Utanç verici bir yaklaşım ve savunma özgürlüğü

Canavarca öldürülen bir kadının arkasından onun masum-tertemiz anısına da hiçbir saygı göstermeyen sözler için savunma kapsamındadır demek mümkün mü? Bu sözlerin bir davayı kazanmak için söylenmesi etik mi? Meslek ilkeleri bir yana insan olarak böyle bir utanç verici bir yaklaşıma sessiz kalabilir miyiz?

İzzet Doğan*

Hani o şarkıda diyor ya “boş vere boş vere ne hale geldik”!

Ne hale geldik, nasıl bir toplum olduk, nasıl profesörler, nasıl hukukçular, nasıl gazeteciler, nasıl siyasetçiler yetiştirdik? Al birini vur ötekine.

Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi Akademisyen Ceren Damar henüz 27 yaşında yani ömrünün baharındaydı. 17 yerinden bıçaklanarak canavarca öldürüldü. Ceren Damar’ı öldüren öğrencisi Hasan İsmail Hikmet’in avukatı Vahit Bıçak’ın duruşmadaki çirkin ve utanç verici sözleri tüylerimi ürperti.

Bıçak:“Sanık maktulenin cinsel taleplerine boyun eğmek zorunda kalmıştır. Sanık cinsel saldırı suçunun mağduru olmuştur. Maktulenin doymak bilmeyen arzu ve hırslarına karşı sanık, psikolojik bunalıma girmiş, tedavi görmüştür. Ceren Damar şu an hayatta olsaydı cinsel saldırıdan yargılanacaktı” demiş.

Hukuk adına ve meslek adına utandım.

Canavarca öldürülen bir kadının arkasından onun masum-tertemiz anısına da hiçbir saygı göstermeyen bu sözler için savunma kapsamındadır demek mümkün mü? Bu sözlerin bir davayı kazanmak için söylenmesi etik mi? Meslek ilkeleri bir yana insan olarak böyle bir utanç verici bir yaklaşıma sessiz kalabilir miyiz?

Zaten Bıçak’ın sözlerine kamuoyu ve hukuk camiası da haklı olarak büyük tepki tepki gösterdi.

Ankara Barosu Başkanı Vahit Bıçak’ın “Avukatlık Kanunu’nu ihlal ettiğini” belirtmiş ve devam etmiş: “Her ne kadar savunma hakkı çok geniş olarak yorumlanması gereken bir hak olsa da bir yer de insan onurunu zedeleyecek tutum ve davranışlardan kaçınmayı gerektiriyor.”

İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durak da:

“Bir avukat olarak bu türden bir savunmanın mesleğin etik değerleri açısında doğru olmadığı kanısındayım. Avukat erdem, dürüst, vicdan sahibi olmalıdır. Bu değerlerden uzaklaşarak, savunma adına bir işlem yapmamalıdır. Avukatın müvekkille özleşmesi, mesleğe ilişkin değerlerin henüz özümsenmediği anlamına gelir” demiş.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ise özetle:” Ceren Damar davasında vicdanların feryadını işiten Yargı; kazanmak için her yolu mubah gören anlayışa itibar etmeyerek, masum bir kadının hatırasını korumuş, insan onurunun kırılmasına da izin vermemiştir.” Diye görüşlerini belirtmiştir.

NE OLMUŞTU

2006 yılında benzer bir olaya tanık olmuştuk.

Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde “berdel” usulüyle evlendirilen ve “erkek çocuk doğuramadığı” gerekçesiyle eşinin ailesinden gördüğü baskılara dayanamayıp İstanbul’a yerleşen Gümüş, “berdel” bozulur düşüncesiyle köyüne geri dönmüştü.

Gümüş 22 Temmuz 2006’da uzun namlulu silahla tarandı. Avukat Z.Y.’nin, öldürülen kadının masum olmadığını ve cinayetin “töre gereği” işlendiğini söylemesi tepkilere yol açmıştı.

Avukat Z.Y., savunmasında “Sadece bizim bölgede değil, dünyanın neresine gidilirse gidilsin, bu durumlar vardır. Burada bazı kesimler namuslarını candan öte görür. Bu kadının öldürülmesi de basit bir namus cinayeti değildir,” demiş ve 5 Nisan 2007’de görülen duruşmada da “Namus, vatan aşkı Allah aşkı gibidir. Öldürülen Gülistan Gümüş masum değildir” diye inciler döktürmüştü.

Avukat Z.Y meslektaşı Av. Habibe Yılmaz Kayar tarafından şikâyet edilmişti. Diyarbakır Barosu Nisan 2007’de “Bu benzetmeler ve değerlendirmeler kaba ve yanlış olabilir ama şikâyetli avukatın müdafiliğini yaptığı sanıkların hukuki durumlarını değerlendirirken savunma dokunulmazlığı sınırlarını aşmadığı ve savunma çerçevesinde kaldığı” değerlendirmesiyle disiplin kovuşturmasına gerek görmemişti.

Nisan 2009’da ise Türkiye Barolar Birliği şikayetçilerin karara itirazını kabul edince Baro kararını şöyle açıklamıştı:

“1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 158 maddesi esas alınarak şikayetli avukatın TBB meslek kurallarının 3, 4, 5 ve 6’ncı maddeleri ile Avukatlık Kanunu’nun 34’üncü maddesi göz önünde bulundurulduğunda yapılan savunmanın ilgili maddeleri ihlal ettiği kanaatine varılmış ve kullanılan sözlerin savunma hakkı kapsamında düşünülmesine olanak görülmemiştir.”

* Kararda geçen Avukatlık Kanunu’nun 158 maddesi TBB meslek Kurallarının 3, 4, 5 ve 6’ncı maddeleri şöyledir:

3- Avukat mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.

4- Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır. Avukat özel yaşantısında da buna özen göstermekle yükümlüdür.

5- Avukat yazarken de konuşurken de düşüncelerini olgun ve objektif bir biçimde açıklamalıdır. Mesleki çalışmasında avukat hukukla ve yasalarla ilgisiz açıklamalardan kaçınmalıdır.

6- Avukat iddia ve savunmanın hukuki yönü ile ilgilidir.

Görüldüğü gibi kutsal savunma özgürlüğünün de yasalarca belirlenen etik kuralları vardır ve bu etik kurallara uymakta zorunludur.

Son olarak Ceren’in toprağına yıldızlar yağsın diyor ve eşi Levent Şenel’in sözlerini bir kez daha anıyoruz: “Arkadaşlar, bunu söylemek benim haddime düşmez ama iyi bir hukukçu, iyi bir mühendis, iyi bir doktor değil iyi bir insan olmaya çalışın”.

 

 

*Emekli İstanbul Hakimi

 


* Forum kategorimiz çok çeşitli türde içeriğe açıktır. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.