Seferi Yılmaz: Şemdinli'de uzlaşmaya gidildi

Şemdinli'de bombalanan Umut Kitabevi'nin sahibi Seferi Yılmaz, olayı soruşturan savcı Ferhat Sarıkaya'nın yalnız bırakıldığını söyledi. Yılmaz, "Umut Kitabevinin bombalayanlar, failler bellidir ama arkasındaki güce dokunulmamıştır bir uzlaşmaya gidilmiştir" dedi.

Google Haberlere Abone ol

Hülya Karabağlı  [email protected]

DUVAR - O dönem TBMM’de araştırma komisyonu kurulmasına neden olan Şemdinli'deki Umut Kitabevinin bombalanması 11 yıl sonra tekrar gündeme geldi. 2005'te yaşanan bu olayın yeniden gündeme gelmesine neden olan dönemin özel Yetkili Van Cumhuriyet Ferhat Sarıkaya'nın açıklamalarıydı.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası itiraflarda bulunan savcı Sarıkaya, bir dönem cemaatle çalıştığını söyledi. Sarıkaya cemaatten para aldığını da belirtti. Sarıkaya'nın açıklamaları 'Şemdinli olaylarının fitilini de cemaat mi ateşledi' tartışmalarına neden olurken Duvar, bu iddiaları Umut Kitabevi'nin sahibi Seferi Yılmaz'a  sordu.

Şu anda Şemdinli Belediyesi Eş Başkanlığı görevini yürüten Seferi Yılmaz, bölgedeki elektrik kesintileri yüzünden sorularımıza Whatsapp'tan yanıt verdi.

Savcı Ferhat Sarıkaya’nın anlattıkları gözlerin yeniden Şemdinli olaylarına çevrilmesine neden oldu. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından gelen bu açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şemdinli iddianamesini hazırlayan dönemin özel yetkili Van Savcısı Ferhat Sarıkaya, Şemdinli olayı Umut Kitabevi bağlamında Türkiye'de sıkıntıların kaynağını demokrasinin önündeki engelleri ortaya koymuştur. Bireylerin niyeti önemli değil hukuksal olarak çerçevesini ortaya koymuştur. Bunu yaparken AKP hükümetinden güç alarak yapmıştır. AKP’nin kimi sorunları çözme anlamında ‘iddialı’ olduğu döneme denk gelmiştir. Yargıya yapılan müdahalelerle Ferhat Sarıkaya yalnız bırakılmıştır. Bu yalnız bırakılma daha sonra yeniden göreve dönüşle telafi edilmişse de savcıda bir kırılmaya neden olmuştur Sarıkaya'nın iddianamesi sonuçta adı üzerinde iddiadır ama Türkiye gerçekliğine uygundur.

Sizce sahibi olduğunuz Umut Kitabevi'nin bombalanmasında cemaatin rolü var mıydı?

Umut Kitabevi'ni bombalayanlar, failler bellidir ama arkasındaki güce dokunulmamıştır bir uzlaşmaya gidilmiştir, çete örgütü 3 kişiyle sınırlandırılmıştır. Cezalar tatmin edici olmamış ölümü gösterip sıtmaya razı edilmiştir. Hiç yoktan iyi olmuştur, cemaatle bir ilgisinin olduğunu düşünmüyorum ama olay bağlamında faydalanılmıştır, iç tasfiyede kullanılmıştır.

Kitabevi halen yerinde duruyor mu?

Umut Kitabevi halka mal olduğu için halen duruyor.

Sarıkaya'nın bir dönem Gülen cemaatiyle ilgisi olduğu yönündeki açıklamalarının bir savcı olarak güvenilirliğine gölge düşürdüğü yorumları yapılıyor...

Her bireyin mutlaka farklı düşüncesi vardır. Başından itibaren cemaatin içine girdiğini düşünmüyorum sonra da düşmüştür, her şey güce orantılıdır. Siyasal olarak yargıya bu denli müdahale edilirse yargı bağımsızlığına müdahale olursa Anayasa Mahkemesi üyeleri gezilerde çay toplarsa, cübbelere ilik düğme takılırsa, olacağı budur. Darbe başarılı olsaydı şimdi sokağa dökülenlerin bir çoğu bunlara alkış tutardı. Önemli olan kişilik eğitimidir, eğitimler kişiliksizleştirme için kullanıldı. Sisteme karşı olanlar için değişen bir durum yok, işin başında mahkum olurlar. O günden bugüne bu dosyanın hep takipçisi oldum, yargılandım davanın hem mağduru hem tanığı hem sanığı oldum. Halen de bu dosyanın sancılarını yaşıyorum Ferhat Sarıkaya Afrika'ya vs. gidebildi ama ben halen Şemdinli’deyim halkımın hizmetindeyim.

ŞEMDİNLİ'DE NE OLMUŞTU?

Şemdinli’de,  9 Kasım 2005’te Seferi Yılmaz’a ait Umut Kitabevi bombalandı. Olayla ilgili soruşturmayı yürüten dönemin Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya bir iddianam hazırladı. Sarıkaya, bombalama eylemini gerçekleştirdiğini iddia ettiği astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile PKK itirafçısı Veysel Ateş hakkında dava açtı.

Şemdinli’de yeniden yargılanmaya ret Seferi Yılmaz'ın sahibi olduğu Umut Kitabevi, 2005 yılında bombalandı.

O dönemde geniş yankı uyandıran bombalamaya ilişkin tartışmalar sürerken dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı astsubay Ali Kaya için “kendisini tanırım iyi çocuktur” dedi. Savcı Sarıkaya ise Yaşar Büyükanıt'ı  'çete kurmak ve yargıyı etkilemeye teşebbüs etmekle' suçladı. Sarıkaya, Büyükanıt’ın dosyasını ayırarak dava açılması için Genelkurmay Askeri Savcılığı’na gönderdi.

Başkanlığını İlhan Kaya’nın yaptığı Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi, astsubaylar Kaya ve İldeniz ile PKK itirafçısı Ateş'i yargılama sonucunda 39 yıl 10 ay 27’şer gün hapis cezasına çarptırdı.

SEFERİ YILMAZ'A DA DAVA

22 Ağustos 2016 tarihinde ise Seferi Yılmaz, Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi Seferi Yılmaz hakkında 'örgüt üyeliği' iddiasıyla dava açtı.

Ancak, dönemin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), Sarıkaya’yı 20 Nisan 2006’da meslekten attı. 12 Eylül 2010’daki referandumla yapılan Anayasa değişikliğinin ardından  HSYK, Sarıkaya’yı 26 Nisan 2011’de tekrar mesleğe kabul etti ve Ankara Cumhuriyet Savcısı olarak görevlendirdi. Astsubaylar Ali Kaya, Özcan İldeniz ile PKK itirafçısı Veysel Ateş halen cezaevinde.

Şemdinli olayları hakkında TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde dört siyasi partinin mutabakatıyla araştırma komisyonu kuruldu. Komisyon, 9 Kasım 2005 tarihinde Şemdinli ilçesinde inceleme yaptı. Komisyon aralarında Yaşar Bülükanıt'ın da olduğu çok sayıda ismi de dinleyerek bir rapor hazırladı.