Ragıp Duran'dan Kadri Gürsel'e: Herkes biliyor, zarların hileli olduğunu

Gazeteci Ragıp Duran, Silivri Cezaevi'nde yatan Kadri Gürsel'e Mektup yazdı. Duran mektubuna Leonard Cohen'in 'Everybody Knows' şarkısının sözleriyle son verdi.

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - Gazeteci Ragıp Duran, Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan Cumhuriyet gazetesinin yazarı ve Yayın Kurulu danışmanı Kadri Gürsel'e bir mektup yazdı. Ragıp Duran'ın mektubu şöyle:

"Gazeteciler bu aralar ya adliyede ya cezaevi kapılarında ya da içeride. Dışarıda kalanlar ise bir avuç hakiki gazeteci. Onlar da yazmaya, çizmeye çalışıyor. Acaba beni de tutuklarlar mı?

Dışarıda derken, başkaları da var. 1453’ten önce bile İstanbul’da yaşayan Yahudiler de yavaş yavaş memleketten ayrılıyor. Bizim çevrelerde de çoluğu çocuğu ve parası olanların büyük bir kısmı bu memleketten umudu kesiyor. Vize, yurtdışında en uygun ülke hangisi muhabbetleri var etrafta. Nefes alamaz olduk.

'ONLARA DA SIRA GELECEK'

Buralarda gazeteci diye dolaşanlar ise aslında yatacak yeri olmayanlar. Merak etme. Onlara da sıra gelecek. Bir kısmı, isim vermeyeyim sen tanırsın, şimdiden işten atıldı, bazılarını o meşum uçağa almıyorlar. Kimileri dönmeye çalışıyor. Ama yerleri dar. Almanya’da ev alanlar da varmış onlardan. “Tabula Rasa”dan sonra meslekle ilgili etraflı bir yüzleşme/ hesaplaşma lazım.

Bilirsin, Fransa’da iki dönem hakkında (İkinci Dünya Savaşı ve 68 Mayıs’ı), çocuklar, torunlar babalarına dedelerine iki kritik sorar:

- Baba sen o zaman hangi taraftaydın?

1939-45’te doğru taraf Jean Moulin idi ya da De Gaulle idi, belki de Komünist Parti’ydi. Yani Direnişçilerin safında olmak önemliydi. İlk başlarda çok küçük bir azınlıktılar. Fransızların çoğu uzun süre, Nazi işbirlikçisi Mareşal Pétain’in yanındaydı. Vichy rejimini desteklemişlerdi.

68 Mayısı’nda önemli olan barikatın hangi tarafında yer aldığımızdı. Cohn- Bendit ile birlikte polislere kaldırım taşı atan saflarda mı, yoksa André Malraux ile ihtiyar-gerici rejimi destekleyenlerin yanında mı?

Kadri, yarın öbür gün oğlun, seninle gurur duyacak.

- Babam, o dönemde gazetecilik yaptığı için hapse atılmıştı. Mesleği ve görevi gereği hiçbir iktidara yanaşmadığı için cezalandırılmıştı… diyecek.

SABIKASIZ GAZETECİ OLMAK

Bugün yanlış safta olanlar yarın ya susacak ya da yalan söyleyecek.

Bizim bir arkadaş, geçenlerde sanık olarak yargılandığı bir davada, hâkim “Sabıkanız var mı” diye sorduğunda bıyık altından sırıtmış.

- Ne oldu, neden gülümsediniz?

- Hâkim bey, Türkiye’de gazetecilik yapıp sabıkası olmamak yani gerçekten çok zor bir iştir…

Amerikan maden grevcilerinin 1930’lardaki mücadelesinde doğup bugün hâlâ söylenen bir mücadele şarkısı vardır, “Which side are you on boys” (Çocuklar siz hangi taraftasınız). Sen ve hapisteki tüm gazeteciler taraflarını zaten çoktan belli etmişlerdi. “Bağımsız gazetecilik tarafındayız” demişlerdi.

Silivri, bizim çocukluğumuzda yengeç ve pavuryası ile ünlü bir sahil kasabasıydı. Çok eskiden de bir Rum yerleşim merkezi imiş. Şimdi sizler oradasınız. Ama kimse kalıcı değil demir parmaklıkların ardında. Hem sen Mekteb-i Sultani’de yatılı okumuş adamsın. Cezaevinin ne olduğunu da bilirsin. Bir arkadaş senin için “Onda bir İngiliz asilinin olgunluğu var” demişti geçen gün. Oh yes indeed!

Tüm olumsuz koşullara rağmen, Murat’la, Hakan’la, Güray’la, Turhan’la, Akın’la, Musa ile kendinizi dışarıdaki hapishaneye iyi bir şekilde hazırlıyorsunuzdur, eminim. Diğer Cumhuriyetçilere, öteki meslektaşlara da, görüşebiliyorsan, bin selam…

'İLK MAÇTA BİR ORGANİZASYON YAPARIZ'

Takım bu aralar pek parlak değil. Çıkınca sen de göreceksin. Olsun. Biz takımımızı yalnız Avrupa’da kupa aldığı zaman sevip desteklemedik. Yeni stadımız, bizim eski Ali Sami Yen gibi değil tabii ki… Avrupa maçlarından önce (seneye) ya da lig maçlarından sonra, iki duble atıp, bir şeyler yiyebilecek doğru dürüst bir mekân yok yakınlarda. Bizim o eski grubun çoğu üyesi de sağa sola dağıldı zaten. Olsun, sen hele bir çıkıver, ilk maçta bir organizasyon yaparız.

Leonard Cohen göçtü gitti bu arada. Duymuşsundur.

Bu şarkıyı (Every body knows) kimin için yazmış acaba? En çok da kaptanı merak ettim. Arda’dan bahsetmiyor değil mi?:

Herkes biliyor, zarların hileli olduğunu

herkes yuvarlanırken talihe umut bağlamış

herkes biliyor, savaşın bittiğini

herkes biliyor, iyi adamların kaybettiğini

herkes biliyor, dövüşte şike olduğunu

fakirler fakir kalır, zenginler zenginleşir

hep böyle gider

herkes biliyor

herkes biliyor, geminin su aldığını

herkes biliyor, kaptanın yalan

söylediğini (…)