Güvenpark katliamı davasında ikinci duruşma

13 Mart 2016’da Ankara Güvenpark’taki otobüs duraklarına yapılan 36 sivilin hayatını kaybettiği saldırının davasının 2’inci duruşması bugün Ankara’da görülecek. Saldırıda 16 yaşındaki kızı Destina Peri Parlak’ı kaybeden Hacer Parlak davaya gazetecilerin ve kamuoyunun ilgisizliğini eleştirdi ve sordu, “Türkiye’de ne değişti de bu saldırılar sona erdi?”

Google Haberlere Abone ol

ANKARA - Ankara’da, 13 Mart 2016 tarihinde, Güvenpark önündeki otobüs duraklarına bomba yüklü araçla düzenlenen ve 36 kişi öldüğü, 349 kişinin yaralandığı intihar saldırısının davasının ikinci duruşması bugün Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 10.00’da görülecek.

TAK (Kürdistan Özgürlük Şahinleri)’ın asıl hedefin Güvenpark’taki polisler olduğunu belirterek üstlendiği saldırının davasında 9’u tutuklu 55 sanık yargılanıyor. İddianamede, 'PKK’nin yurt içinde ve yurt dışında oluşabilecek tepki ve kötü imajı engellemek amacıyla' saldırıları TAK’a üstlendirdiği ifade edilmişti. Saldırıyı gerçekleştiren Seher Çağla Demir ve Özgür Ünsal’ı takip ederek organize ettiği ve saldırının ardından Urfa’ya kaçtığı belirtilen Vahit Ayçil’in yakalanamadığı ve yurt dışında bulunduğu tahmin edilerek hakkında kırmızı bülten çıkarıldığı bilgisi de iddianameye girmişti.

'DURUŞMALARI TAKİP ETMEMEK KIZIMA İHANET GİBİ GELİYOR'

Güvenpark katliamında 16 yaşındaki kızı Destina Peri Parlak’ı kaybeden Hacer Parlak, kamuoyunun davaya ilgisizliğinden yakındı. Hacer Parlak “İnanın o mahkeme salonunda kızımı düşünüyorum ve şu an yanımda olmamasının tek sebebinin o insanlar olduğunu… Kendimi zor tutuyorum ve orada olmak bile istemiyorum. Ben her gün ölüyorum artık. Davanın sonucu ne olursa olsun hiçbiri geri gelmeyecek. Değer miydi bu kadar insana? Sadece bir kişi değil ki! Geride kalanları, anneleri, babaları, kardeşleri düşünün. İnanın güvenmiyorum ama duruşmaları takip etmemek kızıma ihanet gibi geliyor” diyor.

Hacer Parlak’ın açıklamalarından öne çıkanlar şunlar:

AİLELER DE DAVAYA SAHİP ÇIKMIYOR

Kamuoyunun bu davaya yeterince ilgi göstermemesi aslında siyasi iktidarın politikası. Aileler de sahip çıkmıyor. Birçok aile 20 Haziran 2017 tarihindeki ilk duruşmaya katılmadı. Çok büyük hayal kırıklığı yaşadım. Kayıp yaşayan, zarar gören 400’ün üzerinde insan var ama mahkeme salonunda 100 kişi yoktu. Siyasi partilerden de kimse yoktu. Kayıplar arasında CHP ilçe başkanlığı yapmış Mehmet Yurtsever de vardı ama CHP’den tek bir temsilci gelmedi duruşmaya.

GAZETECİLER BASIN AÇIKLAMAMIZI BİLE İZLEMEDİ

Barolar Birliği’nden bir avukat heyeti duruşmayı izledi. Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun böyle bir tutumu var. Sanık avukatları buna itiraz etti. Avukatlar heyet olarak değil tek tek gelecekler yine duruşmaya. Adliyede o gün bir basın açıklaması yaptık avukatlarla. Tek bir kameraman vardı. Bir basın mensubu bile gelip bize bir soru sormadı.

ASIL FAİL KAYIP

Olayı organize eden Vahit Ayçil hâlâ kayıp, aranıyor. O kişiyle ilgili çok şüphe var. Olay günü Ankara’yı terk edip Urfa’ya gidiyor elini kolunu sallaya sallaya. Urfa’da pasaportunu yenilediğine dair bilgiler de var. Sanıklardan biri bomba malzemesini taşımış, yaptığı işin yasadışı olduğunu biliyor ama taşıdığının bomba malzemesi olduğunu bilmediğini söylüyor. Suçlamaları reddediyorlar ama bence hepsi zincirin bir parçası. Asıl kilit adam Vahit. O tutuklanırsa tüm parçalar belki oturacak.

Sanık avukatlarından biri farklı bir savunma yaptı ve olay yerinde istihbarata ait iki aracın olduğunu ve bunların plakalarıyla dosyaya girdiğini söyledi. Bizim avukatımız da o konuda bir araştırma yapıyordu. Olayın devletin haberi dâhilinde yapıldığını söylemeye çalışıyor; bunu biz de biliyoruz ama sorumluları mahkemeye getiremiyoruz.

KAMU GÖREVLİLERİ DE YARGILANMALI

Ailelerin hep bir talebi vardı. Avukatlar da yazılı olarak mahkemeye bunu iletti. Bu olayda kusuru bulunan herkese, kamu görevlilerinin de davaya çağrılması talebimizi mahkeme reddetti. Olayın bu aşamaya gelmesinde sorumluluğu bulunan herkes orada olmalı. Bu talebimizi yine ileteceğiz avukatlarımız aracılığıyla. Nasıl oluyor da ABD Büyükelçiliği olaydan önce kendi personelini uyarıyor ancak o bombalı aracın Kızılay’a ulaşması engellenemiyor?

15 TEMMUZ KAYIPLARI ŞEHİT KABUL EDİLDİ AMA GÜVENPARK KAYIPLARI EDİLMEDİ

Devlet, olay sonrasında hiçbir biçimde bizimle iletişim kurmadı. Siyasi iktidardan arayan olmadı. Benim evime CHP’den gelen birkaç kişi oldu sadece. AK Parti Çankaya İlçe Başkanlığı’ndan, olaydan 6 ay sonra haber vermeden geldiler, ‘Bir takım talepleriniz varmış’ dediler. Kendilerini kabul etmedim. Sivillere yönelik bir eylem olduğu için kayıplar şehit kabul edilmiyor. Bazı ailelerin bu yönde talepleri vardı. Benim böyle bir talebim yok. 15 Temmuz’daki kayıpları şehit olarak kabul ediyorlar ama buradakileri etmiyorlar ve aileler buna tepkili.

NE DEĞİŞTİ DE TAK’IN SALDIRILARI BİTTİ?

Devletin haberi olmadan Kızılay’ın göbeğinde böyle bir olay olur muydu? Aynı 10 Ekim 2015’te, Ankara Garı’ndaki gibi. Peki soruyorum neredeyse 15 Temmuz’dan bu yana patlama oldu mu? Olmadı. Neden acaba? Patlama olmasını en son isteyecek insanlardan biri benim. Neden şimdi patlamıyor diye soruyorum sadece. Bu eylemleri gerçekten PKK, TAK yapıyorsa neden şimdi yapmıyor? Ne değişti Türkiye’de? Yönetim mi değişti, onlar istediklerini mi aldı yoksa devlet çok daha iyi önlem mi alıyor? Soruyorum ne değişti?