Kolombiya'da neler oluyor?

Genel grev çağrısı yapıldı. Bogotá'nın çeşitli yerlerine ordunun tankları dizildi. İlk gün şehrin çevresindeki fakir mahallelerin birinde (Suba) sabahtan çatışmalar başladı. Merkezde fazla sorun çıkmadı. Eylemciler ana meydanı doldurdularsa da bir süre sonra gaz fişekleriyle boşaltıldılar. Bazı metrobüs durakları kırılıp döküldü. Ertesi gün sabahtan eylemler devam etti.

Kerem Batumlu “Kero el Turco” – Bogota

21 Kasım genel grevinden beri eylemler her gün devam ediyor. Eylemler, geçirilmek istenen bir ekonomik pakete karşı başladı. “Başkan istifa” da standart olarak talepler arasında var. Fakat son günlerde neler olup bittiğini anlatmadan önce son yıllarda Kolombiya’da neler olduğunu anlatayım.

Başkan Ivan Duque, kukla. Arkasında aşırı sağcı Alvaro Uribe var. 2002-2010 arası Alvaro Uribe başkanlığında, gerilla ile savaşın en kanlı dönemi yaşandı. Paramiliter gruplar için silahsızlandırma adı altında af ilan edildi. (Devlete sorulursa 2006’dan beri Kolombiya’da paramiliter örgüt yok.) Uribe iki dönem başkanlık yaptığı için tekrar seçilemedi. Yerine Savunma Bakanı Santos’u gösterdi. Uribe iletişim kanallarını elinde tutuyor ve korku-nefret propagandası ustası. Bu yüzden kendi yerine gösterdiği aday seçildi. Santos FARC karşısında en kanlı dönemde savunma bakanlığı yaptığından savaşın aynı şekilde devam edeceği düşünülüyordu. Uribe mafya ve paramiliter gruplarla dirsek teması içinde olduğundan savaşın, uyuşturucu ticareti ve köylülerin topraklarının ele geçirilmesi için en uygun ortam olduğunu biliyor. Fakat Santos daha farklı bir sınıftan geliyor ve savaşın ekonomik olarak çıkarlı olmadığını görüp FARC ile masaya oturdu. Bunun üzerine Uribe kendi partisinden ayrılıp yeni bir parti kurdu.

Santos da iki dönem başkanlığının sonlarına doğru barış anlaşmasını referandumda takılsa bile birkaç değişiklik yaparak imzaladı ve kenara çekildi. 2018 seçimlerinde Uribe bu sefer hiç sözünden çıkmayacak bir aday öne sürdü. Ivan Duque, 43 yaşında. Politika geçmişinde yalnızca 2014-2018 döneminde senatörlük var. 2018 seçimlerinden önce kimsenin adını bile bilmediği bir çocuk. Ama önemli değil. Kolombiya’da Uribe taraftarlarının tekrarladığı bir slogan var: “Uribe kime derse oyum ona.”

Duque’nin seçiminden bu yana, barış anlaşmasının şartları sürekli yokuşa sürülüyor. Silah bırakan, topluma kazanım programlarında olan eski gerillalar öldürülüyor. Paramiliter organizasyonlar tekrar canlanıyor. Sosyal önderler öldürülüyor. Sosyal önder dediklerimiz de, örgütlü, partili kişiler değil. Kırsalda; madenciliğe, petrol şirketlerine, elektrik santrallerine izin vermeyelim diyen köylüler arasından sivrilenler. Barış anlaşmasının imzalanmasından bu yana öldürülen eski gerilla ve sosyal önder sayısı beş yüzden fazla. 2018’de şehirlerde bunun için büyük eylemler düzenlendi. Pek sonuç alındığı söylenemez. Katliam devam ediyor.

FARC DAĞA GERİ ÇIKTI MI? 

FARC’ın silahlı mücadeleye geri dönüşünü açıklayan grubun başında Ivan Marquez var. Marquez FARC’ın iki numaralı önderi. Bir numara Timochenko halen sivil politik mücadeleye devam etme taraftarı. Silahlara dönüşü açıklayan grubun içinde pek çok yüksek FARC önderleri var. Fakat tabandan destek alamıyorlar. Gerillalar tekrar savaşa dönmekte ayak diriyorlar. Büyük bir kısmı barış sürecine inanmış durumda. Bu yüzden biraz da fazla tabandan destekleri olmadığı için ikinci büyük gerilla grubu ELN ile birleşmeyi düşünüyorlar. Marquez “FARC’ı politik partiye çevirmek hataydı” diyor.

FARC gerçekten de anketlerde yüzde birin altında kaldı ve sonunda seçimden çekildiklerini, Gustavo Petro’yu desteklediklerini açıkladılar. Petro’nun geçmişinde, 1990’da anlaşmaya varılıp af ile dağıtılan M-19 gerilla örgütü üyeliği var. Kolombiya tarihinde en çok oy alan sol aday. 2014 seçimlerinde ikinci tur sağ ve aşırı sağ arasında. 2010’da ise sol aday yüzde 27 oy alabildi. 2018’de Duque’nin yüzde 54’üne karşı, Petro’nun ikinci turda yüzde 42 oyu var. İkinci tura geçemeyen diğer sol adayların Petro’yu desteklemediklerini bildirmelerine rağmen. Çok yüksek umutlarla oy veren bu 8 milyon kişi mücadelenin artık sivil olarak yürütüleceğine inanıyor. Gerillanın dağa çıkma isteksizliğinin arkasında biraz da bu manzaranın olduğunu düşünüyorum.

ŞİMDİ BUGÜNE GELELİM

Duque başkanlığı boyunca çeşitli sebeplerle protesto edildi. Bütün dünya Fransa’daki Sarı Yelekliler’i izlerken Kolombiya’da öğrenciler grev ilan ettiler. On binlerce gaz fişeği yıldı, kamyoncular gibi farklı sektörler de bazı günler greve destek verdiler, özel üniversiteler de greve katıldı, bir sürü genç gaz fişeğiyle gözünü kaybetti. İki ay sonunda takip eden dört yıllık dönem için devlet üniversitelerinin bütçesinin 1,5 milyon dolar artırılmasında anlaşıldı. Genel grevin sebeplerinden biri de bu anlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi.

Bir diğer sebebi de barış anlaşmasının gereklerinin yerine getirilmesinin durma noktasına kadar yavaşlatılması.

Fakat esas bardağı taşıran damla getirilmek istenen ekonomik paket. Pakette asgari ücretin bölgelere göre düzenlenmesi, 25 yaş altı gençler için asgari ücretin yüzde 75’ine indirilmesi, emeklilik sisteminin özelleştirilmesi, büyük şirketler için vergi indirimleri… Var da var.

Genel grev çağrısı yapıldı. Bogotá’nın çeşitli yerlerine ordunun tankları dizildi. İlk gün şehrin çevresindeki fakir mahallelerin birinde (Suba) sabahtan çatışmalar başladı. Merkezde fazla sorun çıkmadı. Eylemciler ana meydanı doldurdularsa da bir süre sonra gaz fişekleriyle boşaltıldılar. Bazı metrobüs durakları kırılıp döküldü.
Ertesi gün sabahtan eylemler devam etti. Bu sefer yine fakir uydu semtlerin birçoğunda çatışmalar oldu. Çatışmaların bir kısmının kışkırtma ve sivil ajitatörler yüzünden olduğu söyleniyor. Gece sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Birçok mahallede evleri yağmalayan gruplar olduğuna dair Whatsapp mesajları dönmeye başladı. Venezuelalı göçmenlerin yağmaya çıktığı söylendi. Bütün mahalleliler bıçaklarla, sopalarla çıkıp evlerinin önünde bütün gece beklediler. Hiç kimse yağmaya gelmedi.

Ertesi gün, camları kıran polislerin, sözde yağmacıları konut sitelerinin önünde bırakıp hızla giden polis kamyonlarının görüntüleri ortaya çıktı. Yakalanan bir Venezuelalı yağmacı kendine 50 bin peso verildiğini söyledi. Zaten sokağa çıkma yasağında, bütün dükkanlar, işyerleri dururken herkesin içeride durduğu evlere, bir de üstelik etrafında parmaklık ve özel güvenliği olan sitelere saldıran vandallar en fikri sabitlerde bile şüphe uyandırdı. Sonunda sokağa çıkma yasağını ilan eden aşırı sağcı belediye başkanı bile: “Bir terör kampanyası düzenlendiği anlaşılıyor, gerçekte olup biten bir şey yok,” diye beyanat verdi.

23 Kasım’da kafasından yakın mesafeden gaz fişeğiyle vurulan bir genç ertesi gün hastanede öldü. Bütün mahallelerde geceleri meydanları, parkları doldurup tencere tava çalma eylemleri büyük katılımlarla devam ediyor.

25 Kasım’da kadına şiddete hayır eylemlerini de bünyesine katıp parklarda meydanlarda toplanmalar devam etti. Parque Nacional’deki toplanmaya gittim. Tekrar yazacağım.


* Forum kategorimiz çok çeşitli türde içeriğe açıktır. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.