Mücella Yapıcı: 'Martı' İstanbul'un kıyı çizgisini bozuyor

Yüksek Mimar Mücella Yapıcı, Kabataş Meydan Düzenlemesi ve Transfer Merkezi Projesi için yapılan dolguların 19. yüzyıl gravürlerinde gördüğümüz İstanbul kıyılarının görüntüsünü değiştirdiğini ve bunun bir 'kent suçu' olduğunu söyledi.

Melishan Devrim  melishandevrim@gmail.com

DUVAR – Bir şehir düşünün. Üstü 19. yüzyıl binalarıyla dolu, biraz altını kazsanız bin yıllık yapılar ve eserler fışkırıyor. Böyle bir şehirde metro yapmak elbette riskler taşıyor.

Bu noktada tartışma yaratan son örneklerden biri olan Kabataş Martı Projesi’nin ve Galata Port inşaatlarının sahilde bulunan tarihi yapılara hasar verip vermediğini Yüksek Mimar Mücella Yapıcı’ya sorduk. TMMOB Mimarlar Odası’nda çeşitli kurullarda görev yapan Yapıcı, bilirkişi eşliğinde yaptıkları incelemelerde bir caminin hasar aldığını gördüklerini belirtti. Yapıcı ayrıca İstanbul’un bu inşaatlar yüzünden 19. yüzyıl gravürlerinde gördüğümüz kıyı kenar çizgisini kaybettiğini, sadece Dolmabahçe Sarayı’nın değil, Dünya Koruma Mirası listesindeki tarihi yarımadanın bile siluetinin kapandığını belirtiyor.

Öncelikle TMMOB’nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na açtığı davanın dilekçesinde yer alan bilgilere göre durumu özetleyelim:

  • Martı projesi 2005’te çiziliyor.
  • 2006’da İstanbul II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, projedeki üst yolların uygun olmadığına ve projenin tamamının Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım Planı’na aykırı olduğuna karar veriyor.
  • 2007’de kurul, projenin silüeti dikkate alarak güncellenmesini talep ediyor.
  • 2008’de Martı projesi kamuoyuna duyurulup projeye ait iskele ve dolgu sınırları Beyoğlu planlarına işleniyor.
  • 2009’da İBB tarafından onaylanan koruma amaçlı nazım planında Kabataş transfer merkezi yer alıyor ve koruma kurulu kararına uyulacağı taahhüt ediliyor.
  • 2010’da kurul kararı ile uygun bulunan başka bir imar planı hazırlanıp belediye tarafından onaylanıyor.
  • 2016’da Kabataş projesi için dolgu yapılması gerektiğine dair karar alınıyor ancak koruma kurulunun eski uyarıları hiçe sayılıyor. TMMOB’nin çabalarıyla eski imar planları iptal ediliyor.
  • 5 Temmuz 2017’de yeni bir imar planı askıya çıkıyor. TMMOB buna da dava açıyor ancak dava henüz sonuçlanmadı. Bugün, Kabataş Ulaşım Transfer Alanı’nı öneren Beyoğlu Koruma Amaçlı Nazım ve İmar Planları yargı tarafından iptal edilmiş durumda olduğu halde, sonrasında düzeltilip onaylanmamış bir imar planı uygulanıyor. Kısacası, İBB’nin Kabataş’ta yaptığı dolgu tamamen hukuka aykırı, en basit deyimiyle ‘kaçak’ bir yapılaşma.

Mücella Yapıcı

Kısacası imar planını koruma kurulu uygun bulmazsa ertesi sene yenisi çiziliyor. Bir süre sonra kurul itiraz etmeyi bırakıyor: “Dolgu denizin üzerinde olduğu için sit alanına dahil değildir, sit alanını bozmaz” diyor. Mücella Yapıcı, onay almamış bir projeye göre yapılan metro inşaatları düşünüldüğünde Martı projesinin ‘masum’ kaldığını da söylüyor.

DÜNYADA TARİHİ BÖLGELERE ULAŞIM NASIL?

Avrupa başkentlerinin metro haritalarını, tarihi eserlerin lokasyonlarıyla karşılaştırarak incelediğinizde, metroların tarihi yapıların uzağından geçirildiği görebilirsiniz. Atina’da bulunan üç ayrı metro hattı, Akropolis’in çok uzağından geçer; Akropolis’e ulaştıran sadece tek bir durak bulunur. Roma’da Termini adı verilen ve şehrin dışında bulunan ana terminal, havalimanı, tren yolları ve otobüs garlarını bir araya getirir ama kentin Antik dönemdeki merkezinin ortasına ulaştıran tek bir metro istasyonu yoktur. Barselona’da bulunan metro hatları, şehrin 19. yüzyılda bilinçli şekilde planlanması sayesinde cetvelden çıkmış gibidir ve durakları 6 şeritli, çok geniş kaldırımlı ana caddelere açılır. Viyana’da ve Prag’da tarihi bölgelerde ulaşım ağırlıklı olarak yer üstünden giden tramvaylarla sağlanır. Kültürel mirası korumak söz konusu olduğunda, şehrin tarihi dokusuna zarar vermek pahasına metro yapmak ‘medeniyet’ olarak görülmez.

KABATAŞ’I ULAŞIM MERKEZİ YAPMAK BAŞTAN HATA

Molla Çelebi Camii, Dolmabahçe Camii, çeşmeler, 19.yüzyılda yapılmış çifte saraylardan üniversiteye dönüştürülen MSGSÜ binası ve Dolmabahçe Sarayı ile Kabataş ve çevresi, İstanbul’un tarihi yarımadadan sonraki ikinci büyük tarihi merkezi. Bu bölgenin tam ortasına bir ‘ulaşım merkezi’ tasarlanması, Mücella Yapıcı’nın da belirttiği gibi daha en başından hatalı bir fikir. Şehircilik prensibi olarak Avrupa mantığı benimsense yani 19. yüzyıl binalarının bulunduğu semtlere daha fazla yeraltı metrosu, tüneli, tüp geçidi yapılmasa belki de İstanbul’un mirasını gelecek nesillere aktarmayı başarabileceğiz…

İBB’nin 4 Eylül 2018’deki açıklaması 

TMMOB Mimarlar Odası’nın 5 Eylül’deki basın açıklaması