Meslek örgütleri: TTB yöneticilerine yönelik soruşturmalar sonlandırılsın!

Meslek örgütleri ve sendika temsilcileri, Sağlık Bakanlığı tarafından Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyelerine açılan idari soruşturmalara ilişkin, “TTB’nin savaş karşıtı ve barıştan yana olan tavrını desteklediğimiz gibi Sağlık Bakanlığı’nı da görevi kötüye kullanmamaya çağırıyoruz” açıklaması yaptılar.

ANKARA – Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi’nin Afrin Harekatı’na ilişkin yayınladığı “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” başlıklı açıklamasının ardından gözaltına alınıp bırakılan konsey üyelerine dava açıldı. Üyeliklerinin düşürülmesi talebiyle 29 Haziran 2018 tarihinde açılan dava reddedildi. Sağlık Bakanlığı tarafından bağlı iş yerlerinde çalışan TTB Merkez Konsey üyelerine yönelik baskılar ve idari soruşturmaların devam ettiğini belirten DİSK, KESK, TMMOB ve TTB yöneticileri ortak basın açıklaması yaparak soruşturmaların sonlandırılmasını talep etti.

SAĞLIK BAKANLIĞI TTB MERKEZ KONSEY ÜYESİNİ İŞTEN ATTI

TMMOB’da düzenlenen açıklamaya meslek örgütleri ve sendika temsilcileri adına DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu, KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, TMMOB Başkanı Emin Koramaz ve TTB Başkanı Sinan Adıyaman katıldı.

TTB’nin Afrin Harekatıyla ilgili açıklamasının ardından yaşanan gözaltı ve dava sürecinde Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışan üç doktor hakkında çeşitli cezalar verildi. Bu süreçte TTB Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz memuriyetten atılma talebiyle Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edildi. TTB Merkez Konsey üyesi Dr. Selma Güngör’ün aile hekimliği sözleşmesi sonlandırıldı ve 5 yıl aile hekimliği yapamayacağı yönünde karar verildi. Sağlık Bakanlığı bünyesinde aile hekimliği yapan TTB MK üyesi Dr. Yaşar Ulutaş hakkında da benzer soruşturmalar devam ediyor.

Sağlık Bakanlığı’nın, kendi bünyesinde çalışan üç TTB Merkez Konsey üyesini cezalandırarak ve işten atarak TTB’nin faaliyetlerine müdahale etmeye çalıştığı vurgulanan açıklamanın satır başları şu şekilde:

TTB’NİN ÖZERKLİĞİ TOPLUM AÇISINDAN ÖNEMLİ: Hükümetin ve Sağlık Bakanlığı’nın uygulamalarının sağlık, sağlık hakkı ve insan hakları açısından değerlendirilmesi için Türk Tabipleri Birliğinin özerkliği ve özerk kalması tüm toplum açısından çok önemlidir. Ancak siyasal iktidar ve onun bünyesindeki Sağlık Bakanlığı’nın asıl amacı uluslararası hekimlik değerleri ve toplumun sağlık hakkı açısından son derece önemli olan bu özerkliği ortadan kaldırmaktır.

SAĞLIK BAKANLIĞI’NIN GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANMASI ANAYASAYA AYKIRI: Sağlık Bakanlığı’nın kendi kurumlarında çalışan TTB MK üyelerini görevleriyle ilgisi olmayan nedenlerle işten atma talebiyle soruşturması, görevini kötüye kullanması ve Anayasa’nın meslek örgütleriyle ilgili hükümlerini hiçe sayması demektir. Devletlerin mesleklere ve meslek kuruluşlarına müdahalesinin tarihi eskiye gider. Demokrasinin sorunlu olduğu dönemlerde devletler, meslek kuruluşlarının kendi politikalarını eleştirmemesini, desteklemesini hatta bir devlet organı gibi hareket etmesini ister; bunu sağlamak için de müdahalelerde bulunurlardı. Bu müdahalelerin demokratik ve özgür bir ülkeye yakışmadığı ve bu nedenle de kabul edilmeyeceği çok açıktır. Üstelik bu müdahaleler sadece ilgili mesleklerin haklarına değil aynı zamanda tüm toplumun hak ve çıkarlarına yöneliktir. Sağlık ve yaşam hakkına yönelik mücadelelerimiz bunlar için en iyi örneklerdir.

TTB GÖREVİ DEVLET MEMURLUĞUNDAN FARKLI: TTB, Anayasa’nın 135. Maddesine göre 6023 sayılı yasa ile kurulmuş kamu kurumu niteliğinde bir meslek örgütüdür. TTB MK üyelerinin meslek kuruluşunda yürüttükleri görevleri, devlet memuru olarak yürüttükleri görevlerinden bağımsızdır. Bu durum Anayasa’nın 135. Maddesi ile 25, 26, 27 ve 33. Maddeleri başta olmak üzere Anayasa’da düzenlenen demokratik hakların bir sonucudur. Bu nedenle TTB MK üyelerinin yönetici sıfatı ile yürüttüğü faaliyetlerin, devlet memurluğu bağlamında incelemeye tabi tutulması ve buradan hareketle idari işlem yapılması mümkün olmadığı gibi aynı zamanda yetkinin kötüye kullanımıdır.

SORUŞTURMALARI KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİL: Türk Tabipleri Birliği, Sağlık Bakanlığı’nın idari işleyişinde yer almadığı gibi bağlı kuruluşu da değildir. Demokratik seçimlerle, hekimlerin kendi temsilcilerini doğrudan seçtikleri, yönetimi ve diğer kurulları hekimler tarafından demokratik seçimlerle belirlenen Anayasal bir kuruluştur. Kamu kurumu niteliğinde olması TMMOB, Barolar ve diğer meslek odalarında olduğu gibi kamu idaresinin ve hükümetin emrinde olması anlamına gelmez… Birliğin kuruluş amaçları ilgili yasalarda belirtilmiştir. Aynı zamanda amaç dışı faaliyetleri durumunda yapılacak yasal işlemler de ilgili yasalarda yer almaktadır. Amaç dışı faaliyet durumlarında Sağlık Bakanlığı’nın yapması gereken mahkemelere TTB’nin ilgili ve sorumlu organlarının görevlerinden alınmaları konusunda dava açmaktır. Sağlık Bakanlığı bu çerçevede dava açmış, ancak açtığı dava Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 29 Haziran 2018 tarihinde reddedilmiştir. Ortada bu mahkeme kararı varken ve aynı zamanda TTB MK üyeleri hakkında ceza davası bile açılmamışken Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü idari soruşturmayı kabul etmek ve anlamak mümkün değildir.

BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ: DİSK, KESK ve TMMOB olarak Türk Tabipleri Birliği’ne yönelen bu saldırıyı TTB MK üyelerinin gözaltına alındıkları tarihten bu yana ibretle izliyoruz. Aynı zamanda TTB’nin savaş karşıtı ve barıştan yana olan tavrını desteklediğimiz gibi bu mücadelesinde TTB’nin yanında yer aldığımızı dünyaya ve topluma karşı olan bir sorumluluğumuz olarak değerlendiriyoruz. Aynı zamanda meslek örgütlerinin ve sendikaların anayasa ve uluslararası anlaşma ve haklardan kaynaklı özgürlüklerine yönelen saldırı ve müdahaleleri asla kabul etmediğimizi ve bu uygulamalara karşı birlikte mücadele edeceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.

SORUŞTURMALAR DURDURULSUN: Sağlık Bakanlığı’nı insanlığın ve hekimliğin birikimine saygı duymaya, insan haklarına uygun davranmaya ve görevini kötüye kullanmamaya çağırıyoruz. Aynı zamanda Sağlık Bakanlığı’nı TTB’ye yönelik demokratik olmayan tutumlardan vazgeçmeye, hukuku, diyaloğu ve demokrasiyi esas alan bir tutuma ve kendi kurumlarında çalışan TTB Merkez Konseyi üyeleri hakkında başlatılan soruşturmaları durdurmaya davet ediyoruz.