'Eski HSYK üyelerinin itirafları adalet faciasını ortaya çıkardı'

Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, eski HSYK üyelerinin itiraflarının "adalet faciası"nı ortaya çıkardığını söyledi.

Google Haberlere Abone ol

Nurettin Öztatar

DUVAR - Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, eski Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin itiraflarını değerlendirdi. Adalet Bakanlığı'nın Fethullah Gülen cemaatinin yargıda kadrolaşmasına yardım ettiğini söyleyen Altıparmak, yaşananları "adalet faciası" olarak nitelendirdi.

Eski HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici’nin “Hükümet 2010 yılında HSYK’nin değişmesi için meydan meydan dolaşıp, Anayasa değişikliğine 'evet' oyu istedikten sonra cemaat yargıyı ele geçirmiş” sözüne dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Altıparmak, Anayasa değişikliği için o kadar çaba harcayan hükümetin, HSYK’nin ele geçirilmesi ile hiç ilgilenmediği belirtti. Altıparmak, anayasa değişikliği sonrasında HSYK’nin sadece cemaatin derdi olduğuna inanmak için "saf ötesi olmak" gerektiğini ifade etti.

Herkesin bildiği bir durumu Hamsici’nin tekrar ettiğini vurgulayan Altıparmak, “2010 yılında, Anayasa değişikliği sonrasında HSYK seçimlerinde 3 liste yarışmış. Biri YARSAV, biri Demokrat Yargı, biri de Adalet Bakanlığı listesi. Yani yürütmeyi temsil eden, seçimde tarafsız olması gereken Adalet Bakanlığı bir liste hazırlamış, bunu desteklemiş, oy istemiş. Bu listenin, önemli bir kısmını da cemaat mensupları oluşturmuş. Adalet Bakanlığı cemaatin HSYK’ye yerleşeceğini de biliyormuş yani. Yargının bağımsızlığının güvencesi olması gereken Adalet Bakanlığı, tam tersine, kampanya yürütüp cemaati yargının efendisi haline getirmiş, bir başka deyişle” dedi.

'BİR CEMAATİN YARGIYA HAKİM OLMASI NORMAL Mİ?'

Hamsici'nin itiraflarının yer aldığı Hürriyet gazetesinin haberine göre, cemaatin hükümeti kandırdığı ve sadece kendi üyelerini HSYK’ye seçtirdiğinin belirtildiğini aktaran Altıparmak, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Ne zaman? 2010 yılında. Hadi o zamana kadar, hükümet ve Adalet Bakanlığı çok saftı diyelim. 2010 yılında HSYK seçimleri sonucu kontrolün tümüyle bir cemaatin eline geçtiğini herkes gibi Adalet Bakanlığı’nın da biliyor olması gerekmez mi? Listede kimin cemaatçi, kimin olmadığını herkes gibi Adalet Bakanlığı ve dolayısıyla hükümetin de biliyor olması gerekmez mi? Cemaat kendi üyelerinin hepsini seçtirdiğine ve HSYK’yi eline geçirdiğine göre, o aşamada bir şey yapmak gerekmez miydi? Çok mu normal bir şey, bir dini cemaatin bir ülkenin tüm yargısına hakim olması? O zamana kadar saf olduğunu varsaydığımız Bakanlık ve Hükümet adım atmak için neden 2013 yılının Aralık ayına kadar bekledi o zaman?”

Aynı yargıcın başka itirafları da olduğunu belirten Altıparmak, “O itiraflardan öğreniyoruz ki 2011 yılında “Fethullah Gülen cemaatinin daha önce belirlediği 108 adaydan 107 kişi aynen Yargıtay üyesi seçilmiş. Danıştay’da ise cemaatin belirlediği tüm adaylar seçilmiş olmuş” dedi.

'YARGIDA CEMAAT-HÜKÜMET PAZARLIĞI'

“Bir başka deyişle, 2010 yılında Adalet Bakanlığı’nı 'kandıran' cemaat 2011 yılında pazarlık yapıp, tüm istediği yüksek yargıçları seçtirmiş. Bu haberden anladığımız kadarıyla, bir pazarlık yürümüş. Pazarlık tek tarafla yürütülmez. Bir tarafı anladık cemaat, karşı tarafı kim? Karşılığında ne vaat edildi ki, 2010'da kazık atan cemaatin istedikleri yine de 2011'de aynen karşılandı?” diyen Yrd. Doç. Dr. Altıparmak, aynı yargıcın ifadelerinden 2011’de seçilen cemaat üyelerinin tamamının Bakanlık ve dolayısıyla hükümet tarafından bilindiğinin anlaşıldığını kaydetti.

Bir cemaatin toplu olarak pazarlık yapıp yüzlerce yüksek yargıç atadığını ve bunu bilen hükümetin, 2013 yılı Aralık ayına kadar bunu hiç sorun etmediğinin ortaya çıktığını belirten Altıparmak, “Böyle bir kandırılmanın başka bir örneğini bilen varsa beri gelsin. 2 defa, hem de bu kadar üst düzeyde kandırılacaksınız ama ucu size dokununcaya kadar sesinizi çıkarmayacaksınız” dedi.

SBF-Mülkiye İnsan Hakları Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, sonuç olarak, 2010 ve 2011 yılında Adalet Bakanlığı yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığına aykırı olarak bir cemaatin önce HSYK’yi, sonra da yüksek yargıyı ele geçirmesine aracı olmuş gözüktüğünü kaydetti.

Altıparmak, bu gelişmeleri haber yapan Hürriyet gazetesini de eleştirerek “Tüm bunlar olurken de ne Bakan’ın ne de Hükümet’in olan bitenden haberi olmamış. Gelin görün ki büyük gazete bunu aktarıyor ama bu soruları sormak aklına hiç gelmiyor. Bu soruları sormayacak; öğretmen, garson, şoför atarak bu sorunu çözeceğiz öyle mi?” dedi.