Avukat Tugay Bek: Tarım arazileri gelecek için korunmalı

Avukat Tugay Bek, "Torunlarımız için bir cezaevi Tarsus" başlığını taşıyan yazısı nedeniyle hakkında açılan soruşturmayı değerlendirdi. Bek, "Yazının amacının sonraki nesiller için son derece kıymetli olduğu tartışılmaz olan tarım arazilerinin korunması gerekliliğine dikkat çekmek olduğu son derece açıktır" dedi.

DUVAR – Avukat Tugay Bek, Evrensel gazetesinde 13.08.2018 tarihinde yayınlanan Torunlarımız için bir cezaevi Tarsus başlıklı yazısı nedeniyle hakkında açılan soruşturmaya cevap verdi. Bek, yazısında tarım arazilerinin usulsüz kullanımına dikkat çekmek istediğini belirtti.

Evrensel’de yayımlanan Bek’in yazısının tam metni şöyle:

“Evrensel gazetesinin 13.08.2018 tarihli nüshasında yayınlanan “Torunlarımız için bir cezaevi Tarsus” başlıklı yazıma Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ve iftira suçu” içerdiği iddiası ile hakkımda soruşturma başlatılmıştır.

Söz konusu yazı üzerine HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş tarafından Adalet Bakanı’nın cevaplandırması talebi ile TBMM Başkanlığına soru önergesi verilmişti. Cumhurbaşkanlığı Hükümet modeli ile birlikte muhalefet partilerine mensup milletvekillerinin soru önergeleri büyük çoğunluğunun ilgili bakanlık tarafından cevaplandırılmadığı kamuoyuna yansımıştı. Meral Danış Beştaş’ın sorusu da diğerleri gibi yanıtsız kaldı.

Yeni sistemde Adalet Bakanlığı’nın soru önergelerine cevap vermektense, eleştiri içeren yazıyı kaleme alanlar hakkında soruşturma açmak gibi bir yöntemi “tercih” etiği anlaşılıyor.

Bu yazının amacının sonraki nesiller için son derece kıymetli olduğu tartışılmaz olan tarım arazilerinin korunması gerekliliğine dikkat çekmek olduğu son derece açıktır. Yazıda da belirtildiği üzere, tarım arazilerine üzerinde kimi zorunlu haller dışında yapılaşmaya kanun cevaz vermemektedir. Ne yazık ki yasanın amir hükümleri hiçe sayılarak Tarsus Cezaevi Kampüsü bitirilmiş ve faaliyet geçirilmiştir.

Tarsus Cezaevi Kampüsü’nün yerinin belirlenmesi ve inşasında bir şekilde belirleyici olduğunu düşündüğüm Tarsus Cumhuriyet Savcılığı ucu kendilerine dokunan haklı eleştiriden rahatsız olmuş ve “hakaret ve iftira” gibi asılsız bir suçlama ile hakkımda soruşturma başlatmıştır.

Soruşturmanın arkasında suçluluk psikolojisi, suçu örtbas etme kastı bulunduğu düşüncesindeyim. Cumhuriyet Savcılığı, devlet adına hareket eden karar mercilerinde bulunanları da bağlayan bir hukuk düzeni ve kanunların olduğu eleştirisine tahammül göstermek istememiş, soruşturma açmak sureti ile sindirmek, yıldırmak ve cezalandırma cihetine gitmiştir. Yoksa standart bir hukuk formasyonundan geçmiş olan herkes bu yazının suç içermediğini Anayasa ve uluslararası antlaşmalarla güvence altında bulunan düşünce ve ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini bilebilecek durumdadır.

Yazmış olduğum yazı dolayısı ile Adalet Bakanlığınca soruşturma izni verilmesine hiçbir itirazım bulunmamaktadır. Zira hakkımda açılması istenen bu davanın, gelecek nesiller için hayati değerde olan tarım arazilerinin, hukuka aykırı bir şekilde, nasıl olup da bizzat devlet tarafından, bir zorunluluk olmadığı halde, ortadan kaldırılabildiğinin kamuoyunda tartışılmasına vesile olmasını umuyorum. Tarsus Cumhuriyet Savcılığı, böylelikle istemeden de olsa gelecekte toprağa ve doğaya karşı tekrar etmesi muhtemel benzer hukuksuzlukların ve katliamların önüne geçebilecek bir kamuoyu duyarlılığı ve toplum bilincinin oluşmasına katkıda bulunma fırsatına kavuşmuş olacaktır.”