Toplum Gönülleri Vakfı araştırması: OHAL'de gençlerin siyasal katılımı düştü

Toplum Gönüllüleri Vakfı tarafından yapılan araştırmaya göre, OHAL gençlerin siyasi katılımını düşürüyor. Sosyal medya tutuklamaları, gösteri yürüyüşü yasakları ve kapatılan dernek ve vakıflar siyasi katılımı azaltan etkenlerin başında geliyor.

Aynur Tekin  atekin@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Gençlerin gönüllülük süreçleri ile toplumsal ve siyasi katılımları arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırma Toplum Gönülleri Vakfı (TOG) tarafından yürütüldü. Türkiye’nin farklı illerinde bulunan TOG merkezlerinde 6 ay ile 5 yıl arasında gönüllülük yapan 16-35 yaş arası bin 191 kişinin katıldığı araştırma, gençlerin karşılaştıkları sorunlara ve gençlik çalışmasının toplumsal katılıma etkisine odaklanıyor.

 

TOG Gençlik Araştırmaları ve Politikaları Birimi’nden Nilay Küme ve Anıl Derkuş tarafından yapılan araştırma, gençlik çalışmasına katılan gençlerin genç olma halini nasıl tanımladıkları sorusuyla başlıyor. Buna göre gençler, “genç” olmayı “enerji, dinamizm ve heyecan” kavramlarıyla ifade ediyor. Görüşme yapılan gençler, Türkiye’de gençlere güvenilmediği konusunda hemfikir. Gençler, genç olmaktan ötürü, “güvenilmez, değer verilmeyen, dikkate alınmayan” olarak algılandıklarını ifade ediyor.

TOG Gençlik Araştırmaları ve Politikaları Birimi’nden Nilay Küme ve Anıl Derkuş tarafından yapılan araştırmaya göre gençler, “bugünün değil yarının aktörü” olarak algılanıyor.

Genç kimliğini kesen diğer alt kimlikler, gençlerin hayatlarını daha da zorlaştırıyor. Bir görüşmeci bunu şöyle ifade ediyor: “Etnik köken zor, cinsel yönelim zor. Bunların hepsi, yani genç olmak başlı başına zor. Ama hem genç hem gey isen veya hem genç hem Kürtsen, bu hayatı daha da zorlaştıran bir şey.”

GENÇ OLMA HALİ COĞRAFYA SEÇİYOR

Gençleri heterojen bir şekilde ele almayı tercih eden araştırma farklı şehir, sosyal sınıf, etnisite, cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet rolleri gibi ölçütlerle nitel veriler kaydediyor. Genç olma halinden dolayı gençlerin ortaklaştığı ihtiyaç ve sorunların yanı sıra farklı alt kültürlere sahip olmanın farklı sorun ve ihtiyaçları beraberinde getirdiğine dikkat çekiyor.

Türkiye’nin doğu illerinde yaşayan gençler, genç olma halini batı illerinden farklı yaşadıklarını ifade ediyor. Diyarbakır’da yaşayan iki farklı genç, yaşadıkları durumu ve hissettiklerini şu şekilde aktarıyor:

“Burada [Diyarbakır] biraz daha erken olgunlaşıyorsunuz. Olgunlaşma yaşı bir defa çok aşağılarda bu bölgede; çünkü farklı sorumluluklarınız var. Hayata karşı sorumluluğunuz var. Siyasi bir süreç var ve bu siyaset bizim sadece seçimlerde gidip oy atmamızla bitmiyor. Attığımız şey aslında bizim hayatımızın kendisi oluyor bu bölgede. Hayatımızı şekillendiriyor, yönlendiriyor ve biz o yüzden de bütün bu çatışma sürecinde, savaş sürecinde daha erken olgunlaşıyoruz. O yüzden zor yani.”

TOPLUMSAL CİNSİYET KISKACI

Yaşadıkları şehrin yanı sıra toplumsal cinsiyet rolleri de gençlerin, hayatını olumsuz etkiliyor. İstanbul’da yaşayan bir genç kadın gönüllü, ebeveynlerinin yaklaşık aynı yaşta olduğu abisi ve kendisine olan yaklaşım farklılıklarını şu şekilde dile getiriyor:

“21 yaşındayım ve toplumsal cinsiyet çalışıyorum. Ama bir şeyler için izin alıyor olmak benim için artık çok yıpratıcı geliyor. Mesela toplumsal cinsiyet dönemsel projesine seçildiğimde bile önce abimin izni, daha sonra abimin annemleri ikna etmesiyle ben oraya gidebildim. Bu mesela aslında trajik geliyor. Flört şiddeti paneliyle ilgili konukları ayarladığımda, yoğun ve stresli olduğum dönemde bir akşam yemeğinde ailemle birlikte konuşuyorduk. Anlatıyordum ‘oturum böyle böyle olacak’ diye, annem ve babam da gururla bana baktılar ‘ne kadar geliştirdin kendini, ne güzel cümleler kuruyorsun, kendini ne kadar güzel ifade ediyorsun’ falan dediler. Tam içimden ‘teşekkür ederim’ diye geçirirken, tam kalkarken ‘abinin tabağını da kaldır’ dediler. Cinsiyet olarak da bence genç kadınların bağımsız olabilmesi çok daha zor oluyor. Ben şu an sahip olduğum bütün özgürlükleri mücadele ederek kazandım. Abimle aynı ailede dünyaya gelmiş iki genciz ama abimin doğuştan sahip olduğu bütün haklara ben mücadele sonucunda sahip oldum ya da olamadım. Ekonomik olarak biraz daha bağımsız olabilseydim çok daha güçlü olabilecektim.”

SOSYAL MEDYA KULLANIMI ÖNEMSENİYOR

Gençler oy vermek, bir siyasi partiye üye olmak gibi geleneksel siyasi katılım biçimlerini tek başına yeterli bulmuyor. Bunun yerine sosyal medya kullanımı ve gösteri yürüyüşü gibi pratiklerle siyasal katılım sağlamayı tercih ediyor.

Gençler siyasal katılım araçlarından en çok “oy vermeyi” kullanıyor ve önemli buluyor. Oy vermek, kimi zaman ‘bir sorumluluk’ şeklinde, kimi zaman ise doğrudan karar verme mekanizmalarını etkileme yolu’ olarak öne çıkıyor.

Araştırmaya katılan gençlerin yüzde 56‘sı Türkiye’de kendilerini temsil eden bir siyasi inisiyatif, oluşum ya da parti bulmakta zorlanıyor. Hiçbir siyasi partiye üye olmadığını ifade eden gençlerin yüzde 41,67’si, bu durumun sebebini siyasi partilere güven duymamak olarak açıklıyor. Gençler, siyasete ilgi duymadıkları ya da takip etmedikleri için değil, kendilerini temsil eden ve gençlere inisiyatif veren bir siyasi oluşum göremedikleri için siyasetten uzak duruyor. Bununla beraber oy kullanmak ya da bir siyasi partiye üye olmak gibi geleneksel siyasi katılım yöntemlerini etkili bulmuyor ve sosyal medya kullanımı, gösteri yürüyüşleri gibi pratikleri daha çok tercih ediyor.

Gençlerin yüzde 41,65’i sorunlu bulduğu toplumsal düzenlemeleri değiştirmek konusunda kendini güçlü hissediyor. Bu çerçevede yüzde 46,5’i sosyal medyada toplumsal ileti/mesaj içeren paylaşımlar yapıyor. Bu oran Türkiye ortalamasına göre yüksek olmakla beraber TOG’a ait geçmiş yıl verilerine göre düşük seyrediyor. Bu düşüşün, özellikle Gezi Parkı protestolarından sonra, sosyal medya tutuklamalarının artmasından kaynaklandığı düşünülüyor. İçişleri Bakanlığı’nın Aralık 2016’da yaptığı açıklamaya göre, son 6 ayda 3 bin 710 sosyal medya kullanıcısına yönelik adli işlem yapıldı ve bu kullanıcılardan bin 656’sı tutuklandı.

 

HAK TEMELLİ STK’LARA ÜYE OLMAKTAN ÇEKİNİYORLAR

Gönüllülük yapan gençlerin; gösteri, yürüyüş ve protestolara katılımı, toplumsal bir sorunla ilgili sosyal medya kullanımları, bağış kampanyalarına destekleri, herhangi bir sorunla ilgili devlet kurumlarına şikâyet iletme oranları diğer gençlere oranla daha yüksek. Bununla beraber, son iki yılda siyasal katılımda bir düşüş söz konusu. Araştırmada, bu durum şöyle açıklanıyor:

Son iki yılda, OHAL çerçevesinde yasaklanan toplu yürüyüş, protesto ve eylemlerin yasaklanması gençlerin siyasi katılımında bir düşüş meydana getiriyor. Bununla beraber gençler, birçok kez, tutuklanmaktan korktukları için sosyal medyada görüşlerini paylaşmaktan ve gösteri yürüyüşüne katılmaktan çekiniyor. Yine son 2 yılda KHK’larla kapatılan dernek ve vakıflar sebebiyle, gençler hak temelli örgütlenmelere daha mesafeli. Bunun en büyük sebebi olarak ailelerin siyasi kaygılarını işaret ediyorlar.

KAYYUMLAR YEREL YÖNETİMLERLE İLİŞKİLERİ ZAYIFLATTI

20 gençle derinlemesine görüşmelerde öne çıkan bir başka bulguya göre, 2016’nın son aylarında, Kürt illerindeki belediyelere kayyum atanması gençlerin yerel yönetimlerle olan ilişkilerini zayıflattı. Öncesinde herhangi bir şey talep etmek için belediyeye başvuran gençler, kayyum atamaları sonrası bu yolu pek fazla tercih etmediklerini belirtti.

GÖNÜLLÜLÜK, SİYASİ KATILIMI ARTTIRIYOR

Araştırmaya katılanların yüzde 38,4’ü gönüllülük yapmaya başladıktan sonra siyasi katılımlarında bir değişiklik olduğunu ifade ediyor. Gençlik çalışmaları kapsamında edinilen “farklılıklara saygının genel kabulü”, “birlikte yaşama verilen önem” ve “insan hakları” konularıyla ilgili eğitim ve savunuculuk faaliyetleri, gençlerin siyasi katılımını arttırıyor.