Siyasetten kaçmak çare mi?

Son yıllarda yaşanan kitle siyasetinin çeşitli türlerinin ardından bugün, korku ve çaresizlikten 'işime gücüme bakayım' demek çare mi?

DUVAR – Evrensel gazetesi yazarı Sinan Birdal, bugünkü (23 Haziran 2016) köşe yazısında, ‘Siyasetten kaçmak çare mi?’ konusunu ele aldı. Machiavelli, “Bir kalabalık olarak azılı bir topluluktular, ancak bireyler olarak hepsi o kadar korktular ki boyun eğdiler” sözüne ve Elias Canetti’nin ‘kitlenin dağılmasına tipik bir örnek olarak panik’ açıklamasına göndermelerle başladığı yazısında Birdal şunları yazdı:

Geçtiğimiz senelerde kitle siyasetinin türlü hallerine tanık olduk. Gelinen noktada kamusal alanda dile getirilen en belirgin his yaklaşan bir felakete çaresizlik içinde bakmaktan ibaret. Çaresizlik korkunun doğal sonucu. Ancak çaresizlikten sonraki anın ne olacağı da belirsiz elbette. Özel hayata kaçış seçeneklerden biri: “Yapacak bir şey yok, bari işime gücüme bakayım” tavrı. Bu sinizm özel hayatın güvencesinin kamusal hayat olduğunu tamamen göz ardı ediyor. Sinizmin tam da Antik Helen demokrasisinin çöktüğü, kentlerin imparatorluk idaresine tabii hale geldiği bir anda ortaya çıkması tesadüf değil.

Aktif bir yurttaşlığın, siyasetin ve kamusal hizmet görevinin özgürlük için vazgeçilmezliğini vurgulayan cumhuriyetçi düşünce geleneği ise özel ve kamusal hayatın bağlantısını öne çıkarır. Cicero siyasetin pratik bilgisinin öğrenilmesi gerekliliğini buna dayandırır: Tabii herkes risklerle, düşmanlarla dolu siyasetin dünyasından ziyade huzur ve güvenliğin olduğu özel hayatı tercih edecektir. Ancak özel hayattaki huzur kamusal güvenlik olmadan sağlanamaz. Özel hayatta varsaydığımız her özellik kamu düzeninin sağladığı koşullardan kaynaklanır. O bakımdan özel hayatı koruyabilmenin yolu kamusal hayata aktif katılımdan geçer.

Şu soruyu irdeler Cicero: “Aklı başında hiçbir adam acil bir durum olmadıkça siyasete girmez” diyenler haklı mıdır? Siyasette tecrübesi olmayan birisinin acil bir durumda nasıl siyaset üretebileceğini sorgular Cicero. Deniz durgunken dümen kullanma becerisini reddeden okumuşlar, dümenciliği hiç öğrenmemiş olmalarına rağmen dalgalar yükseldiğinden dümene geçeceklerine dair bize güvence vermektedirler. Bu kadar saçma bir düşünce olabilir mi?

Başka her şeyde olduğu gibi siyasette de pratik ustalaştırır. Siyaset yapmadan ortaklaşma, ortaklaşma olmadan korku ve çaresizliği aşmak mümkün değildir. Zombiler ülkesinden gerçek bir cumhuriyete dönüşebilmenin yolu aktif siyasetten, siyasetle ilgilenmekten, siyaset yapmaktan geçer. Genel kanı siyasi değişimin önce düşüncede ve histe başladığı yönünde. Oysa tersi şimdi daha geçerli: Düşünce ve his siyaseti takip edecek.

YAZININ TAMAMI