Görünür bir darbe tehdidi yoktur

Eğer Erdoğan AKP’si yüzünü yeniden Batı'ya ve özelde de ABD’ye dönecekse bunca anti Amerikan ve “anti emperyalist” söylemden sonra bu dönüşü kamuoyuna izahta zorluk çekeceği aşikardır. Rusyacı/Avrasyacı bir darbe tehdidi tartışması bu dönüşün ve bu dönüşle birlikte zorunlu hale gelecek olan iktidar bloku içindeki ayrışmanın/kopuşmanın rasyonalize edilmesi/meşrulaştırılması açısında da “darbe tehdidi” tartışmaları özellikle körükleniyor olabilir.

Mahmut Üstün

Memlekette epeyce vakittir makulün istisna, “akıl dışı”nın ise kural haline geldiği bir dönemi hep birlikte ve artık neredeyse hiç şaşırmadan ve sadece acı bir gülümsenin eşlik ettiği derin bir öfke ile yaşıyoruz. Ergin Yıldızoğlu’nun güzel benzetmesiyle “Absürdistan”da en tuhaf haller bile artık “normal”i oluşturuyor. “Hayır canım bu kadarı da olmaz!” dediğimiz her şey olabiliyor ve sıradanlaşıyor. En kötüsü ise buna alışmak, kanıksamak ve hatta bu gerçeği görmezden gelerek normal bir dönemde yaşıyormuşçasına hareket etmek. Bu sonuncu davranış biçimi -ne yazık ki- özellikle de muhalefet siyasetinde ziyadesiyle egemen durumda.

Efendim; sanki iç ve dış politikada başımızda yeterince absürtlük yokmuş gibi şimdilerde bir de darbe tartışmasına maruz bırakılmış durumdayız. Eski Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ”un birkaç dakikalık TV konuşmasının “FETÖ’nün siyasi kolu nerede?” tartışmasını alevlendirmesiyle başlayan süreç, Rand Coorparation isimli ABD düşünce kuruluşunun bir raporunda “Türkiye’de ordu içindeki orta kademe rahatsız, bir darbe bile beklenebilir” yollu ifadelerin yer almasıyla kısa bir süre sonra bir darbe tartışmasına dönüştü. Rusya ve Türkiye ilişkilerinin gerilmesi nedeniyle bugünün iktidar ortağı eski derin devlet artıklarından tehditkâr homurtuların yükselmesi ise bu tartışmaları iyice alevlendirdi. İlginç olan ise “darbe tehdidi” tartışmalarının düğmeye basılmış gibi hem AKP hem de FETÖ’cü çevrelerce “ortak bir kampanya” havası içinde aynı anda ve aynı istikamette başlatılmış olması…

Ne oluyor gerçekten? Darbe mevzusunun gündemin en son sıralarına düştüğü bir dönemde bu tartışma birdenbire neden alevlendi?

AVRASYACILAR DARBE YAPABİLİR Mİ? 

AKP ve FETÖ cenahından orta biçimde yükseltilen darbe tartışmalarının ana argümanlarından biri darbe tehdidinin AKP’nin bugünkü müttefikleri olan Ergenekon ya da Avrasyacı kanattan geldiği… Bu argümanı FETÖ’cü kanat daha yoğun biçimde kullanıyor. Bu argümanı Ergenekon ve Balyoz davalarındaki haklılıkların kanıtlanması olarak da ileri sürüyorlar.

Ordu içinde belli gruplaşmalar olduğu biliniyor. Bu gurupların güçleri hakkında tam bir bilgi sahibi olunamasa da Avrasyacı denilen kanadın ordu içindeki en zayıf kanat olduğu konusunda ortak bir kanaat var. Diğer kanatlar ise NATO’cu olanlar, FETÖ’cü kanat ve AKP kanadı… Bu üç kanat da Avrasyacılardan daha güçlü bir durumda. Ordu içindeki denge böyleyken Avrasyacıların AKP’ye yönelik bir darbeye yeltenmesi bir intihar denemesi gibi görünüyor. Avrasyacıların böyle bir girişimde ordunun hiçbir kanadından destek bulması olası değil. Dahası böyle bir darbe deneyimi iktidarı almak anlamında başarılı olsa bile askeri desteğinin zayıflığı bir yana hem sermaye ve hem halk desteği bakımından da çok zayıf olduğu için iktidarı koruyup sürdürmesi olanaksız. Bugünkü tablo içinde Türkiye’nin tümüyle Rusya eksenine kayması mümkün değil. Zaten Rusya da bunu bildiği için şu ana kadar Türkiye’yi tümden Batı’dan ve NATO’dan koparmaya yönelik hiçbir girişimde bulunmadı. Türkiye’nin problemli bir Batı ve NATO üyesi olması Rusya’nın bugünkü temel politikasıdır. Dolayısıyla bu kanattan bir darbe tehdidi olduğu iddiası pek gerçekçi değildir. Olsa olsa Rusya kendisiyle gerilim yaşayan AKP’ye Avrasyacı kanat üzerinden de bir gözdağı veriyor olabilir. Ama Rusya ABD ile erken bir kapışmayı getirecek olan Türkiye’de darbe yapmak gibi bir maceraya atılmayacak kadar jeopolitik akla sahiptir. Ez cümle Rusya ve Avrasyalılar için AKP her şeye karşın iktidarda kalması istenen bir güçtür. Diğer her türlü seçenek kendileri açısından çok daha risklidir.

NATO’CU KANAT DARBE YAPABİLİR Mİ?

NATO’cu olarak adlandırılan kanatın AKP’nin iç ve özellikle de dış politikadaki tercihlerinden rahatsız olduğunu söylemek yanılgı payı sıfır bir saptamadır. Dahası bu memnuniyetsizlik muhtemeldir ki ordu içi hiyerarşiyle ilgili konuları da kapsamaktadır. Ama hem AKP’nin giderek güç kaybettiği ve bu düşey eğilimi kısmi başarı sayılabilecek adımlarının bile değiştiremediğinin görünür hale geldiği bir dönemde NATO’cu kanadın bir darbe arayışına yönelmesi hiç mantıklı değildir. Dahası bu darbe girişiminin AKP’nin yeniden NATO ve Batı’ya yönelme ihtimalinin güçlendiği bu günlerde bu kesimde bir darbe hazırlığının güncelleşmesi hiç inandırıcı gözükmemektedir. Olsa olsa bu kesimler “Avrasyacı bir darbe tehdidi” şayiasının yayıcıları olabilirler. Zira böylesi bir kanaatin iktidar çevrelerinde uyanmasının AKP’nin Batı ve NATO ile yakınlaşma sürecini hızlandıracağını, NATO ve Batı yanlısı güçlerin sesini ve etkisini artıracağını öngörüyor ve bunu sağlamaya çalışıyor olabilirler.

FETÖ’CÜ KANAT VE ‘DARBE’ VAVEYLASI 

Batıcı ve NATO’cu bir başka kanat olan FETÖ’cü cenahın bu darbe tartışmalarında çok aktif bir rol alması son derece dikkat çekici bir faktör. Uzun süredir sessiz olan bu kesimin bazı temsilcileri -özellikle de Emre Uslu- son günlerde ardı ardına darbe tehdidi konusunu işleyen videolar yayınlıyor sosyal medyada. Uslu, bu videolarda özetle Ergenekon/Avrasya/Rusya kanadının Erdoğan’ı teslim almaya çalıştığını, olmazsa eni sonu işlerin Avrasyacı kanat tarafından Erdoğan’a yönelik tezgahlanan bir darbeye kadar gidebileceği görüşlerini dillendiriyor. Sonunda da Erdoğan’a “AKP için tek çözüm Batı ve NATO şemsiyesinde tekrar yerini almaktır” çağrısını yapıyor. Bu gelişmelerin Ergenekon/Avrasyacı kesimler konusunda kendilerini haklı çıkardığını ve Erdoğan’ın kendilerine yönelik suçlama ve operasyonlarının ise haksızlığını ortaya koyduğunu belirten Uslu, doğrudan dillendirmese de açıkça anlaşılır biçimde AKP Batı ilişkilerinin düzelmesinin yanı sıra artık AKP-FETÖ ilişkilerinin de düzelmesi dileğini ifade ediyor. Kendilerinin AKP ile Batı ve NATO ilişkilerinin yeniden raya oturması konusunda aracı olabilecekleri mesajını iletiyor.

DARBE TARTIŞMALARININ ARKA PLANI

Bu tablonun bize gösterdiği sonuç, gündemde iddia edildiğinin aksine bilinen, görünür olan bir darbe tehdidinin olmadığıdır. Darbe tartışmalarının ise birbiriyle bağlanışı zayıf iki ayrı nedenle güncelleştiğini gösteriyor.

Birinci olarak bu tartışmaları alevlendiren çevrelerin AKP’nin Batı-NATO ile ilişkilerinin yeniden eski haline gelmesini isteyenler olduğu görülüyor. Bozulmaya yüz tutmuş AKP-Rusya ilişkilerini daha da bozmak ve yanı sıra zaten çok ince bir denge üzerinde yükselen AKP-Ergenekon iktidar ittifakındaki yarılmayı derinleştirmek darbe tartışmalarının arkasındaki ana amaç olarak öne çıkıyor. İkincil bir amaç olarak bazı çevrelerin bu tartışmayı AKP-FETÖ ilişkisini yeniden düzeltmenin bir aracına dönüştürmeye çalıştığını da gözlemlemekteyiz. Nitekim bu çevrelerin Rusyacı ve Avrasyacı olmayan, aksine kendileri gibi Batıcı ve NATO’cu olan ama FETÖ kanadıyla çatışma düzeyinde sayılabilecek ciddi çelişkileri olan kesimleri de -örneğin Bahçeli, Başbuğ gibi- darbe planının bir parçası olarak göstermeye çalıştıklarına tanık oluyoruz.

Darbe tartışmalarının üzerine atlanmasının bir başka nedeninin ise -yalnızca sayısal destek anlamında değil siyasi meşruiyet ve rıza üretme kapasitesi bakımından da- gücünü kaybeden AKP’nin, bu tartışmayı kendi tabanını mümkün olduğunca konsolide etmek için bir fırsata dönüştürme isteği olduğunu söyleyebiliriz. AKP’nin iktidarını korumak için gelinen yerde sürekli gerilim, çatışma ve kutuplaşma alanları yaratmak dışında başka bir seçeneğin kalmaması, bu nedenle ülkenin giderek daha da tehlikeli bir şekilde bir gerginlik, kutuplaştırma ve hatta savaş sarmalı içine sıkışmakta olduğu düşünülünce “darbe tehdidi” argümanına neden bu kadar hevesle rüzgâr üflediği de anlaşılır oluyor.

Üçüncü bir neden olarak ise şu spekülatif yorum yapılabilir: Eğer Erdoğan AKP’si yüzünü yeniden Batı’ya ve özelde de ABD’ye dönecekse bunca anti Amerikan ve “anti emperyalist” söylemden sonra bu dönüşü kamuoyuna izahta zorluk çekeceği aşikardır. Rusyacı/Avrasyacı bir darbe tehdidi tartışması bu dönüşün ve bu dönüşle birlikte zorunlu hale gelecek olan iktidar bloku içindeki ayrışmanın/kopuşmanın rasyonalize edilmesi/meşrulaştırılması açısında da “darbe tehdidi” tartışmaları özellikle körükleniyor olabilir.

Tabii bu çabaya rağmen bu dönüşüme kendi tabanında bile ikna edemeyeceği çok kişi olacaktır ama başka çaresi de yok gibi…

 


* Forum kategorimiz çok çeşitli türde içeriğe açıktır. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.