Gergerlioğlu: Mağdurların soluğu olmaya devam edeceğim

OHAL döneminde çıkarılan KHK ile ihraç edilen tıp doktoru ve insan hakları aktivisti Ömer Faruk Gergerlioğlu, 24 Haziran seçimleri öncesi HDP'den aday adayı. Gergerlioğlu "Aday adaylarıyla 5 Soru- 5 Cevap"a konuk oldu.

ANKARA – Ömer Faruk Gergerlioğlu 1965 yılında  Isparta’nın Karaağaç ilçesinde  doğdu. Bursa İmam Hatip lisesinin ardından Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitimine devam etti ve Göğüs hastalıkları ve tüberküloz uzmanı olarak çalışmaya başladı. 2003 yılında  MAZLUMDER  Kocaeli Şube  Başkanlığını üstlenip 2007 yılında aynı derneğin Genel Başkanı oldu. Yaşam hakkı, düşünce özgürlüğü, kadın hakları, işçi hakları gibi birçok alanda çalışmalar yürüttü ve insan hakları alanında raporlar hazırladı.

Çeşitli gazete ve dergilerde  güncel siyasete ve hak ihlallerine dair yazılar kaleme alan Gergerlioğlu barış çağrısı yapan bir Facebook paylaşımından dolayı Kocaeli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekterliği’nin şikayeti üzerine hakkında soruşturma açılarak aynı gün Kocaeli Valiliği tarafından açığa alındı ve 6 Ocak 2017’de yayınlanan 679 No’lu Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edildi. İhracının  ardından 2017’nin  Mart ayında kurulan ‘Hak ve Adalet Platformu’nun sözcülüğünü üstlendi. Geçtiğimiz aylarda sosyal medya üzerinden ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçlamasıyla yargılanan ve 2 yıl 6 ay hapse mahkum edilen Gergerlioğlu HDP’den milletvekili aday adayı oldu. Gergerlioğlu’nun “Aday adaylarıyla 5 Soru- 5 Cevap”a konuk oldu.

Neden adaysınız?

Yıllardır insan hakları alanında çalışan birisi olarak hak ihlallerini takip ediyorum. Bu durum beni bir şekilde siyasi alanda söz sahibi kıldı. Bu süreçte profesyonel olmadan çeşitli yayın organlarında yazarak çizerek düşüncelerimi ifade etmeye çalıştım. Siyasetin çok daraltıldığı, yok edildiği bir ortamda her parti için siyaset lazım diye düşünüyorum. Yalnızca HDP için değil AK Parti için de siyaset lazım çünkü onlar da siyaset yapmıyor, tek adamın sözünü dinliyorlar. Siyasetin herkese gerekli olduğunu düşünerek aday oldum. Kürt meselesini çok yaralı olduğu bir iklimde HDP’nin devre dışı bırakılması benim gibi demokrat insanların sahiplenmesini gerektiriyor. Bu nedenlerle siyasette rol oynamaya karar verdim. On binlerce KHK mağduru gibi ben de mağdur oldum, onların dertlerini dinledim, yazdım çizdim. Aktif bir şekilde bu işin içerisindeyken çok büyük yaralar oluşturduğunu , çok keyfi ve antidemokratik biçimde insanların mağdur edildiklerini gördüm. Tabii ki bu alanda söyleyecek sözlerim vardı. TBMM çatısı altında sorunları yansıtmama ilişkin KHK mağdurlarının doğrudan da talebi geliyordu. Bunları da değerlendirerek siyasetin içerisinde  aktif şekilde rol almanın önemli olduğunu düşündüm.

Türkiye’nin en büyük sorunu nedir?

Türkiye’de en büyük eksiklik demokrasi eksikliğidir. Bunun sonucunda ortaya çıkan en büyük mesele de Kürt meselesidir. Türkiye’de Cumhuriyet tarihi boyunca en büyük sorunlar Kürt meselesi ile din ve vicdan özgürlüğü konularıdır. Son yıllarda din ve vicdan özgürlüğü konusunda adımlar atılmış olmasına rağmen Kürt meselesi konusunda eskinin tekrarı ve çözümsüzlük devam ediyor. Ben Kürt değilim Türk’üm ama hem bir dindar olarak hem de insan hakları aktivisti olarak Kürt meselesindeki haksızlıkları çok iyi biliyorum. Hem duygusal anlamda hem düşünsel anlamda beni çok etkileyen bir diğer sorun ise OHAL ve KHK’lardır. Benim yaşadıklarımın binlerce katını yaşayan yüz binlerce insan var bu memlekette. Keyfi yönetim uygulamaları yüzünden bunu yaşıyorlar. Her kesimden insan bunun mağduru oluyor. OHAL KHK mağdurları başlarına bir dert geldiğinde ilk bana haber veriyorlar. Bu konuda duyarlı olmaya çalışıyorum. İşin peşine düşerek elimden geldiğince mağduriyetlerini dillendirmeye, çözmeye çalışıyorum. Biliyorum ki mağduriyetler daha fazla devam ederse sorunlar da katlanacak.

Neden HDP’yi seçtiniz? 

HDP çoğulculuğu, çok kültürlülüğü, siyasal katılımı, kadın erkek eşitliğini önemsedi ve ben bunların her birini ayrı ayrı çok değerli buldum. Dışarıdan bakan bir aktivistken de bunların geliştirilmesi yönünde  diyalog kurdum, katkı sağladım. Siyaseti sahiplenmeleri, o alandan HDP’nin kopmaması gerektiğini defalarca yazdım, söyledim. HDP bu amaçlarıyla benim beğendiğim, oy verdiğim bir partiydi. İnsan hakları aktivisti olduğum için çok hevesli değildim siyasal katılımda taraf benimsemeye. Sonrasında yapmak istediklerimizin daha profesyonel bir şekilde gerçekleştirilmesi şansını düşündüm. HDP’ye destek vermem gerektiğini hissettim. HDP yalnızlaştırılan, sesi kısılmaya çalışan bir parti. Birçok yöneticisi tutuklu ve baskı altında ama bunlar demokratik siyaseti geliştirmeyi düşünen insanları etkilememeli. Beni de etkilemedi. Bunların bir zaman sonra yıkılıp gideceğini, HDP’nin demokratik siyasal sistem içerisinde çok daha kabul edilmiş bir rol alacağını düşünüyorum. Burada iş demokrat insanlara düşüyor. Biz bir şekilde sorumluluk hissedip rol almadığımız sürece bu baskılar devam edecektir. Siyasetin normalleşmesine hizmet etmiş olacağız. Silahların bırakılması, Mecliste Kürt meselesinin çözülmesi için ağırlık oluşturmak istiyoruz. Bir diğer yandan HDP içinde yer almamın nedeni ezilenlerin yanında cesurca durmasından kaynaklıdır. Sadece Kürt meselesinde değil. HDP OHAL, KHK, vicdan özgürlüğü konularında da daima cesurdu.

Milletvekili seçildiğiniz takdirde  ilk icraatınız  ne olacak?

Milletvekilliği aklımda ilk belirdiğinde cezaevindeki düşünce özgürlüğünden dolayı tutuklu mahkûmları ziyaret edeceğimi söyledim. Eğer vekil olursam eski HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın da aralarında olduğu aydınları cezaevinde ziyaret edeceğim. Öte yandan şu anda yaptıklarımın aynısını ve daha fazlasını yapacağım. Şu an haksızlığa uğrayan herkesi sahiplenmeye  çalışıyorum. Kimliğine bakmadan haksızlığa uğramış herkesi kucaklamaya çalışıyorum. Vekil olduğumda da bu katlanarak devam edecek. Mazlumun, ezilenin yanında bir vekil profili çizmeye devam edeceğim. Türkiye’de çok ezilen insan olduğunu, çok göz yaşının aktığını biliyorum. Vekil olduğumda da ezilenlerin, mağdurların yanında, soluklarında olmaya devam edeceğim.

Nasıl bir Türkiye hayal ediyorsunuz?

Türkiye’den  umudunu kesen insan sayısı oldukça fazla. Son zamanlarda alıp başımı gideceğim diyen çok insan görüyorum. Ben ümidimi kesmiyorum. Zıtlaşma ve kutuplaşmanın olmadığı bir yarın hayal ediyorum. İnsanların duyarsızlığından, empati yapmamasından çok yaralı olsam da topluma güveniyorum. Eşit vatandaşlığın olduğu, empatinin gerçekleştiği Türkiye’yi hayal ediyorum ama bunun da kolay olmadığını biliyorum. Gelecekteki Türkiye’de daha az mağdur olsa da bana ihtiyaç olmasa diye düşünüyorum. Mağdur ihlallerini konuşmadığımız bir Türkiye hayal ediyorum. Sokağa indiğimde birbirinin farklılığını kabul eden, hoşgörülü insanlar görmek istiyorum. Diğerinin kimliğinden dolayı onu aşağılamayan, bunu bir zenginlik olarak gören insanların yaşadığı bir gelecekte yaşamak istiyorum. Kendini geliştiren, bilim alanında  çığır açan bir ülke hayal ediyorum. Tüm bunların zor olsa da başarılabileceğini düşünüyorum.

Önümüzdeki seçimlerde de herkes katılımını arttırmalı. Demokrasiye oy vermeli. Ben umudumu kestim, sandığa gitmeyeceğim dememeli kimse.  Herkes bir seçim yapsın ve bu HDP olsun. HDP’nin baraj altı kalması Türkiye’yi tamamen siyaset dışına itecektir. Devam eden antidemokratik uygulamaların çok daha ilerlemesine yol açacaktır. İnsanların bu duyarlılıkla sandığa gitmesini talep ediyorum.