Tekrar hoş geldin Mourinho

Manchester United’dan ayrıldığından beri bir buçuk yıldır boşta olan Mourinho ve lige çok kötü başlayan Tottenham’ın beraber çıktıkları ilk maç, haftaya başlamak için çok güzel bir karşılaşma oldu. Yalpalaya yalpalaya ligde ilerleyen West Ham United’a konuk olan Tottenham, maça tüm sezonki görünümün aksine çok istekli başladı.

Bora Ürkmez

Milli aradayken büyük bir heyecanla beklediğimiz kulüp futboluna sonunda kavuştuk ve Premier Lig her hafta olduğu gibi bu hafta da futbolseverlere büyük bir zevk yaşattı. Haftanın maçlarını incelemeye West Ham United-Tottenham maçı ile başlıyoruz.

TEKRAR HOŞ GELDİN MOURINHO

Beş yılda Tottenham’ı A sınıf takımlar arasına sokup, Şampiyonlar Ligi finaline kadar da götürmeyi başarabilen Mauricio Pochettino’nun görevine son verildi ve yerine, gittiği her kulüpte kupalar kazanmayı başaran Jose Mourinho getirildi. Manchester United’dan ayrıldığından beri bir buçuk yıldır boşta olan Mourinho ve lige çok kötü başlayan Tottenham’ın beraber çıktıkları ilk maç, haftaya başlamak için çok güzel bir karşılaşma oldu.

Yalpalaya yalpalaya ligde ilerleyen West Ham United’a konuk olan Tottenham, maça tüm sezonki görünümün aksine çok istekli başladı ve henüz üçüncü dakikada Harry Kane ile golü buldu ancak bu gol VAR’a takılarak iptal edildi. Savunmanın arkasına sürekli ince toplar atmayı deneyen Tottenham, aradığı golü Dele Alli’nin pasını çaprazdan ağlara yollan Son ile otuz altıncı dakikada buldu. Hemen ardından da kırk üçüncü dakikada Alli’nin oturduğu yerden attığı harika pasla başlayan atak sonucunda, Son’un içeriye kestiği topu Lucas Moura ağlarla buluşturdu ve Tottenham devre arasına rahat gitti.

West Ham’da ilk yarıda fazla etkisini gösteremeyen Yarmolenko yerini ileride topu daha iyi tutabilecek fizikte olan Antonio’ya bıraktı. İkinci yarıya yine çok iyi başlayan Tottenham ilk tehlikesini kırk sekizde çıktığı bir kontra atakta yarattı ancak Lucas Moura ciddi anlamda “saçmalayarak” pozisyonu boşa harcadı. Kırk dokuzuncu dakikada ise sağ bek Aurier’in yaptığı ortaya kafayı vuran Harry Kane durumu 3-0’a getirmeyi başardı. Bu dakikadan sonra topu daha çok West Ham’a bırakan Tottenham, yetmiş üçüncü dakikada gelen Antonio’nun golüne kadar da savunmada gayet iyi iş çıkarıyordu. Bulduğu golle biraz daha özgüveni artan ev sahibi seksen dokuzda Declan Rice ile ikinci golünü de bulmuştu ancak gol VAR’a takılarak ofsayt gerekçesiyle iptal edildi. Maçın skorunu belirleyen gol ise 90+6’da kullanılan köşe vuruşunda topu ağlara yollayan Ogbonna belirledi.

3-2’lik bu galibiyetle ve takıma sadece üç günde getirmeyi başardığı kanla Jose Mourinho, taraftarlarına umut verdi.

LİDER SALLANDI AMA YIKILMADI

Ligin on üçüncü haftasına sekiz puan farkla lider ve namağlup olarak giren Liverpool’u, Crystal Palace evinde ağırladı ve heyecanı dorukta inanılmaz bir maç izledik.
Maçın ilk on dakikasında oyunu yönlendiren ve daha etkili olan Liverpool’du ancak sonrasında, özellikle Townsend’in de çok iyi performansıyla, Palace oyunu ağırlığını koyarak maçın ilk net pozisyonunu da on altıncı dakikada Jordan Ayew ile yakaladı ancak Ayew karşı karşıya pozisyonu değerlendiremedi. İlk yarıda geride çok açıklık veren Liverpool savunması, sürekli Palace’ın kontra ataklarını savuşturmak zorunda kaldı. Kırk üçüncü dakikada kullandıkları kornerde James Tomkins ile golü bulan ev sahibinin sevinci VAR tarafından engellendi ve ilk yarı golsüz tamamlandı.

İkinci yarıya yine daha coşkulu taraf olan başlayan Palace’ın coşkusunu, Liverpool’un kırk dokuzuncu dakikada çıktığı atakta, topu iki direğe çarptırarak ağlara yollayan Sadio Mane kırdı. Geriye düşmesine rağmen oyundan düşmeyen ve hala daha iyi oynayan taraf olan Crystal Palace, Milivojevic ve Townsend gibi iki uzaktan şut ustasının bu özelliğinden yararlanmaya çalıştı. Elli ikinci dakikada Townsend’in harika şutunu Alisson çıkaramasaydı da bu taktiklerinin sonucu güzelce elde edeceklerdi. Altmış beşinci dakikada Firmino ile gole çok yaklaşan Liverpool’a da Guaita “Dur!” demeyi başardı. Yetmiş altıncı dakikada oyun giren Benteke oyunu inanılmaz bir etkide bulundu ve Palace’ın seksen ikinci dakikada, Zaha ile beraberliği yakaladığı golde pozisyonu başlatan isim oldu. Ancak hemen üç dakika sonra kullandığı kornerde Roberto Firmino ile golü bulan Liverpool, yine maçın bitimine yakın üç puanı kapmayı başardı.

Liverpool on üç haftada aldığı on iki galibiyet ve bir beraberlik ile muazzam bir form içinde. Kağıt üstünde Leicester City daha yakın olmasına rağmen, en büyük rakibi olarak gösterilen Manchester City’nin dokuz puan önünde olan Liverpool; şampiyonluğa adım adım ilerliyor.

ARSENAL YİNE KAZANAMADI

Sekizinci haftada aldığı Bournemouth galibiyetinden beri üç puan yüzü göremeyen Arsenal, bu hafta evinde ligin en büyük düşme adaylarından biri olan Southampton’ı ağırladı.

Yine bildiğimiz gibi, sanki “Büyük Altı” takımı değilmiş gibi maça başlayan Arsenal, savunmasının tabiri caizse “ayakta uyumasıyla” sekizinci dakikada geriye düştü. Kazanılan frikiği çok hızlı bir şekilde kullanan Bertrand’ın pasını Danny Ings temiz bir vuruşla ağlara yolladı ancak Arsenal oyuncularının da itiraz etmesine sebep olan bir durum vardı. Arsenal tarafı frikiğin top durmadan kullanıldığını iddia etti, ki haklı gibiydiler, ancak hakem golü verdi. On dakika sonra da sol bek Tierney’nin açtığı ortaya önce Aubameyang vurdu, savunmadan dönen topu da Alexander Lacazette ağlara yollayıp skoru eşitlemeyi başardı.

Emery ikinci yarının başında Pepe’yi oyuna sürdü ve bu yarının ilk net pozisyonunu da onun direkten dönen şutuyla yakaladılar. Sokratis’in ceza sahası önünde yaptığı çok büyük hatayı değerlendiremeyen Southampton, yetmiş birinci dakikada Tierney’nin yaptığı faul sonucu penaltı kazandı. Penaltı vuruşunda Leno’ya takılan James Ward Prowse, dönen topu ağlara yollamayı başarıp takımını 2-1 öne geçirdi. Arsenal’i ipten alan golü ise 90+6’da, David Luiz’in ileriye yolladığı harika top sonrası Martinelli’nin ortasıyla Lacazette’ten geldi ve maçın sonucu 2-2 olarak belirlendi.

Umuyoruz ki bu hafta, Unai Emery’i Arsenal’in başında gördüğümüz son hafta olur. Aksi takdirde şu an sekizinci sırada olan ve altı maçtır da galibiyet alamayan Arsenal daha da gerilere düşecek.

LEICESTER TERTEMİZ DEVAM EDİYOR

Brendon Rogers ve Leicester City, bu sene lige damga vurmayı çok iyi bir şekilde başardılar. Bu haftaya da üç puan alma amacıyla giren Leicester City, Brighton & Hove Albion’ın konuğu oldu.

Oyunun kontrolünü elinde bulundurarak başlayan Leicester City’nin, ilk yarıda bulduğu iki pozisyon dışında fazla bir gol pozisyonu olmadı. Bunlar da Barnes’ın ceza sahası dışından çektiği şut ve Jamie Vardy’nin, “Gol geldi.” dediğimiz anda değerlendiremediği karşı karşıya pozisyondu.

İkinci yarıda topa daha çok sahip olmasına rağmen pozisyon üretmekte çok zorlanan Brighton, kalesinde gördüğü ikinci Vardy + Perez kontra atağında, Ayoze Perez’den golü yiyerek geriye düştü. Yediği golden sonra daha fazla risk alarak oynamaya başlayan ev sahibi, geride daha çok boşluk vermeye başladı. Leicester City’yi rahatlatan gol ise, Brighton’ın ileriye çıkmaya çalışırken kaybettği top sonrası, Leicester City’nin kazandığı penaltı ile geldi. Topun başına gelen Vardy penaltıyı değerlendireyince dönen topu James Maddison ağlara yolladı. Ancak penaltı kullanıldığı sırada ceza sahası içinde oyuncuların olması sebebiyle bu gol VAR’a gidilerek iptal edildi ve Vardy tekrar topun başına gelip bu sefer penaltıyı direkt gole çevirdi.

Başta Çağlar Söyüncü’nün muazzam performansı olmak üzere; Evans, Chilwell ve Pereira ile harika bir savunma performansı gösteren Leicester City, on üçüncü hafta sonunda ligde yediği gol sayısı tek basamaklı olan tek takım olarak ikinci sırada yerini aldı.

CITY FARKIN AÇILMASINA İZİN VERMEDİ

Haftanın en büyük maçında Manchester City, evi Etihad Stadyumu’nda bir puan önündeki potansiyel yuvası Chelsea’yi ağırladı.

İki takımın da üçüncü bölgede yaptığı baskılarla başlayan maçta,onuncu dakikadan sonra Chelsea rakibine karşı ezici bir üstünlük elde etmeye başladı ve yirmi ikinci dakikada Kovacic’in harika uzun topunu ağlarla buluşturan Ngolo Kante takımını öne geçirdi. Yediği golden sonra önde inanılmaz sert bir baskı yapmaya başlayan ev sahibi City beraberlik golünü de çok geçmeden buldu. Yirmi dokuzuncu dakikada Jorginho’nun kaptırdığı top sonrasında kontra atağa çıkan City’de golü, ceza sahası dışından çektiği şut Zouma’ya çarptıktan sonra yön değiştirip ağlarla buluşan Kevin De Bruyne attı. Beraberlik golünden sonra ciddi bir reaksiyon gösteremeyen Chelsea’nin iyice oyunda düşmesini sağlayacak golü de otuz beşinci dakikada Riyad Mahrez kaydetti. Bu golden sonra tüm konsantrasyonunu kaybeden Chelsea, ilk yarı bitene kadar çok fazla basit hata yapmasına rağmen bir gol daha yemeden soyunma odasına gitmeyi başardı.

İkinci yarıda maç biraz daha dengelenmiş olmasına rağmen iki tarafında yaptığı basit top kayıpları, çok fazla net pozisyon olmasını engelledi ve biraz daha durgun bir yarı izledik. Buna rağmen seksen dördüncü dakikada Ederson’un uzaklaştırmaya çalıştığı topun Batshuayi’ye çarpıp kaleye doğru yönlenir gibi yaptığı pozisyon ve Mason Mount’un doksan ikinci dakikada kullandığı frikik, City tarafının yüreğini ağzına getirdi. Doksan üçüncü dakikada Sterling ile de durumu 3-1’e getiren City’nin bu golü VAR’a takılarak iptal edildi ve doksan dakika 2-1’lik Manchester City galibiyeti ile tamamlandı.

City bu zorlu maçı puan kaybı yaşamadan geçmiş olsa da, Pep Guardiola’nın maçı doksan dakika boyunca çok gergin bir şekilde takip etmiş olması gözlerden kaçmadı.

HAFTANIN BOL GERİ DÖNÜŞLÜ MAÇI

Lige bomba şekilde başlayan ve bu haftaya beşinci sırada giren Sheffield United evinde, kötü durumda olan Manchester United’ı ağırladı.

Maça inanılmaz bir dominasyon ile başlayan ev sahibi Sheffield,onuncu dakikanın ilk otuz saniyesi içinde önce Lundstram’ın volesiyle daha sonra da McGoldrick’in yakın mesafeden yaptığı kafa vuruşuyla gole çok yaklaştı ancak David De Gea inanılmaz iki kurtarışa imza atarak golleri engelledi. Maçın ilk dakikasından itibaren Manchester stoperlerini fiziksel anlamda çok zorlayan Mousset, on dokuzuncu dakikada Jones ile girdiği fiziksel mücadeleyi kazanıp çizgiden topu içeri çevirdi, Lundstram’ın şutunu yine harika şekilde çıkarmayı başaran De Gea, pozisyon devamında Fleck’in şutu için çaresiz kaldı ve skor 1-0’a geldi. İlk kırk beş dakikada Manchester United’ın futbol oynamasına izin vermeyen Sheffield United, devre arasına muazzam bir şekilde girdi.

İkinci yarıda biraz daha geride kalmayı tercih ederek başlayan Sheffield United, Mousset’in çaldığı topla başlayan atakta, Mousset ile golü bularak elli ikinci dakikada skoru 2-0’a getirdi ve bu dakikadan sonra tamamen geriye çekilerek topu Manchester United’a bıraktı. Sürekli topa sahip olup üretmeye çalışan Manchester, aradığı golü on dokuz yaşındaki oyuncusu Williams ile buldu. Golden sonra temposunu iyice arttıran Manchester, beş dakika sonra da bir başka genç isim Mason Greenwood ile kaydetti. Bu golden de hemen iki dakika sonra, yine başka bir genç isim olan Marcus Rashford ile öne geçmeyi başardılar. Geriye düşmesinin ardından diziliş değiştirerek ileriye çıkmaya çalışan Sheffield United, doksanıncı dakikada Oliver McBurnie ile durumu tekrar eşitledi ve skoru 3-3 olarak belirledi.
Haftaya beşinci olarak giren Sheffield United altıncı sıraya, Manchester United ise dokuzuncu sıraya gerileyerek haftayı tamamladı.

 


* Forum kategorimiz çok çeşitli türde içeriğe açıktır. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.