Gürcistan Kürtlerinin kahramanı: Keremê Anqosî

Radyo Ronkayî, Kürtçe Radyo Gürcistan Kürt toplumunda büyük bir öneme ve değere sahip. Bundan dolayıdır ki ülkedeki Kürt toplumu öldüğü güne kadar Keremê Anqosî’ye çok büyük saygı ve sevgi gösterdi. Anqosî, geçtiğimiz 1 Ekim günü arkasında büyük bir toplumsal ve kültürel miras emektarlığı bırakarak aramızdan ayrıldı.

Salih Kevirbirî  salihkevirbiri@gmail.com

“Burası Tiflis, Gürcistan Radyosu, Radyo İki. Ronkayî Programı. Haberler ve Kürtçe müzik yayını… Değerli dinleyiciler, şimdi de haftanın haberlerini sunuyoruz… Bilindiği gibi komisyonlarda değişimlerin yapılabilmesi için Gürcistan Parlamentosu haftaya toplanıyor. Değişimler öncelikle Hukuk Komitesi’nde görüşülecek… Gürcistan heyeti Amerikan Kongresi’nde ve Devlet Senatosu’nda önemli görüşmeler gerçekleştirdi…”

Birkaç yıl önce Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te misafir olmuştum. Gürcistan Radyosu Kürtçe Bölümü’nde yılların radyo emekçisi ve spikeri sevgili Bella Stûrkî ile birlikte yukarıdaki radyo anonsu ile karşılamıştı beni Keremê Anqosî.

Gürcistan’da Kürtçe radyo yayınının kurucusu ve aynı zamanda mihenk taşı olan Keremê Anqosî 1978’den 2004 yılına kadar Gürcistan Radyosu Kürtçe Bölümü’nde öncü kişidir.

Radyo kapandıktan üç yıl sonra, 2007 yılının son aylarında bu defa da ‘Radyo Ronkayî’ adına; “Dema we xweş guhdarên ezîz” anonsuyla dinleyicileriyle buluşur. 29 Eylül 2012’de Kürtçe radyo yayını 35’inci yılını kutladı. Ve dile kolay; halihazırda Tiflis’teki bu radyo 42 yaşında…

Radyo Ronkayî, Gürcistan Radyosu Kürtçe Bölümü, Gürcistan Kürt toplumunda büyük bir öneme ve değere sahip. Bundan dolayıdır ki ülkedeki Kürt toplumu, öldüğü güne kadar Keremê Anqosî’ye çok büyük saygı ve sevgi gösterdi. Anqosî, geçtiğimiz 1 Ekim günü arkasında büyük bir toplumsal ve kültürel miras emektarlığı bırakarak aramızdan ayrıldı.

ANNEM VE BABAM VANLIDIR, SERHAD’IN SEYDİBEGE KÖYÜNDEN!..

.

Keremê Anqosî, 1937 yılında Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te, Serhat bölgesinden göç eden bir evde dünyaya gözlerini açar. O da Gürcistan’daki Kürtlerin çoğu gibi Êzîdî bir Kürt ailesinden gelmeydi.

Ondan ailesinden bahsetmesini istediğimde, Apê Kerem her zaman yüzünde beliren o şirin gülümsemesiyle şunları dile getirmişti: “Annem ve babam Vanlıdır. Serhad’ın Seydibegê köyünden. Aşiretimiz, Van ve Kars Êzidileri, mecbur kalıp ana yurtlarından oldular ve Aras Nehri’nin öte yanına, Kafkasya tarafına geçtiler. Bir başka deyişle Ermenistan ve Gürcistan’a geçtiler. Bu zoraki göç ve sürgünler zamanında iki ülke de o Rus İmparatorluğu’nun elindeydi. Bundan dolayı aile ve aşiret büyüklerimiz Ruslara sığındı. Sonra da gelip burayı mesken tuttular. Bir süre sonra Sovyetler Birliği Hükümeti ilan edildi ve ne olduysa bundan sonra oldu. Türkiye ve Sovyetler Birliği arasındaki sınırlar kapandı. Bundan dolayı kimse sınırın diğer tarafına; Serhad, Van, Kars’a geri dönemez oldu. Ama her zaman için köylerine, dağ ve ovalarına, ırmaklarına olan özlemlerini hep diri tuttular. Ve bu özlemi mezarlarına kadar götürdüler.”

Gürcistan açlık, perişanlık, derbederlik ve göç gibi zor durumlarda Kürtlere kucak açmış bir ülke. Güney Kafkasya’daki bu ülke Doğu Karadeniz kıyısında şirin bir yer. Resmi adı: Gürcistan Cumhuriyeti. Eski Sovyetler Birliği ülkelerinden olan Gürcistan, haritalarda Rusya’nın güneyinde yer alıyor. Karadeniz ülkenin batı kıyılarını belirliyor. Doğuda Azerbaycan, güneyde Ermenistan ve batıda da Türkiye Gürcistan’ın komşularını oluşturuyor.

2009 yılının resmi istatistiklerine göre Gürcistan nüfusu 4 milyon 260 bin kişiden oluşuyor. Halkın yüzde 83.8’i Gürcülerden oluşuyor. Azeriler, Ermeniler, Ruslar ve Kürtler ülkenin diğer önemli etnik guruplarını oluşturuyorlar.

Yine resmi rakamlara göre bugün başkent Tiflis’te 1,5 milyon kişiden fazla kişi yaşamakta. Tiflis eskiden beri ticaret ve kültürel bir merkez konumunda. Rusya İmparatorluğu ve Sovyetler Birliği dönemlerinde de Tiflis’in en önemli siyasi kentlerden biri olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Gürcistan Kürtleri 20’nci yüzyılın başlarında Serhat’tan sürgün edilen diaspora Kürtlerinden oluşan bir topluluk. Eskiden olduğu gibi, şimdi de nüfuslarının büyük çoğunluğu başkent Tiflis’te, Gürcüler, Ermeniler, Ruslar ve diğer halklarla beraber yaşamakta. Tiflis’in dışında, Rustavi, Telavi ve Batum’da yaşayan Kürtler de mevcut.

İsterseniz şimdi de arkanıza yaslanın ve Keremê Anqosî’nin söylediklerine kulak verelim: “Keremê Anqosî 1937 yılının 10 Ekim günü Tiflis şehrinde dünyaya gelir. Maddi durumumuz o zamanlar çok kötüydü. Birkaç kardeşim öldü. Allah istedi ben sağ kaldım. Gürcüler, Ruslar, Ermeniler, Azeriler ve Asurilerle büyüdüm. Çoğunun dilini bilirdim. Dosttuk, yarendik. Ama hepimiz aç idik! Hepimiz üryandık. Ne üstte ne başta vardı! Sadece Kürtler aç ve perişandı demem doğru olmaz. Giyecek ayakkabımız yoktu. Eski Sovyet halklarının hepsi, Alman savaşından önce, Hitler’in savaşından önce aç ve perişandık.”

Keremê Anqosî okul hayatının başından sonuna kadar başarılı bir öğrencidir. 1956 yılında Tiflis’te ortaokulu altın madalya ile tamamlar ve bütün öğretmenlerinin gözüne girer.

OKUMAYI VE ÖĞRENMEYİ ÇOK SEVER…

“Okumayı ve öğrenmeyi çok severdim. Nedendir bilmem. Sanırım bunu hep düşünmüşümdür: Atalarım, babam, yakınlarım, akrabalarımın hepsi okul yüzü görmemişlerdi. Hükümet ve devlet dilini bilmiyorlardı. ‘Ben okumalıyım’ dedim. Devletin dilini de öğreneyim, kendimi de geliştireyim, bizim de adımız sanımız olsun dedim. Milletimin de adı sanı olsun, milletimizin sahibi de olsun dedim. Gürcü okulunda çok iyi okudum, çok başarılı oldum. En iyi öğrencilere ‘5’ verilirdi. Ben 11 yıllık okulumu ‘5’ ile ve altın madalya ile bitirdim. Bu Gürcistan’da Kürtler arasında bir ilkti. İlk kez bir öğrenci 11 yıllık bir okulu, 5 puanla ve altın madalya ile bitiriyordu.”

Başarılı öğrenci oluşu dört yıl sonra ona Devlet Üniversitesi Fizik Fakültesi’nde okumanın yolunu açar. Bir sene sonra kendini Doğu Bilimleri Fakültesi’nde bulur ve bu fakülteyi de başarılı bir şekilde bitirir. Anqosî 1963 yılında laborant olur, sonrasında ise bilimsel alanda çalışmalarını sürdürür.

Keremê Anqosî matematik, fizik ve kimya alanında çok başarılı olur. Fizik konusunda ilerlemek ister. O zamanlar uzay ve astronomiye merak sarar ve okumak ister. Fizik Fakültesi’ndeki ilk yılında Moskova Lomonosovê Üniversitesi’nde okumak ister. Sovyetler’deki en büyük ve en ünlü üniversitelerden biridir bu okul. Oraya kabul de edilir. Tiflis’e döner ve rahmetli babasına şunu der: “Baba bana yol parası ver de Moskova’ya okumaya gideyim. Yatacak yer de verecekler, her ay az biraz burs da verecekler.”

Fakat bu isteği gerçekleşmez. Bu olaydan da şöyle bahseder: “Babam din konusunda çok sofî (sofu) biriydi. Dinimiz Êzîdî diniydi ve babam din konusunda çok münevver biriydi. Şêx (şeyh) ve pirlerin korkusu ve saygısı vardı üzerinde. Kalkıp evimizin şêx ve pirlerine haber saldı. Geldiler. Babam: ‘Ne dersiniz, Kerem Moskova’ya gidip okumak ister!’ Babama dedikleri şu oldu: “Olmaz Zahir, sen mirîdsin! Okumak biz Êzîdilere günahtır, izin verme! Kerem gidip oralarda dinden imandan çıkacak! Rus olacak!’ Bunun üzerine babam Moskova’ya gidip orada okumama izin vermedi…”

BÜTÜN KÜRT KURUMLARINDA EMEĞİ VAR

Gürcistan’da Keremê Anqosî’nin emek verip çalışmadığı hemen hemen hiçbir Kürt kurumu yok! Kürt Öğretmenler Birliği, Gürcistan Kürt Parlamenterler Birliği, Kürt Ressamlar Birliği kurumlarında aktif bir şekilde çalışmış ve çoğunun kuruluşlarında yer almış, Halk Üniversitesi’nde Kürt mülteciler için ter dökmüştür. Gürcistan Êzîdîler Birliği kurulduktan sonra bir süre buranın başkanlığını yapar ve Êzîdî Dînî Merkezî’ni açar. Anqosî Gürcistan Aydınlar Birliği kurucusudur ve birçok kez Gürcistan devleti tarafından ödüllendirilmiştir. Keremê Anqosî öğrenciyken, öğrenci ve gençlik hareketi içerisinde yer alır, bu alanda liderlik yapar ve 1975 yılına kadar öğrenci ve gençlik önderliği yapar. 1979 yılında Gürcistan Komünist Parti Merkez Komitesi’ne girer ve 1991 yılına kadar aktif olarak çalışır.

KÜRT KÜTÜPHANESİ’NE BİRÇOK ESER KAZANDIRDI

Gururla söyleyebilirim ki Keremê Anqosî Kürt Kütüphanesi’ne çok değerli eserler kazandırmış ve bu kütüphaneyi zenginleştirmiştir. Bu konudaki çalışmalarını 4-5 yıl önce evinde yaptığımız görüşmede kendisi şöyle açıklamıştı: “Birkaç bilimsel çalışma hazırladım. Kendimi ilim irfan sahibi bilirim. Doğu bilimciyim. Dil, edebiyat, tarih ve Êzîdî dini konusunda bazı çalışmaların yapılması gerekiyordu…”

Keremê Anqosî Gürcistan Kürtleri arasında dil, edebiyat, tarih, etnografya, folklor ve Êzîdîlik konusunda yetkin bir kişi olarak bilinir. Onlarca kitap ve bilimsel makale sahibi olan Anqosî, aynı zamanda Gürcistan Gazeteciler Birliği’nin de aktif bir üyesiydi.

1999 yılında Tiflis’te Gelawêj (Ağustos) isimli gazeteyi çıkarır ve yönetir. Bu Gürcistan Kürtleri tarihinde yayınlanan ilk Kürtçe gazetedir.

İKİ KİTABIN YERİ BAŞKADIR GÖNLÜNDE

.

“İki kitabımı çok önemserim. Birisi, Mele Mustafa Barzani’nin 100’üncü doğum günü için hazırlayıp yayımladığım kitap. O kitaptan sonra baktım ki okuma ve yazma konusunda halkımın eksikleri var ve dilimizi unutmamamız gerekir. İki dil üzerinden Kürtçe alfabe kitabı hazırladım. Kürtçe-Gürcüce ve Rusça-Kürtçe. Sonra gördüm ki yeni bir nesil yetişiyor, ülkesini ve neslini unutmaması gerekir. Nereden gelmişler, köyleri hangileridir? Bunun için bir kitap hazırladım. İsmini de ‘Êl û Berekên Kurdên Êzîdî’ (Êzîdî Kürtlerin Boy ve Aşiretleri) koydum. Sonra Êzîdî dînî, qewl ve beyt ve dualardan oluşan 4-5 kitap ve kitapçık hazırladım. Kürt edebiyatı için de kitaplar hazırladım. Bütün bunları Kürtçe ve Rusça hazırladım.”

Gürcistan’da birkaç nesil, özellikle de gençler Keremê Anqosî’den eğitim ve dil dersi almış. Birçok genç için Anqosî adeta bir kahraman. İlk fırsatta soluğu yanında aldıklarına şahit oldum.

82 yaşındaki “delikanlı” aradaki üç yılı saymazsak, tam 42 yıl Gürcistan Radyosu Kürtçe Bölümü’ne büyük emekler verdi. Radyo yönetiminin dışında stran ve kilam arşivi konusunda da çok çalıştı, Kürtçe arşivi zenginleştirdi.

Radyodaki emekçi arkadaşları ondan her zaman saygıyla bahsederdi Zurab Dvali ve İrma Osia radyodaki görüşmede bu sözlerle yıllarca birlikte çalıştıkları Anqosî’den bahsetmişlerdi:

Zurab Dvali – Azınlık Yayınları Bölüm Başkanı: “Benim için Keremê Anqosî’den bahsetmek büyük bir onur. O Gürcistan Resmi Radyosu’nda Kürtçe bölümünün kurucusudur. Sadece Kürtler değil, Gürcü toplumu içerisinde de saygı duyulan bir şahsiyettir kendisi. Anqosî Kürt halkının büyük bir hizmetkarıdır. Anqosî sadece radyo için değil, o aynı zamanda Kürtçe tiyatro, kültür, müzik ve dans guruplarının oluşması için de çok çalışan ve emek veren birisi. Anqosî dışında Bella Sturkî Hanım’a da teşekkür etmek isterim ki o da radyonun kuruluşundan bugüne kadar çok çaba sarf etti.”

İrma Osia – Abhazca Yayınlar Bölüm Başkanı: “Sadece emeğinden dolayı değil, insanlığından dolayı da Keremê Anqosî’yi çok seviyoruz. O başarılı bir aydın ve değerli bir yazar. Birçok eseri diğer dillere çevrildi. Kürt toplumuna büyük hizmetleri oldu. İnsana değer veriyor. O gerçekten halkını seven bir Kürt. Kürtler hakkında birçok şeyi o bizlere öğretti. Anqosî işini çok seven birisi. O işteyken adeta çocuklar gibi mutlu oluyor…”

Birçok kez Kürt çocuklarına dil dersi veren Anqosî, iki kız çocuk babasıdır. Çocuklarından, eşinden ve düğününden bahsettiğinde sohbette bulunan herkesin derin bir sessizliğe büründüğüne şahidim: “Evlendiğimde 29-30 yaşındaydım. Karımı bir kez görmüştüm. İyi bir kızdı. O da okumuş biriydi. Mühendisti. Mühendislik Enstitüsü’nde okuyordu. Birbirimizi tanıdık. Babama söyledim. Babam anneme söyledi. Onlar da Anqosî aşiretindendi. Oturup konuştular. Severek evlendik. Fakat babam görmedi. Allah ölülerimize rahmet etsin, babam düğünüme yetişemedi. Babam eşimi bana nişanladığının ertesi günü vefat etti. Babam her zaman derdi: ‘Seni bir evlendireyim, ölsem de gam yemem!’ ne yazık ki babam beni evlendirdi, ama düğünümü göremedi… 1970 yılından beri evliyiz. İki kızımız var. Büyük kızım Medine burada spor akademisi okudu. Şimdi Almanya da jimnastik antrenörü. Küçük kızım Gulçin hukukçu. Almanya da ve avukat kendisi…”

Keremê Anqosî sadece bir gazeteci, yazar ve yayıncı değil. O aynı zamanda iyi bir şarkıcı ve söz yazarıdır da. Birçok müzik ve dans gurubu kurmuştur. Çocukluğundan hayatının son dönemlerine kadar birçok kültür ve sanat etkinliğine katıldı.

Elbette ki sadece Gürcistan’daki Kürt toplumu içerisinde değil, o aynı zamanda Ermenistan Kürtleri içerisinde de büyük bir saygınlığa sahip. Birisi geçen yıl, diğeri de birkaç ay önce vefat eden Emerîkê Serdar ve Egîdê Cimo iki yakın dostundan sadece ikisiydi. Onlardan da Anqosî hakkında görüş almıştım:

Egîdê Cimo: “Keremê Anqosî’nin sesi çok güzeldi. Çok güzel Kürtçe stran ve kilam bilirdi. Grupları vardı. Kendisi de çıkıp söylerdi. Bana çok değer verirdi. Onun gönlüne göre bir müzisyendim, bundan dolayı severdi beni. Hakkımda çok güzel konuşurdu. Kültür ve sanat gecelerinde şöyle derdi: ‘Egîdê Cimo, Erîvan Radyosu’ndan baş göz üstüne gelmiş!”

Emerîkê Serdar: “Gürcistan Kürtleri denince, her şeyden ve herkesten önce Keremê Anqosî aklımıza gelir. Gerçekten de hiçbir çalışma yok ki içinde Keremê Anqosî’nin emeği olmasın. Kerem hayatının tümünü kültürümüze, sözlü edebiyatımıza adadı. Êzîdî dininin öğrenilmesi için çok çalıştı. Anqosî’nin Êzîdî dini hakkında birçok önemli çalışması var. O bu dini çok iyi bilirdi. O kadar biliyordu ki şêx ve pîrlerimiz ona cevap veremezlerdi. Bu yüzden de birçoğu inat olarak ona kötülük ediyor, ona düşmanlık eden çok…”

ÖNCE KOMA DİLAN SONRASINDA KOMA WETAN

1975 yılında Gürcistan’daki Kürt gençleri Kürtçe rock gurubu kurma kararı alırlar. Keremê Anqosî bu işin de öncülüğünü yapar. O zamanlar Çekoslovakya’nın başkenti Prag’da yaşayan ünlü Kürt kompozitör Qadir Dîlan olaydan haberdar olur. Keremê Anqosî ile ilişkiye geçer. Bu ilişkilerden sonra Kürtçe rock’ın, Koma Dîlan ve Koma Wetan’ın hikayesi ortaya çıkar. Keremê Anqosî’den o günleri ve bu hikayeyi dinleyelim:

“Büyük Kürt kompozitör Qadir Dîlan’dan dolayı gurubun adını Koma Dîlan koyduk. Dîlan yanî govend, Kürtçe raks ve stran. Çok güzel bir isimdi. Bundan dolayı guruba Koma Dîlan adını verdik. İki sene sonra gruptaki gençler arasında anlaşmazlık çıktı. Bazıları ayrıldı, yenileri geldi. Sonrasında grup dağıldı. Keremê Gerdenzerî daha sonra evinde, birkaç arkadaş toplayarak bir rock gurubu kurdular ve Koma Dîlan temeli üzerinde kurdukları bu guruba Koma Wetan ismi verdiler.”

O birçok önemli şiirin sahibi ki sonrasında stran ve kilam olarak bütün dünyadaki Kürtler arasında nam saldılar. “Lêxin Birano Lêxin” o eşsiz şiirlerden sadece birisi ve bugüne kadar da Kürtlerin çoğu söz yazarı ve bestecisinin Keremê Anqosî olduğunu bilmez…

Geçtiğimiz günlerde Kürtler çok önemli bir değerini yitirdi!

Uğurlar olsun Apê Kerem, yolun açık olsun! Emeğin hiçbir zaman unutulmayacak…


* Forum kategorimiz çok çeşitli türde içeriğe açıktır. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.