KONDA Genel Müdürü Ağırdır: Kürtleri yine sınava soktular

30 yıldır kamuoyu araştırmaları yapan KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır, referandumu değerlendirdi. Ağırdır, referandumda 'Kürtler evet'i kazandırdı' iddialarına yanıt verdi.

Google Haberlere Abone ol

DUVAR -Referandum sonuçlarını bilen iki araştırma şirketinden biri olan KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır YSK'nın kararlarını, referandum sürecini değerlendirdi.  30 yılı aşkındır kamuoyu araştırmaları konusunda çalışan Ağırdır'a göre, seçim sonuçları kadar seçime hangi koşullarda gidildiği de önemli. OHAL koşullarında referandum sürecine gidildiğini hatırlatan Ağırdır "Referanduma kadarki süreç adil, eşit, demokratik, hukuka uygun çalışıyor mu, çalışmıyor mu kısmını tartışmamız lazım. Yani bu konularda sadece itiraz etmenin dışında hukuken de yapılabilecek bir sürü şey vardı. OHAL şartlarında eşit, adil, özgürlükçü, herkesin özgürce fikrini söyleyebildiği ve kanaatlerini oluşturduğu bir ortamdan söz edebilir miyiz, hayır. Asıl bunun hukukunun kavgasını vermek gerekiyordu."

Evrensel'den Serpil İlgün'e konuşan Ağırdır aynı zamanda ‘Kürtler AKP’ye kazandırdı’ tarışmalarına yanıt verdi: Kürtleri bir kere daha, bir kere daha kendilerini ispatlasınlar sınavına sokmak

Söyleşinin ilgili bölüme şu şekilde;

KÜRTLER BİR KEZ DAHA KENDİNİ İSPAT SINAVINA SOKULUYOR

Kürt halkının referandumda alacağı tutum, üzerinde en çok spekülasyon yapılan başlıklarından biri olmuştu. Günün sonunda onca ağır baskıya, tutuklamalara rağmen yapılan ‘hayır’ tercihi, ‘Kürtler AKP’ye kazandırdı’ türünden görüşlere set oluşturmaya neden yetmiyor?

Şu; Kürtleri bir kere daha, bir kere daha kendilerini ispatlasınlar sınavına sokmak... Daha önce “başkanlığa onay verecekler” tartışması, zaten “Seni başkan yaptırmayacağız” denilmesi o tartışmanın uç noktasıdır. Yani “Böyle değiliz” demek için. O cümle HDP ve Kürtler açısından yararlı mı oldu, zararlı mı oldu, tarihe bırakalım. Bugünkü tartışma da böyle bir şey. Bizim gördüğümüz şudur, bir toplam Kürtler diye baktığımız zaman yüzde 65’ler, 70’ler mertebesinde hayır fikrindeydi zaten. HDP’ye oy vereceklerini söyleyenlerin ise zaten yüzde 90-95’i hayır blokundaydı. Ayrıca sayısal olarak baktığım zamanda ben bundan farklı bir tablo olmadığını düşünüyorum. Efendim HDP’nin yüzde 70 olduğu yerde şimdi 60 hayır çıktı, aradaki 10 kayıp! O kaybın ne kadarının sandığa gidip gitmemekten, ne kadarının OHAL meselesinden dolayı olduğu, ne kadarının hendek savaşları denen süreçlerden sonra göç eden, sandığı bozulan mahallelerin oy veremeyenleri olduğu daha kapsamlı bir araştırmayla ortaya çıkabilir. Ama ana karakter olarak Kürtlerin ya da HDP’ye oy veren seçmenin hayır pozisyonunda kaldığı görülüyor. Mesele de budur. Aradaki üç puanlar, iki puanlar bilmem nelerin bir kısmı tevatür. En başta söylediğim gibi Türkiye’de bir üçüncü unsur olarak bir Kürt meseleniz ve Kürt yurttaşlarınız var. Dolayısıyla bu tartışmalarla, hele bu tür birbirini örtük suçlamalarla veya iktidara yakın insanların dediği gibi “Kürtler artık HDP tercihinden dönüyor, hendek savaşlarını onaylamadılar, Selahattin Bey’in tutuklanmasına da itiraz etmediler” gibi varsayımları gazlamalarla bu işi yok sayamazsınız. Bunların her birinin parça etkisi var ama hikayeyi açıklayan ana renk bu değil. Bunlar kendinizi kandırmak olur. Kürtler hariç her iki taraf için de söylüyorum bunu. Onun için herkesin takkesini önüne koyup Kürt meselesini ve Kürtlerin varlığını düşünmesi lazım.

HABERİN TAMAMI