'Rojava: Kürtlerin Zamanı gazetecilik kitabıdır'

Kahta Sulh Ceza Hakimliği, aralarında Fehim Taştekin’in "Rojava/Kürtlerin Zamanı" adlı kitabının da yer aldığı 3 kitap hakkında toplatma kararı verdi. Kitaplar hakkında "terör örgütü niteliği taşıdığı değerlendirilen" ifadelerinin yer aldığı karara hukukçular tepki gösterdi: Bir gazetecilik kitabıdır, toplatma kararı vermek hukuksuzluktur.

Hacı Bişkin  hbiskin@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Kahta Sulh Ceza Hakimliği, Gazete Duvar yazarı Fehim Taştekin’in “Rojava/Kürtlerin Zamanı” adlı kitabının da aralarında yer aldığı 3 kitap hakkında toplatma kararı verdi. Kararda, kitaplar için “terör örgütü niteliği taşıdığı değerlendirilen” ifadesi kullanıldı. Hukukçular bu kararın hukukdışı olduğunu söyleyerek kitap toplatmanın yasalara aykırı olduğunu söylüyor.

Avukat Ramazan Demir, “Kahta Sulh Ceza Hakimliği’nin TMK 2/7’yi açıp bakması gerekiyor” derken avukat Cahit Kırkazak “Kitabın ne içeriği ne de kitabın kendisi üretmeye çalıştıkları soyut kavramlarla örgüte benzer niteliğindeki kavramlarla hukukun hiçbir yerinde yok” dedi.

Avukat Ercan Kanar ise kararı Nazi Almanyası’ndaki uygulamalara benzetti: “Savcıya göre, sisteme karşı olan herkes düşmandır ve ne söylerse söylesin, ne yazarsa yazsın yasalara uygun olsa dahi herkesi terör örgütüne üye olmak veya propagandasını yapmaktan yargılamak durumuna düşer.”

‘TUTUKLANMALARA GEREKÇE OLUŞTURULMAK İSTENİYOR’

Avukat Ramazan Demir, “Fehim Taştekin’in bu kitabı bilimsel bir kitap niteliği taşıyor” diyerek Kahta Sulh Ceza Hakimliği’nin verdiği karar hakkında şunları söyledi, “Geçmişte Abdullah Öcalan’ın kitabı için verilen el koyma ve toplatma kararı bile Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar doğrultusunda kaldırıldı. Kahta Sulh Ceza Hakimliği şimdi nasıl böyle bir karar alıyor? Bu kitap bir coğrafyanın siyasal yapılanmasının nasıl meydana geldiğini tamamen objektif değerlendiren bir kitap. Kahta Sulh Ceza Hakimliği’nin, TMK 2/7’yi açıp bakması gerekiyor. Dolayısıyla verilen bu karar yasal değil. Taştekin’in bu değerli çalışmasını bu şekilde terörize edilerek, tutuklanmalara gerekçe oluşturulmak isteniyor. Biz şu an ne yazık ki ciddi bir hukuk garabetinden bahsediyoruz.”

‘ÜLKE NE ZAMAN DARBOĞAZA GİRSE OLAN KİTAPLARA OLUYOR’

Kitap hakkında verilen toplatma kararının mevcut yasalarla bir ilgisi olmadığını söyleyen avukat Cahit Kırkazak da şöyle konuştu, “Kitaplarla ilgili bu tür davalarda savunma yapmak durumunda kaldığımız zaman yazar Muzaffer İzgü’nün şu sözlerini kullanıyoruz: ‘Ülke ne zaman darboğaza girse olan kitaplara oluyor, sanki raflarda sessiz sedasız duran kitaplar sokuyorlar ülkeyi darboğaza.’ Bu, aslında hukukun tamamen çaresizliğinden kaynaklanıyor. İnsanlar meşru ve temel haklarını kullanmak istedikleri zaman onları baskıyla gözaltına almaya çalışıyorlar. Ama ellerinde hiçbir meşru vasıta yok. Meşru vasıta olmayınca bu örnekte olduğu gibi Kürtlere ait değerleri gördüklerinde kırmızı görmüş boğa gibi davranıyorlar aslında. Bu birinci tahammülsüzlük.”

‘HUKUK SOMUT VE NET KAVRAMLARLA İLGİLENİR’

“İkinci tahammülsüzlük ise kitabın toplatılmasındaki çaresizlik” diyen Kırkazak; “Kitabın ne içeriği ne de kendi üretmeye çalıştıkları ‘örgüte benzer’ gibi kavramlar hukukun ceza ile ilgili bir yerinde yok. Çünkü hukuk somut ve net kavramlarla ilgileniyor. Rojava: Kürtlerin Zamanı adlı kitapta da yazarın sahada gazetecilik yaparak edindiği gözlemleri yer alıyor. Bu kitap yasal olarak basılmış bir kitap. Şimdiye kadar hiçbir toplatma kararı alınmamış. Ama muhaliflerin gözaltına alınmaları sırasında yanlarında bu kitap bulununca ‘olsa olsa terör örgütünden talimat almışlardır’ diye soyut ve komik gerekçelerle kitabı yasaklıyorlar. Bunu hukuken değerlendirmemiz mümkün olmadığı gibi bu durum kanunlara da aykırı. Türkiye maalesef bir hukuk devleti değil bir kanun devleti. Ama böyle örneklerde görüyoruz ki aslında kanunlara da uymuyorlar. Sıkıntı bununla ortaya çıkıyor. Kürtleri ya da muhalifleri susturmak için ortaya atılıyor” dedi.

‘KEYFİ VE İDARİ BİR KARAR…’

Avukat Ercan Kanar ise, “Benzer kararlarda olduğu gibi bu kitabın toplatma kararı da ‘düşmanla savaş hukuku’ uygulamasının tipik bir örneği” dedi. Kanar, “Bu mantığa göre, sisteme karşı olan herkes düşmandır ve ne söylerse söylesin, ne yazarsa yazsın yasalara uygun olsa dahi terör örgütüne üye olmaktan veya propagandadan yargılanma durumuna düşer yani normal prosedür uygulanmaz. Maalesef bugün de Türkiye’deki hukuk uygulamalarında normal ceza yasasının temel kuralları, ceza yasasının teminat kuralları değil tamamen düşmanla savaş hukuku uygulanıyor. Hiçbir kitap hiçbir düşünce terör aleti sayılamaz. Geçmişte de Filistinle ilgili 60’lı 70’lı yıllarda toplatılan kitap aynı zihniyetle toplatılıyordu. Oysa şimdi Filistin halkının mücadelesinin bir özgürlük mücadelesi olduğuna kimse inkar edemiyor. Rojava için de bu geçerlidir. Şimdi bu kitapta Türkiye coğrafyasına yönelik herhangi bir silahlı girişimi teşvik eden bir şey söz konusu değil. Rojava’daki Kürtlerin özgürlük, bağımsızlık mücadelesini anlatan bir kitap. Toplatma kararının mevcut hukukla dahi en ufak bir ilgisi yok. Hukuk dışı, keyfi ve idari bir karar.”


Sancar Başbakan Yıldırım’a sordu: Bir kitap nasıl terör örgütü niteliği taşır?

HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar Kahta Sulh Ceza Hakimliği’nin Faysal Dağlı’nın Belge Yayınları’ndan 1994’te çıkan Birakujî, Aytekin Gezici’nin Tutku Yayınları’ndan 2013’te çıkan Kürt Tarihi ile Fehim Taştekin’in İletişim Yayınları’ndan 2016’da çıkan Rojava: Kürtlerin Zamanı adlı kitaplarına ilişkin kararı Başbakan Binali Yıldırım’a sordu.

Aram Yayınları’na ait 53 kitapla ilgili Diyarbakır 1. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilen toplatma kararı ile Kızıltepe’de Ekin Yayınların’a ait 160’a yakın kitaba el konulması, yine Gaziantep 3. Sulh Ceza Hakimliği’nin, 4 Aralık 2015 günü 25 kitap ve dergi hakkında, suç unsuru içerdiklerinden bahisle toplatma kararı vermesini “Türkiye’nin kitaplarla kavgasının yakın zamandaki izleri” olarak değerlendiren Sancar, “Anayasa’nın 28. maddesi, “Basın hürdür, sansür edilemez” hükmünü getirmiş, buna uygun olarak Basın Kanunu’nun 3. maddesi, “Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.” ifadeleriyle bu özgürlüğün çerçevesini çizmiştir” dedi.

Mithat Sancar

 

“Kahta Hakimliği’nin verdiği kararda, kitabın ‘terör örgütü niteliği taşıdığı’ değerlendirilmiştir” diyen Sancar şu soruları yöneltti:

– Bir kitap nasıl terör örgütü niteliği taşır?

– Şu anda Türkiye’de satışı ve dağıtımı yasaklanmış ve hakkında toplatılma kararı verilmiş kaç kitap bulunmaktadır? Bu kitaplar hangileridir?

– Kitap satışını ve dağıtımını yasaklama kararları Anayasa ve uluslararası insan hakları içtihadıyla uyumlu mudur?

– Kitapların bu şekilde yasaklanmasının engellenmesi için hangi tedbirleri almayı düşünüyorsunuz?

 

Yarkadaş: Türkiye, yıllar sonra kitap toplatma ayıbını yaşıyor

CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş da, “Sulh Ceza Hakimlikleri’nin aynı gün üç kitabı birden toplatması ve kitapları ‘yasadışı örgüt’ diye tanımlaması, hem hukukun ayaklar altına alınması hem de düşünceyi ifade özgürlüğünün yok edilmesi anlamına gelir” diyerek toplatma kararlarıyla ilgili soru önergesi verdi.

“Kitap toplatmak ile kitap yakmak arasında bir fark yoktur” diyen CHP’li Yarkadaş, “Siz o kitapları toplatınca, düşünceleri yok edebileceğinizi mi sanıyorsunuz? Düşünceden neden bu kadar korkuyorsunuz?” tepkisini gösterdi. Fehim Taştekin’in “Rojava – Kürtlerin Zamanı” adlı kitabının, bir süre önce çeşitli operasyonlarda ”suç delili” olarak gösterildiğini de belirten Yarkadaş, “Yasal zemini olmayan bu zoraki kanıtı, şimdi Sulh Ceza Hakimliği eliyle meşrulaştırmaya çalışıyorlar” dedi.

Sulh Ceza Hakimliği’nin dünyada eşi görülmemiş bir karar aldığını ve “Bu kitap yasadışı örgüttür” dediğini aktaran Yarkadaş, “Haberi ilk duyduğumda, editörün yazım hatası sandım. Sonra birkaç kaynağa daha bakınca, kitabın gerçekten yasadışı örgüt olarak nitelendirildiğini gördüm. Her şeyi görmüştük de kitabın örgüt olduğunu görmemiştik. AKP iktidarı bize bunu da gösterdi” diye konuştu.

Barış Yarkadaş

‘KİTAPTAN ÖRGÜT OLUR MU?’

Bir kitabın örgüt olarak nitelendirilmesinin, ”ceza hukuku”nun temel ilkelerini ters yüz ettiğini belirten Yarkadaş, “Hakimlik, kitabı yaşayan bir organizma sanıyor ve kitaba örgüt nitelemesi yapıyor. Sanırım zorlama bir karar olduğu için, böyle absürt bir karara imza attılar” dedi. Her üç kararın da bir an önce iptal edilmesi çağrısı yapan Yarkadaş, “Kitaba suç unsuru muamelesi yapmaktan vazgeçin. FETÖ, Ahmet Şık’ın basılmamış kitabını bomba ile eşdeğer tutuyordu. AKP ise, basılı kitaba örgüt diyor ve çıtayı daha da yukarı çekiyor. Ortaklıkları bozuldu, zihniyetleri ise değişmeden devam ediyor” ifadesini kullandı. Bu kararlarla birlikte, kitap yazmanın ve yayınlamanın daha da zorlaşacağını belirten Yarkadaş, “AKP, çorak bir kültürel iklimin peşinde. Düşünmeyen, tartışmayan, sorgulamayan, merak etmeyen bir halk istiyorlar. Buna hepimizin itiraz etmesi ve bin çiçeğin açacağı, bin  fikrin yarışacağı bir ortamı sağlamamız gerekiyor” dedi.

‘CAN YÜCEL’İN KİTAPLARI İMHA EDİLDİ’

Yarkadaş, açıklamasında, Sivas Cumhuriyet Cumhuriyet Üniversitesi’nin kütüphanesinden Can Yücel’e ait kitapların toplatılarak imha edildiğine ilişkin iddiaya da yer verdi. CHP’li vekil, “Can Yücel’in şiirleri gericiliğe kurban ediliyor. Kitaplar kütüphaneden toplatılmış ve imha edilmiş. Konuyu araştırıyoruz. Şiire, öyküye, bilgiye düşmanlık, Türkiye’yi uçuruma sürükler” diye konuştu. Yarkadaş, kitapların toplatılmasını TBMM’ye de taşıdı ve Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.​