Eğitim Sen’den mektup okuma eylemi

Yeni eğitim öğretim yılı yarın başlıyor. Eğitim Sen üyesi eğitimciler Türkiye’nin dört bir yanındaki okullarda mektup okuma eylemi gerçekleştirecek.

ANKARA – Yeni eğitim öğretim yılı 17 Eylül’de başlıyor. Milyonlarca öğrenci ve binlerce öğretmen için ders zili çalacak.

2018-2019 Eğitim Öğretim yılının ilk günü Eğitim Sen Türkiye’nin her yerinde tüm “eğitim ve bilim çalışanlarıyla” okullarda mektup okuma eylemi ile birlikte mücadele çağrısı yapacak.

‘BİR ÖĞRETMEN DÜNYAYI DEĞİŞTİRİR’

“Bu yıl yaşatılan haksızlıklara karşı öğretmenlerin ders verme yılı olacak. Bir öğretmen dünyayı değiştirir. Ataması yapılmayan, kadrolu, sözleşmeli, ücretli milyonu aşan bir gücüz. Birlikte başarabiliriz” çağrısı ile yeni eğitim öğretim yılı öncesi Eğitim Sen’in, “Bir öğretmen dünyayı değiştirir” başlığıyla yayınladığı mektup şu şekilde:

“Değerli öğretmen arkadaşım,

İlk günlerin heyecanı ya da birikmiş hikâyeleri paylaşmanın engellenemeyen arzusu tüm gücüyle sınıflarımıza doldu. Üzerinden yıllar geçse de unutulamayacak anıların kapısı aralandı.

Her birimizin yaşamında olduğu gibi şimdi öğrencilerimiz de yıllar geçse de unutamayacakları, kendi yaşamlarında örnek alacakları öğretmenleriyle karşı karşıyalar. Yani sevgili meslektaşlarım, bir tebessümün, bir kitabın, sevgi dolu bir dokunuşun hayatı değiştirecek gücü ellerimizde.”

‘KAPIKULU OLMAYI DAYATAN UYGULAMALARA MARUZ KALIYORUZ’

“Öğrencilerimize sevgiyle, emekle, fedakârlıkla dokunuşlarımız, her kuşağın zihninde derin izler bırakıyor. Eğitimin her türlü yapısal sorununa rağmen yaratıcılığını, potansiyelini desteklediğimiz öğrencilerimizin yaşantısında; eşitlikten, barıştan, laiklikten, özgürlükten, insandan ve emekten yana aydınlık nesillerin yetişmesinde katkımızın olduğunu görmenin mutluluğunu yaşıyoruz.

Ancak mesleğimizi hakkıyla yerine getirmeye çalışırken bizlere öğretmenliği değil, kapıkulu olmayı dayatan uygulamalara maruz kalıyoruz. Yaşanan ihraçları, sürgünleri, haksızlıkları sineye çekmemizi isteyenler, her an ihraç edilme kaygısıyla yaşamayı bizlere reva görenler, hukuksuz uygulamalar karşısında susmamızı telkin edenler bugünümüze ve yarınımıza ipotek koyuyor, geleceği ellerinden alınan kuşaklar yetiştirmelerine sessiz kalmamızı istiyor.”

‘MESLEĞİMİZ VE EMEĞİMİZ İTİBARSIZLAŞTIRILIYOR’

“Sevgili Meslektaşım,

Yüz binlerce ataması yapılmayan öğretmene; aynı işi yapmamıza rağmen örülen duvarlarla birbirinden sözleşmeli, ücretli, kadrolu denilerek ayrıştırılan öğretmenlere; eğitim hizmetinin yok sayılan, görülmeyen emekçileri hizmetli, idari ve teknik personele de aba altından sopa sallanıyor.

Özveriyle yürüttüğümüz mesleğimiz ve emeğimiz her gün daha fazla itibarsızlaştırılıyor. Ekonomik kayıplarımız had safhaya çıktığı; zamlarla, artan enflasyon ve vergilerle hayat pahalılığının geçinmemizi zorlaştırdığı ve sadece çalışabiliyor olmanın kendisinin lütufmuş gibi sunulduğu günleri yaşıyoruz.

Haklarımızın ve gelirlerimizin her gün daha fazla eksilmesi; eğitim sisteminin içinden çıkılması güç sorunlarla karşı karşıya kalması yetmezmiş gibi şimdi de sorunun muhatap ve sorumluları bizlere sosyal medyadan sanal umutlar dağıtıyor. Bizler kendimizi değerli ve güvende hissetmek isterken, sesimiz ve taleplerimiz görmezden geliniyor.”

‘ÖRGÜTLÜ GÜCÜMÜZLE BİRLİKTE BAŞARABİLİRİZ’

“İyi Dersler Öğretmenim…

Güvencesiz istihdamın kalıcı istihdam biçimine dönüştürüldüğü, mesleğimizin itibarsızlaştırıldığı, yarınımız ne olacak kaygısıyla yaşamak zorunda bırakıldığımız bir dönemde tek tek serzenişlerimizle sesimizi, taleplerimizi duyuramayacağımızı bilmek için kâhin olmamıza gerek yok.

Bizler, sorunların ve umudun iç içe geçtiği bir mesleği icra etmenin getirdiği gücün farkında olmalıyız. Sorunlarımızın karşısında karalar bağlamanın da sorunlarımızın bizatihi yaratıcıları tarafından bir gün çözüleceğini beklemenin de bizlere bir yararının olmadığını görmeliyiz.

Peki ama ne yapmalıyız? Eğitim emekçileri olarak sorunlarımızın çözümünü ancak birlikte üretebileceğimiz gerçeğiyle hareket etmeliyiz. Emeğimizi sahiplenmek, haklarımızı geliştirmek ve geleceğe güvenle bakabilmek için el ele vermeliyiz. Bizleri ayrıştırmak isteyenlere, angarya dayatmalarına, eğitimi sorunlar yumağına dönüştürenlere karşı güvenceli iş, güvenli gelecek talebimizde ısrarcı olmalıyız. Kısacası taleplerimiz etrafında yan yana durmalı, bir arada tutum geliştirmeliyiz.

Bunları ve daha fazlasını ancak örgütlü gücümüzle, birlikte başarabiliriz…

Ders verme sırası bizlerde! İyi dersler öğretmenim!” (DUVAR)