denetime geldiği ancak denetimde genel olarak işyerinin içindeki unsurlara (ecza dolabı vs.) baktığını söylemekte.”

‘ÇOCUK İŞÇİLER GÜNLÜK 20 LİRA ALIYOR’

Raporda mültecilerin haftalık ücret karşılığı sigortasız çalıştığı belirtilerek, “Aldıkları ücretler yaşları, tecrübeleri ve ustalıklarına göre haftalık 200 liradan başlıyor, küçük bir azınlığın ücretleri 600 liraya kadar uzanabiliyor. Çocuk işçilerdeyse ücretler, atık toplama gibi işlerde günlük 20 lira, mobilya atölyelerinde ise haftalık 200-250 lira arası değişiyor” denildi.

‘YEDEK MÜLTECİ EMEĞİ TEHDİT OLARAK KULLANILIYOR’

Mültecilerin Türkiyeli işçilerden daha düşük ücretler aldığının altı çizilen raporda, “Ekonomik kriz, patronlar için mülteci emeğini daha fazla sömürmek, yerli işgücünün ücret talebini mülteci emeğini kullanarak ya da ileri sürerek baskılamak için uygun bir işlev görüyor. Türkiyeli emekçiler bakımından özellikle krizin yoğun hissedildiği küçük işletmelerde artan işsizlikle birlikte yedek mülteci emeği de patronlar tarafından tehdit olarak kullanılıyor” açıklamasında bulunuldu.

‘PATRONLAR DENETİM SONRASI İŞÇİYE YÖNELİYOR’

Raporda iş kazası sonrası patronların tavrına da dikkat çekilerek, “İşçiler, iş kazalarının çoğunlukla atölye malzemelerini kullanırken el ve kol bölgesinde yaşanan kesikler şeklinde ortaya çıktığını söylüyor. Ancak işverene verilen ceza da kendilerine olumsuz yansıtıldığı için pek çok işçi denetimlerin yapılmasını istemiyor” denildi.

GÜNDE 10 SAATİN ÜZERİNDE ÇALIŞIYORLAR VE İZİNLERİ YOK

Mülteci işçilerin günde en az 10 saat çalıştığı aktarılan raporda, “Genellikle daha tehlikeli işleri yapıyorlar ve daha güvencesiz koşullarda çalışmaya mecbur bırakılıyorlar. Mülteci işçilerin yaşadıkları en büyük problem, bu güvencesizlikleri sebebiyle ücretlerini alamamak. Çalışma izinleri olmadığı için yaşadıklarını şikayet etseler bile sonuç alamadıklarını aktarıyorlar” ifadelerine yer verildi.

‘TÜRKİYE PİYASASINDA KARŞILIĞI OLMAYAN İŞLERİ YAPIYORLAR’

Ankara’nın mültecilerin yoğun olarak yaşadığı mahalleleri Önder, Ulubey ve Solfasol’de yapılan görüşme ve gözlemlerin sonucu hazırlanan raporda, mülteci işgücünün en yoğun biçimde istihdam edildiği ilk alanın Siteler, bundan sonrakiyse Ostim Organize Sanayi bölgesi olduğunu dikkat çekilirken, çalıştıkları iş kolları şöyle açıklandı: “Suriyeli mültecilerin en yaygın biçimde yaptıkları işler; mobilya imalatı, makine imalathanelerindeki vasıfsız işler, mülteci mahallelerinde esnaflık ve sokak satıcılığı. Özellikle çocuk emeği bakımından atık kağıt vb. toplayıcılığı da en yaygın işler arasında. Afgan ve Iraklı işçilerin en yoğun olarak çalıştıkları alanlar ise inşaatlar. Görüştüğümüz mülteci işçilerin çoğunluğu ülkelerinde çiftçi ya da Türkiye iş piyasasında genel bir karşılığı olmayan işler yaparlarken, Türkiye’de daha önce yapmadıkları işleri yapıyorlar. “

AYRIMCILIĞA MARUZ KALIYORLAR

Raporda yer alan diğer tespitler şöyle:
*Mülteciler, Siteler mobilya sitesinde kitlesel olarak çalıştıkları için çok ciddi ayrımcılığa, şiddete, nefret söylemine maruz kalmadıklarını söyleseler de mülteci işgücü yoğunluğunun daha az olduğu bölgelerde bunlara maruz kalma oranının da arttığını söylemeliyiz. Bunun yanında mülteci işçilerin haklarına sahip çıkabilecekleri herhangi bir dayanışma kanalı yok.

‘KADINLARIN ÇOĞU TOPLUMSAL YAŞAMDA AZ BULUNUYOR’

* Suriye’de nitelikli ve eğitim gerektiren işler dışında kadın istihdamının yaygın olmaması durumu Türkiye’de de sürüyor. Mülteci kadınlar istihdamda yer almıyor. Bunun yanında erkekler ve çocuklar işte ve okulda Türkçe öğrenseler de, kadınlar işgücüne dahil olmadıkları ve karma toplumsal yaşam alanlarında çok az bulundukları için çoğunlukla hiç Türkçe bilmiyor.
*Ankara’da Suriyelilerin yoğun yaşadığı bölgeleri Altındağ’da Önder Mahallesi, Mamak’ta Hüseyingazi Mahallesi ve Solfasol. Görüştüğümüz mültecilerin büyük çoğunluğu üç dört senedir Ankara’da olduklarını belirtiyorlar.

‘GECEKONDUDAN BOZMA YERLERDE YAŞIYORLAR’

*Mülteci ailelerin çoğunluğu gecekondu veya gecekondudan bozma apartman diyebileceğimiz konutlarda kalıyor. Özellikle çalıştıkları işlerden aldıkları ücretler göz önünde bulundurulduğunda, Suriyeli bir ailenin yaşamında kira giderinin önemsiz bir maliyet kalemi olduğu söylenemez. Ulubey ve Önder mahallelerindeki kiralar giderek yükselmekte.
*Gerek mahalle yaşamında, gerekse işyerlerinde Türkiyeliler ve mülteciler arasındaki ilişkinin sürekli ve yoğun bir gerilim-çatışma hali barındırdığını söylemek mümkün değil. Birbirine alışma ve mesafeli de olsa bir arada yaşama kültürünün geliştiği görülebiliyor. Bunun yanında, çoğu kentsel dönüşüm alanı olan mülteci yerleşiminin arttığı mahallelerde yerli nüfusun mahalle dışına taşındığı, kalanların da taşınma eğilimi içinde. (DUVAR)