Çocuğun cinsel istismarına yönelik maddenin değişmesi neleri doğurur?

Kısaca belirtmek ve tekrar etmek gerekirse, sadece bir olasılık olan TCK’nın 103. Maddesinin 2. Fıkrasındaki çocuğun cinsel istismarı suçu bakımından “geçici madde eklenmesine ilişkin” teklif yasalaşma durumunda toplumun sosyal normlarına zarar verebilecek, yasaya olan güveni temelden sarsacaktır. Evlilik çocuk oyuncağı değildir. İstismara maruz kalmış bir ÇOCUĞUN oyuncağı da EVLİLİK değildir.

Özge Samuk*

7242 sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 14 Nisan 2020 tarihinde kabul edilip 15 Nisan 2020’de de Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.  Bu kanun ile birlikte özellikle denetimli serbestlik hususunda infaz kurumlarını etkileyecek köklü değişiklikler yapılmıştır. Belirtmek gerekir ki daha sonra Adalet Komisyonu’na sunulduğu iddia edilen Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 103. Maddesinin 2. Fıkrasındaki çocuğun cinsel istismarı suçu bakımından “geçici madde eklenmesine ilişkin” teklifin neleri içerdiğinin toplum tarafından bilinmesi gerekmektedir. Gerçeklik payının bilinmediği ve toplum tarafından tartışma konusu olan bu teklif kanunlaşma durumunda neleri doğuracaktır?

Bireylerin söz konusu olaya yaklaşım biçimlerini temellendirmek adına öncelikle çocuğun cinsel istismar kavramının bilinmesi gerektiği kanısındayım.

ÇOCUĞUN CİNSEL İSTİSMARI NEDİR?

Kültürle birlikte birçok farklı tanım ile bütünleşen ve var olan çocuklar kanunen “ henüz 18 yaşını doldurmamış olan kişi” olarak tanımlanmıştır.

İçinde olduğu durumu anlamayan, rıza göstermeyen, rıza göstermek veya anlamlandırmak için yeteri kadar olgunlaşmamış olan çocuğa karşı cinsel tatmini sağlamak adına bulunulan her türlü davranış cinsel istismardır.

Özellikle belirtmekte fayda var ki, cinsel istismarı sadece temas doğurmaz. Temas dışında çocuğa cinsel içerikli şakalar yapma, çocuğun önünde cinsel ilişkiye girme, çocuğu cinsel içerikli görüntüleri izlemeye maruz bırakma da cinsel istismar sayılmaktadır.

KANUNDA ÇOCUKLARIN CİNSEL İSTİSMARI

Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, Türk Ceza Kanunu’nun 103. Maddesinin 1. Fıkrası gereğince sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Ayrıca cinsel istismara maruz kalan mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır.

Yeni yasa paketinde söz edilen ve değiştirilmek istenen TCK madde 103’ün 2. Fıkrası ise tam olarak “Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz” hükümlerini içermektedir. Ne yazık ki değiştirilmek istenen fıkra cinsel istismar suçunda (çocuğa çok daha fazla zarar verdiği için) faile verilecek cezanın arttırıldığı fıkradır.

ÇOCUKLARIN CİNSEL İSTİSMARINDA İNFAZ YASASI NASIL UYGULANMAKTA?

TCK madde 103’te belirtilen çocukların cinsel istismar suçundan süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olan kişi,  5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanununun 107. Maddesine göre, infaz süresini iyi halli olarak geçirmek ile birlikte cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Bu suçun mükerrer olması halinde ise madde 108’ e göre, infaz süresini iyi halli olarak geçirmek ile birlikte hapis cezasının dörtte üçünü çektikleri takdirde koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.

ÇOCUĞUN CİNSEL İSTİSMARINA YÖNELİK TCK 103/2 DEĞİŞTİRİLİRSE NE OLUR?

Olasılık ve belki de söylenti dâhilinde olan bu geçici maddenin kanunlaşması durumunda, yeni maddeye göre;

(1) cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın işlenen Türk Ceza Kanunu’nun 103. Maddesinin 2. Fıkrasında ki suç bakımından,

a) 10 Nisan 2020 itibari ile mağdur ve failin evlenmiş olması
b) Suçun işlendiği tarihte failin başka biri ile evli olmaması
c) Mağdurun şikâyetinin bulunmaması 
d) Mağdur ile fail arasında 15 yıldan fazla yaş farkının bulunmaması 

Koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda mahkemece yargılamaya devam olunarak hüküm kurulur ve mahkûmiyet halinde ceza infazının ertelenmesine karar verilir. İnfaz aşamasında olan hükümler bakımından da bu fıkra hükümleri uygulanır. Bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine karar verilmesi halinde mahkûmiyete bağlı hak yoksunlukları uygulanmaz.

Fail, ÇOCUĞUN vücuduna organ veya sair bir cisim sokmak suretiyle cinsel istismarı gerçekleştirmiş ise, yeni teklifte belirtilen a, b, c, d bentlerinde ki koşulları birlikte sağlaması durumunda mahkemece yargılamaya devam olunacak ve hüküm kurulacaktır. Mahkûmiyet halinde ise ceza infazının ertelenmesine karar verilecektir.

(2) Birinci fıkra uyarınca fail hakkında cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi durumunda, suça azmettiren veya işlenişine yardım edenler hakkında kamu davasının düşmesine veya infazın ortadan kaldırılmasına karar verilir.

Suça azmettirme ve suça iştirak etme suçları kanunda basit suçlarda dahi uygulanırken, çocuğun vücuduna organ veya sair bir cisim sokularak geçekleştirilen ÇOCUĞUN cinsel istismarı suçuna azmettiren ve iştirak eden kişi, fail hakkında cezanın ertelenmesine kararı verildiği durumlarda ceza almayacaktır. Kamu davasının düşmesine veya infazın ortadan kaldırılmasına karar verilecektir.

Bizlerin söylerken hatta yazarken bile zorlandığı, çocuğun vücuduna organ veya sair bir cisim sokularak gerçekleştirilen cinsel istismar suçu, azmettirme ve iştirak etme hallerinde dahi bu suçların faillerini cezasız bırakacak duruma gelebilecektir.

(3) Birinci fıkra uyarınca verilen kararda, failin iki yıl süreyle denetime tabi tutulacağı belirtilir ve mahkemece Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı uzmanlarından bir denetim görevlisi atanır. Denetim görevlisi üç ayda bir mahkemeye rapor verir.

Türkiye’de sosyoekonomik koşullar ile birlikte sayısız olumsuz etkenin bir arada olmasından kaynaklı evliliklerin birçoğu aile birliği kavramında zorlanmaktadır. Çoğu aile evliliği sağlıklı, huzurlu bir şekilde yürütememektedir. Hal böyleyken cinsel istismara maruz kalan bir ÇOCUĞUN, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı uzmanlarından seçilen bir denetim görevlisi sayesinde aile birliğini sağlaması, aile birliği içerisinde sağlıklı bir psikolojide olmasını beklemek trajikomiktir.

Evlilik çocuk oyuncağı değildir. İstismara maruz kalmış bir ÇOCUĞUN oyuncağı da EVLİLİK değildir.

(4) Aşağıdaki hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda birinci fıkra uyarınca ertelenen cezanın infazının devamına mahkemece karar verilir;

a) Failin üçüncü fıkrada belirtilen denetim süresi içinde aile birliğinden kaynaklı sorumluluklarını yerine getirmediğinin veya eşine ve varsa çocuklarına karşı sorumluluklarına uygun davranmadığının tespit edilmesi,
b) İnfazın ertelenmesi kararının verildiği tarihten itibaren 5 yıl içinde evliliğin failin kusuruyla sona ermesi.

Bu maddeyle birlikte, ÇOCUĞA cinsel istismarda bulan kişi, aile birliğinden kaynaklı sorumluluklarına uygun davranmadığı zaman veya evlilik istismarda bulunan failin kusuruyla sona erdiği zaman ertelenen cezanın infazının devamına karar verilecektir.

Henüz cinsel birliktelik için rıza göstermek veya anlamlandırmak için yeteri kadar olgunlaşmamış olan çocuğa istismarda bulunan failden, aile birliğinden kaynaklı sorumluluklarını yerine getirmesinin beklenmesi yalnız çocuğa değil aynı zamanda suçun failine de yapılacak bir kötülüktür.

Sosyal normlar dışında davranış sergileyen bireylerin, iyileştirilip topluma kazandırılmadan, aile birliğine dâhil edilmeleri yanlışa yanlış katmaktır. Bu yöntem sadece yeni davranış bozukluklarının doğmasına temel hazırlamaktadır.

(5) Dördüncü fıkrada belirtilen sürelerin yükümlülüklere uygun hareket etmek suretiyle dolması halinde verilen ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar.

(6) Birinci fıkrada yazılı koşulları taşıyıp da bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten önce koşullu salıverilen veya hak ederek tahliye tarihini tamamlayanlar hakkında üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri ile mahkûmiyete bağlı hak yoksunlukları uygulanmaz. Ancak, evlenme tarihinden itibaren 5 yıl içinde failin kusuruyla evliliğin sona ermiş olması halinde hak yoksunluğu devam eder.

Koşullu salıverilen veya hak ederek tahliye tarihini tamamlayanlar, evlenme tarihinden itibaren 5 yıl geçmemiş ise bu süre tamamlanıncaya kadar hak yoksunluğu bakımından 4. Fıkranın b bendindeki denetime tabi tutulurlar. 

(7) Bu madde uyarınca verilen karara karşı istinaf ve temyiz kanun yoluna başvurulabilir.

Kısaca belirtmek ve tekrar etmek gerekirse, sadece bir olasılık olan TCK’nın 103. Maddesinin 2. Fıkrasındaki çocuğun cinsel istismarı suçu bakımından “geçici madde eklenmesine ilişkin” teklif yasalaşma durumunda toplumun sosyal normlarına zarar verebilecek, yasaya olan güveni temelden sarsacaktır. Henüz davranış normlarını algılamayan ve kendini koruyamayan çocuklar adına alınacak her karar titizlikle düşünülmeli ve araştırılmalıdır. Sağlıklı bir toplum sağlıklı çocuklar sayesinde var olacaktır.

Evlilik çocuk oyuncağı değildir. İstismara maruz kalmış bir ÇOCUĞUN oyuncağı da EVLİLİK değildir.

*Stajyer Avukat


* Forum kategorimiz çok çeşitli türde içeriğe açıktır. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.