YAZARLAR

Görünmez olsun yoksullar

Yoksulluk yok edilemiyorsa, yoksulların ortada dolaşıp çevre kirliliğine yol açmalarını engellemek, toplum düzeni açısından önemli. En temizi onları da yok etmek...

Kebapçılar kapanır mı dersiniz?

Kapanırsa bu kez salgın nedeniyle değil, toplum düzenini bozmaktan, bölücülükten kapatılacak kebapçılar. Ve biz şaşırmayacağız. Yiyen var, yiyemeyen var.

“Varlık kuyruğu” teranelerinden, soğan deposu baskınlarından, hal teröründen, “Neredeymiş o evine ekmek götüremeyen, gelsin ben doyuracağım” efelenmelerinden, “e gırtlağından kuru ekmek geçiyorsa aç değil demektir” arsızlığından, “abartıyorlar” geçiştirmelerinden, fıtrat – sabır - şükür vaazlarından, lokmaları küçültme tavsiyelerinden yeni bir evreye gelmiş bulunuyoruz.

Kebapçı düzenlemesi yapılır – yapılmaz; ilgililere kalmış. Ama ittifakın etkin ortağının bir ara askıda ekmek kampanyası düzenlemişken şimdi kebapçıları bölücü ordusuna dahil etmesi önemli. Görünen o ki yiyen/yiyemeyen karşıtlığı kendini en sağır, en körlere de dayatıyor. Yiyemeyenleri, yoksulları umursamazdan gelme devri kapanıyor.

Zenginleşmenin, refahın açık kanıtı olarak gösterilen, köylere dek uzanmasıyla övünülen, iktidarın “doğal ortağı” zincir marketler, tekelleşme hedefe konup düşmanlaştırılıyor. Ürünlerde hiç de fiyat farkı olmayan, neredeyse kasten zarara - batağa sürüklenen kooperatifler, tanzim satış mağazaları alternatif gibi gösteriliyor. Bin tane falan açılacakmış, ilk etapta. Yandı tekelciler. AVM’ler de öyle.

En tepe yöneticilerin yıllardır büyük kıvançla kurdele keserek alkışlayıp desteklediği AVM’lerin şehir dışına taşınmasına ilişkin yasal düzenleme hazırlanıyor... Gidebilen var, gidemeyen var! Düzenlemeye göre bundan böyle birbiriyle yarışırcasına dip dibe AVM açılamayacak, aralarında en az 5 kilometre olacak. Hele bakkalın yanında yöresinde AVM dikilmeyecek vb. vb…

YOK OLSUN YOKSULLAR!

Sadece AVM’lere kısıtlama getirilmiyor; doğrudan doğruya yoksullar da kısıtlama altına alınıyor. Resmen açıklanmasa, adı konmasa da yoksullar hakkında gizlilik kararı alınmış gibi. Yoksulların ve yoksulluğun görünmesine olabildiğince engelleme getiriliyor.

Kebapçıların teröre yardım, yataklık ve bölücülük gibi illegal faaliyetleri, işsizlikteki payları ilan ve teşhir edildiği günün hemen ertesi sabahı, İstanbul’da valilik kararıyla kağıt toplayıcılara baskın düzenlenmesi bu yöndeki uygulamalardan biri. Çevik kuvvet ekipleri, ilçe zabıta güçleriyle eşgüdümlü ve eşzamanlı olarak kamyonlar, kepçeler eşliğinde operasyon gerçekleştirdi.

Sebep?

Çevre kirliliği!

Görüntü kirliliği olarak okuyun siz bunu.

Bütün gün sokak sokak şehri dolaşıp etraftaki kağıtları toplamak, dur durak bilmeksizin çöp konteynırlarını taramak suretiyle yokluk ve yoksulluk propagandası yapan bozguncular ve aileleri direnince üzerlerine biber gazı sıkıldı, havaya ateş açıldı!

Yoksulluk yok edilemiyorsa, yoksulların ortada dolaşıp çevre kirliliğine yol açmalarını engellemek, toplum düzeni açısından önemli. En temizi onları da yok etmek.

SANATIN KUSURSUZ YARATICILIĞI

Toplumsal barışın korunması, düzenin sürdürülmesi yönünde sanatın ve sanatçının büyük özen ve katkısını teslim etmek gerekiyor.

Sadece bizde değil, dünyada da böyle bu.

Günümüz sanatı ve sanatçısı yoksulluk gibi, yoksullar gibi sıradan, bayağı şeylere asla gönül indirmiyor. Sinemadan edebiyata, resimden plastik sanatlara, sahne sanatlarında hemen bütün dallarda popülizm ucuzluğundan, duygu avcılığından, kolaycılıktan özenle kaçınılıyor. Bu büyük çabanın 21. yüzyılda yepyeni yaratımlara kapı açtığını, daha da özgün, ufuk açıcı deneyimlerin bizi beklediğini söylemek, hiç de kehanet olmayacaktır.

Örneğin görünmeyen heykel yapılıyor, 15 bin Euro’ya satılıyor. Görünmeyen resim yapılıyor: 83 bin $ karşılığı iki boş tuval gönderiliyor müzeye.

Bizde de çok özgün çalışmalar var. Kebapçılar teşhir edilir, kağıt toplayıcılara baskın verilirken yine eşzamanlı olarak 5 Ekim’de İstanbul’da son derece özgün bir sergi açıldı: Zamansız Sofralar.

Sergi çok önemli. Ana tema bolluk – bereket. En çok ihtiyaç duyduğumuz şey. Evet, sofra var, sofra var. Basın bültenine bakalım:

Sofranın birleştirici gücü etrafında bereket temasıyla toplanıp farklı disiplinleri bir araya getiren Reflections İstanbul – Zamansız Sofralar sergisi; 5 bölüm üzerine kurgulandı. Mutfak Sanatları, Sofra Düzenleme, Çiçek Tasarımı, … Işık Tasarımı Sanatı ve … yapay zeka ve 3D görsel efektler; Görsel Sanatlar: Suyun Zekası bölümleriyle daha önce görülmemiş, gerçek dışı bir deneyimle hazırlandı.

Sergide, 40’a yakın katılımcı özel sofra sunumları hazırlayacak, 20’ye yakın katılımcı ise çiçek enstalasyonları ile çiçeklerin mekanlara kattığı büyüleyici güzelliği gözler önüne serecek. The Marmara Grubu, ev sahipliğinin yanı sıra, Mutfak Sanatları ve Sofra Düzenleme konusundaki uzmanlığını katılımcı olarak da sergileyecek. 25 yılı aşkın deneyimi ile The Marmara Catering serginin yaratıcı sunumlarını üstleniyor. The Marmara Chocolate ise otantik reçeteler ve özenle seçilmiş hammaddeler ile tasarlanan heykelsi çikolataları ile bu lezzeti yaratıcı bir mecraya dönüştürüyor.

Görüldüğü üzere yeni aktörler, yeni sanatçılar, topluluklar kazanıyor sanat dünyamız. The Marmara Catering ve The Marmara Chocolate bunlardan sadece ikisi.

Kazanım bununla kalmıyor. Teknolojinin yaratıcı sanatçılar eliyle sanatla buluşması, sanat için yeni mekanlar, yeni boyutlar da kazandırıyor: “Reflections İstanbul ekibi üyeleri ve aynı zamanda serginin proje ortakları … yüksek teknoloji, ışık tasarımı, ses tasarımı ve 3D görsel efektler” sofra – sergi mekanını da dönüştürmekteymiş.

Sergi, doğasına uygun bir mekanda.

Nerede?

Boğaz’da; Esma Sultan Yalısı’nda. Yarın son gün, elinizi çabuk tutun, görün.

Daha neler, neler var Zamansız Sofralar’da. Örneğin, “Suyun temsil ettiği 'Bereket' temasıyla suyun titreşimleri, akıcılığı ve yaydığı ses frekanslarının yapay zeka ile harmanlanmasından oluşan verilerin dijital sanata dönüşmesi deneyimlenecek. Ayrıca özel olarak hazırlanan performans sanatları koreografisi ile suyun dans ile bütünleşmesi izleyenleri büyüleyecek.”

Budur.

***

Bırak saray sofralarını diyorsanız, Contemporary Istanbul yeni mekanı Haliç’te sizi bekliyor.O da kesmezse bir başka görsel şölene; Machine Hallucination’a buyurun. Refik Anadol’un NFT koleksiyonu 5.1 Milyon $’a satıldı. Dünya çapında başarı. Bolluk, bereket…

İyisi mi, tek dizelik şiiriyle edebiyat tarihine geçen minimalist şair, çok yönlü sanatçı Arif Dino’ya kulak verelim:

Döner kebap dönmez olsun.