Çocuğun çocuk doğurması

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin 1. maddesine göre; 18 yaşına kadar herkes çocuk sayılır. Bizim Çocuk Koruma Kanununun 3. maddesine göre; “Daha erken yaşta ergin olsa bile, 18 yaşını doldurmamış kişiyi; korunma ihtiyacı olan çocuk: Bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuğu” ifade etmektedir. Yani bu duruma göre Muttalip Kutluk yasanın tanımıyla bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ve güvenliği tehlikede olan çocukların; çocuk doğurmalarını önermektedir.

İzzet Doğan*

Gazi Üniversitesi’nde video konferans yoluyla dersini izleyen öğrencileri için “Kızların resimlerini de görüyoruz, çaktırma” diyen Dekan Prof. Dr. Orhan Acar’ın sosyal çevreleri sallayan sözlerinin dumanı tüterken bu kez İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muttalip Kutluk Özgüven, 12-17 yaşındaki kız çocuklarının ‘mükemmel vücutları’ olduğunu savunarak, “İstediğiniz doktora sorun, bu yaş ilk çocuğu doğurmak için ideal bir yaş olarak belirlenmiş” dedi.

Bu açıklamaya da tepkiler çığ gibi büyüdü ve toplum vicdanı bir kez daha kanadı. Bu gidişle kanama durmayacak gibi görünüyor.

Çocuklara karşı her zaman vicdanında sorumluluk duyan bir insan olarak ve Muttalip Kutluk; “İstediğiniz doktora sorun, bu yaş ilk çocuğu doğurmak için ideal bir yaş olarak belirlenmiş” dediği için ben de bilim insanlarına, doktorlara sordum, yani araştırdım.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tolga Ecemiş yaptığı 8 Haziran 2010’da haberler.com’da yaptığı açıklamada, “Kadınlar için ideal üreme yaşı 20-30 arasıdır. Ancak, modern toplumlarda evlenme yaşı ve buna bağlı olarak gebelik yaşı giderek gecikmektedir” demiş.

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Şahin 17 Mart 2017’de habertürk.com’da yer alan açıklamasında; en ideal doğum yaşının eskiden beri 21-29 olarak bilindiğini ifade ederek: “Günümüzde bu ideal doğum yaşı için 25-35 diyebiliriz” diye açıklamada bulunmuş.

DHA’nın 30 Haziran 2019 günlü haberinde de Kadın Hastalıkları ve Doğum Doç. Dr. Murat Özekinci’nin açıklamasına yer verilmiş: “Yaş en temel ve bağımsız faktördür. Bir kadının en doğurgan olduğu yaş 20 ile 29 yaş aralığıdır. Bu yaşta hem yumurta rezervi, hem kalitesi iyidir” kanısını belirtiyor.

İnternette küçük bir araştırma yapın; bilim insanlarının hepsinin ortak kanısı yukarıdaki açıklamaları doğruluyor. Sonuçta bilim insanlarımıza sorduğumuzda Muttalip Kutluk Özgüvenin açıklamasının bilimsel gerçeklere aykırı olduğu açıkça görülüyor.

TÜRKİYE VE AVRUPA’DA DOĞUM YAŞI

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre; Türkiye’de doğum yapan kadınların ortalama yaşı, 2015 yılında 28 iken 2016 yılında 28,1 oldu. Diğer yandan ilk canlı doğumunu yapan kadınların ortalama yaşı, 2015 yılında 25,2 iken 2016 yılında 25,3 oldu.

Avrupa’nın en genç anneleri ortalama 25 yaş ile Türkiye’deki kadınlarken, Avrupa Birliği ülkelerinde ise kadınlar ortalama 29 yaşında anne oluyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Avrupa Birliği ülkeleriyle kıyaslandığında Türkiye’nin, en genç ilk doğum yapan kadın nüfusa sahip ülke olduğu ortaya çıkıyor.

AB ülkeleri arasında en genç doğum yapan anneler Bulgaristan’da bulunuyor. Bulgaristan’da ilk doğum yapan kadınların ortalama yaşı 26 olarak gözlemlenirken, Romanya’da 26,4 olarak belirlendi.

İlk anne olma yaşı Letonya’da 26,8, Slovakya’da 27, Polonya’da 27,2 olarak kayıtlara geçerken, bu oranın Fransa’da 28,5’e, Almanya’da 29,4’e, İngiltere’de ise 28,9’a kadar yükseldiği belirlenmiştir.

Avrupa Birliği ülkelerinde kadınların en yaşlı ilk anne oldukları ülke 31 yaş ile İtalya olurken İspanya’nın 30,8’i, Lüksemburg’un 30,5’i ve Yunanistan kadınlarının 30,3 yaşında annelik heyecanını yaşadıkları açıklanmıştır.

ÇOCUK YAŞTA ANNE OLMAK

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin 1. maddesine göre; 18 yaşına kadar herkes çocuk sayılır.

Bizim Çocuk Koruma Kanununun 3. maddesine göre; “Daha erken yaşta ergin olsa bile, 18 yaşını doldurmamış kişiyi; korunma ihtiyacı olan çocuk: Bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuğu” ifade etmektedir.

Yani bu duruma göre Muttalip Kutluk yasanın tanımıyla bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ve güvenliği tehlikede olan çocukların; çocuk doğurmalarını önermektedir.

Ayrıca 12-13 yaşlarındaki çocuğun resmi evliliği mümkün olmadığından bu çocukların çocuk doğurmaları evlilik dışı sayılmak zorundadır. Dinsel törenle evlenmek ise yasal düzenlemelere göre zaten resmi evlilik olarak kabul edilmemektedir.

ÇOCUK YAŞTA ANNE OLMANIN ZARARLARI

Bedensel, zihinsel ve duygusal gelişimini tamamlamamış çocukların çocuk doğurmaları onların bedenlerinde ve ruhlarında onarılamaz yaralar açacağı kesindir.

Bedensel ve ruhsal yönden cinsel gelişimini tamamlamamış çocukların erişkin bireylerin isteklerini karşılamaları onlarda tam bir travma yaşatacaktır. Gerek ilişki ve gerekse çocuk doğurma esnasında çocukların bedensel olarak büyük zararlar görmeleri söz konusudur. Bu durumda çocukla ilişki Ceza Kanunu kapsamında suç olduğundan küçük çocukların sağlık merkezlerine götürülmelerinde de ilgilisi korkmaktadır. Çocuk yaşta doğurmadan ötürü ölüm olayları da görülmekte, çocukların rahim ağzı kanseri olma ihtimali de artmaktadır.

En önemlisi bu çocuklar her türlü eğitim olanağından da yoksun kalmaktadır.

Öte yandan zaten kendisi anne olan çocuk, çocuğunun- bebeğinin bakımını gelişmesini sağlayacak bilgi ve deneyimden de yoksundur.

Bu çocuklara çocuk gelinler demek de yanlıştır. Çünkü gelin veya damat zorla ve baskı altında evlendirilen kişilere değil evlilik sözleşmesini yasaların aradığı koşullarda özgür istemiyle yapan kişilere denir.

İbrahim Sarı’nın “Çocuk Evlilik Çocuk Gelin” adlı araştırma kitabında 14 yaşında bir çocuk şöyle demektedir: “Adam 70 yaşındaydı, kumam 55 yaşında, ben 13 yaşındayım. Çocukları ona baba diyorlardı. Ben de ona baba diyordum. Hatta kumam bir gün kızdı. O senin kocandır, ismiyle hitap et, dedi. Utandım yapamadım”.

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği tarafından gerçekleştirilen “Çocuk Gelin Ayıbına Hayır” sempozyumunda Prof. Dr. Münire Erman Akar da yaptığı sunumda bu gerçeği doğrulamış; “Evlilik boyunca da ‘baba’ demiş, hatta bazıları ‘amca’ diyor başka ne diyeceklerdi ki” diye vurgulamıştır.

Özetle, sözde bu evliliklere, çocuk istismar, taciz ve tecavüzlerine son verilmelidir.

*E. İstanbul Hâkimi


* Forum kategorimiz çok çeşitli türde içeriğe açıktır. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.