Yasin Aktay: Kaşıkçı'nın Trump'a muhalefetinden sonra bunlar oldu

AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay, kayıp gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın "muhalif" olmadığını söyledi. Aktay, "Aslında muhalif değildi. Trump'a muhalifti. Trump'a muhalifliğinden sonra bunlar oldu" diye konuştu.
Gazeteci Cemal Kaşıkçı'dan 2 Ekim'de beri haber alınamıyor.

DUVAR – AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay, Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğu’na girdikten sonra kaybolan gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın hayatta olma ihtimalinin olduğunu belirtti. Kaşıkçı’nın muhalif olmadığını belirten Aktay, “Aslında muhalif değildi. Trump’a muhalifti. Trump’a muhalifliğinden sonra bunlar oldu” dedi.

Habertürk Televizyon’una konuşan AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay, Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın ülkesinin konsolosluk binasına girdikten sonra kaybolmasıyla açıklama yaptı.

Cemal Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz’in kendisini aradığını aktaran Aktay, “Hatice Hanım, ‘Cemal Bey konsolosluktan 5 saat çıkmadı’ dedi. Girerken de eğer şey yapmazsa sana haber vermemi istedi. Ne yapmalıyız dedi. 5 saattir olmadığına göre ciddi bir şey olması lazım dedim” ifadelerini kullandı.

MİT Başkanı Hakan Fidan’ın aradığını belirten Yasin Aktay, “Ortak tanıdıkları aradım, ‘Ne anlama geliyor’ dedim. ‘Cemal girmiş’ dedim. ‘Girme dedik ona kaç kere’ dedi. ‘Ne yapabiliyorsanız yapın’ dedi. Ben de hemen bütün mercileri haberdar ettim. MİT’i aradım. Hakan Bey’e ulaştım. 5-10 dakikada ulaşması gereken her yere bilgi ulaştı. Bekleyiş başladı” dedi.

‘BÜYÜKELÇİ HABER VERECEĞİNİ SÖYLEDİ, KAPATIŞ O KAPATIŞ’

Suudi Arabistan Büyükelçisi’ni tanıdığını ifade eden Aktay, şunları söyledi:

“Farklı olduğumuz konularda tartışırdık. Türk medyasındaki Suudi Arabistan ile ilgili haberleri hep bana söylerdi. Ben de Türk medyası özgürdür, yazabilir derdim. Sizin medyanız ve yetkilileriniz neler neler söylüyor diyordum. Allah’tan Türkiye’de, Arabistan’daki yayınları kimse çok duymuyor. Yoksa sansasyonel şeyler çıkıyor. Ben de bunları Sayın Büyükelçi’ye bunları söylüyordum falan. Böyle bir ilişkimiz vardı. İlk aramamda cevap vermedi. Nişanlısı aradı beni, konsolosluğa girmiş eşi çıkamamış dedim. Birkaç dakika sonra seni arayayım, nasıl olur böyle bir şey dedi. Kapattı, kapatış o kapatış. Aradım yine açmadı.”

Cemal Kaşıkçı’nın Washington Post gazetesinde yazmaya başladıktan sonra “muhalif” olarak görüldüğünü kaydeden Aktay, şöyle devam etti:

KATAR’A YAPILANLARI TASVİP ETMEDİ: Aslında muhalif değildi. Trump’a muhalifti. Trump’a muhalifliğinden sonra bunlar oldu. Katar konusunda destek istediler. Katar’a yapılanları tasvip etmedi. Sonra sürecin ardından Türkiye’ye geldi. Bu kadar tehlikeli olsalar beni dışarı salmazlardı diye düşünüyordu herhalde. Birkaç kere bunu konuştuğumuzu da hatırlıyorum. Washington Post’ta yazdıktan sonra artık tamamen muhalif görüldü. Sonraki süreci de biliyorsunuz zaten.

KONSOLOSLUĞA GAZETECİ ÇAĞRILMASI MİZAH KONUSU OLDU: Duyduğum kadarıyla kriminal balistik incelemeye izin çıkmadı. Teyit etmedim ama böyle duydum. Kriminal incelemeye izin yoksa 9-10 gün sonra gidecek ekip ne yapacak. Bir gazeteye kapısını açtı, bakın burada yok dedi. Bu baya bir mizah konusu oldu zaten.

YAŞAMA İHTİMALİ TÜKETİLMİŞ DEĞİL: Kanaatim öldürülmüş olduğudur. Ama bu delillendirilmiş bir şey değildir. Teorik olarak yaşama ihtimali tamamen tüketilmiş değildir. Araçlardan birinde olabilir. Götürmüş olabilirler. Bir yerde kayıp bir nokta var. Güvenlik güçlerimizin hikayeyi tamamlamış olacaklarını düşünüyorum ama paylaşmadılar soruşturma açısından. Bir ihtimal de tamamlamak üzeredir emniyet güçleri.

İNANDIRICI BİR AÇIKLAMA YAPMADILAR: Suudi Arabistan’ın Türkiye’ye yaptığı bir yanlıştan bahsedeceğiz böyle bir şey varsa. Şu an isteseniz de istemeseniz de böyle bir töhmet var. 3-4 günlük yapılan rezervasyon… Bir günde çekip gittiler. Kimse buna takılmıyor. Kamera var ama biz kayıt yapmıyoruz diyorlar. Süs kamerası gibi. Para harcamayan esnaf para yokken korkutmak için kamera koyar ya onun gibi. Bu inandırıcı değil. Bir açıklamasının olması gerek.

YETKİLİLER 4 GÜNDE SIRRA KADEM BASTI: Şüpheleri üstüne çeken bir başka konu daha var. Yetkililer de 4 gün sırra kadem basıyor. Bir Büyükelçi’ye ulaşılıyor. Bana müsaade edin, öğreneyim, döneyim diyor. Onun dışında kimseye ulaşamıyorlar. Dünya sizi konuşuyor. Kıtır kıtır kesme ihtimaliniz konuşuluyor. Bir çıkın, gitti diyin ya. Mevzu Suudi Arabistan ile Türkiye arasında olmaktan çıktı.

KENDİNİ DEVLETTEN ÜSTTE GÖREN BİR DERİN DEVLET VAR: Suudi Arabistan’ın içinde bir derin devlet vardır, Suudi Arabistan’ın kötülüğüne çalışıyordur. Böyle bir şey olabilir. Şu aşamada Suudi Arabistan’ı suçlayamam. Hiç hatası yok diyemeyiz. Genel Başkan Danışmanı’yım, ağzımdan çıkan söz resmi. Şu aşamada suçlayamam. Ben bunu yapamam ki, yetkim sınırları içinde delillere bakarak konuşabilirim. Analizci olarak söyleyebileceğim şu, Suudi Arabistan içinde, kendini devletten üstün gören bir derin devlet var dedim. Sanki bunun arkasında Türk derin devleti varmış dedim gibi yorumladılar. Benim Arapça yazdığım her yorumun altına hakaretler yazılıyor. Böyle bir vaka olmasını istemedim. Biz görevlendirildik, bu emanete canım pahasına sahip çıkarım. Belki de bunun üzerinden Orta Doğu’da bir değişim başlayacak, bunu hissediyorum. Türkiye derin devlet meselesini halletmiştir. Kimse hukukun üstünde kendini göremez.