Kişisel verileriniz güvende mi?

Hiçbirimiz indirdiğimiz aplikasyonların anlaşma sayfasını baştan sona okumuyoruz. Bu nedenle veri güvenliği konusunda çok düşünmediğimiz fakat tedirgin edici şeyleri maddeler halinde değerlendirmeye çalışalım.

Duygu Keskin Hatton

Günlük hayatta kişisel bilgilerimizi kullanarak yapılan işlemlerin çoğu özel hayatın ve gündelik alışkanlıkların incelenmesi ve yönetilmesi için kullanılmak üzere bir araç olma özelliği taşıyabilir. Başlangıçta insanı dehşete sürükleyecek boyutta olmasa da konu üzerine biraz düşünüldüğünde tablo vahim. İnternet kullanımı ve akıllı telefon başta olmak üzere teknolojinin “akıllı” hale gelmesi hayatlarımızı daha da izlenebilir kılıyor. Bunun bir başka boyutu ise sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları trendleri. Kullanım yoğunluğu ülkeden ülkeye hatta içinde bulunulan sosyal gruplara kadar değişiklik gösteren çeşitli uygulamalar kişisel verilerimizi bizim bilgimiz dışında paylaşabilir. Toplumun bir bölümü için hiçbir anlam ifade etmeyen bir uygulama bir başka bölümünün kişisel bilgilerini dışarı sızdırıyor da olabilir. Neticede hiçbirimiz indirdiğimiz aplikasyonların anlaşma sayfasını baştan sona okumuyoruz. Bu nedenle veri güvenliği konusunda çok düşünmediğimiz fakat tedirgin edici şeyleri maddeler halinde değerlendirmeye çalışalım.

1. Telefon numarası paylaşımı ve indirim kartları. Yaptığınız alışverişlere dair bilginin depolandığından haberdar mısınız? Telefonunuza gelen reklam mesajlarının çoğunu size ait bilgilerin iyi niyetli olmayan kişilerce satılması suretiyle aldığınızı bunu engellemeniz gerektiğini düşündünüz mü? Bu durumun en büyük sebeplerinden birisi her market ve mağazada sunulan indirim kartlarıyla alınan kişisel bilgileriniz ve telefon numaranızın üçüncü şahıslara satılma ihtimali. Bu nedenle seçim, yaz tatili, kredi düşüş anlarında onlarca farklı numara sizi kolayca hedef kitle olarak belirleyebilmekte. Üstelik bu kartlar sizin alışveriş alışkanlıklarınızı da oldukça kolay bir şekilde kategorize edip bu bilgiyi de başkalarına satıyor ya da markanın kendisi için kullanıyor olabilir.

Akıllı telefon teknolojisiyle sesli komut sistemiyle çalışan Siri gibi uygulamaların ortam dinlemesi ve bunun kaydını yaptığına dair tartışmalarsa olayın bir başka boyutu.

2. Facebook, Instagram, TikTok gibi pek çok sosyal medya hesabı üzerinden yaş, cinsiyet, beğeni ve siyasi görüşlerinize ilişkin bir algoritma oluşturularak bu bilgilerin reklam şirketleriyle paylaşıldığını, ayrıca bu veri ihlallerine karşı uluslararası alanda büyük tartışma ve boykotların olduğunu biliyor musunuz? Örneğin arama kriteri mülteci karşıtı, cinsiyetçi, antisemitik ifadeler içerdiğinde birey kolaylıkla bu akımdan bilgi almaya başlıyor. Bu da özellikle bilgi edinme sürecini inşa etmeye çalışan kişilerin yönlendirilmiş bir bilgi almasına neden olmakta. Üstelik yaş, cinsiyet, lokasyon gibi hedef kitleler bu uygulamalar için de geçerli. Bu nedenle Youtube yerine Vimeo bir alternatif olarak tercih ediliyor.

3. WhatsApp gibi gündelik konuşmalarınızı yaptığınız pek çok mecranın yaptığınız bütün konuşmaları kayıt altında tuttuğunu biliyor musunuz? Bu uygulamanın alternatifi olan Telegram’ın Rusya’da en çok tercih edilen uygulama iken hükümetin bu bilgilere ulaşma isteğini şirketin reddetmesiyle uygulamanın ülkede yasaklandığını duydunuz mu? Pek çok aktivistin Telegram ve Signal uygulamalarını kullanmasının veri gizliliğiyle alakalı olduğunu biliyor musunuz?

Elektronik mail kanalı olarak kullanılan Gmail yerine Riseup ya da çevre dostu manifestoya sahip Posteo’dan haberdar mısınız? Güvenlik konusunda özel bir öneme sahip bu uygulamaların bazılarına ancak davet edilerek girmeniz mümkün.

4. Mesajlaşma uygulamalarına ilişkin en güncel ve çarpıcı örnek, FETÖ soruşturmaları kapsamında örgüte üye olma kriterlerinden birisi sayılan ByLock isimli uygulamanın da bir kriptolu mesajlaşma yolu olmasıydı. Konuya o kadar yabancıyız ki kripto nedir, insan neden kriptolu mesaj gönderir diye sorduk çoğumuz. Kripto meselesi mesaj uygulaması anlamında konuşulduğunda gizlilik anlamına geliyor. Her aplikasyonun kendince bir güvenlik düzeyi var. Bunca insan ByLock’tan tutuklanınca adını internete yazıp neymiş bu diye araştırmak istemedik. Ayrıca “kardeşim benim gizlim saklım yok öyle alengirli işlere bulaşmayayım. Neme lazım başımıza iş açmayalım. Ağzımızın tadı kaçmasın”. Bir de şöyle düşünün: Yalnızca partnerinizle paylaşmak istediğiniz bir özel bir fotoğrafınız, iki taraf da bu fotoğrafı silse bile WhatsApp tarafından arşivleniyor.

5. Hepimiz biliyoruz ki Google üzerinde yaptığımız aramalar izlenilebilir. Hatta arama yaptığınız kritere ilişkin mesajlar ve reklamlar almaya başlarken arama motoru algoritması sizi belli bir yöne kanalize edebilir. Bu sarmalda telefonunuz ve bilgisayar hepsi birbiriyle bağlantılı. Tıkladığınız haber kanalları, beğendiğiniz şeyler ve anahtar kelimelerinizin algoritmasıyla size sunulan sonuçlar filtrelenebilir. Derken yaptığınız bir araştırmada yanılma payınız artabilir. Örneğin Youtube’da dinlediğiniz şarkı türleri, belgesel, film gibi videoların birbirine paralel gitmesi de bağlantılı bir konu. Bir başka örnek ucuz uçak bileti için aynı siteye aynı IP adresinden girdiğinizde fiyatların yükseldiğine tanıklık edebilirsiniz. Çünkü yaptığınız araştırmanın süresi ve tekrarı alışveriş garantinizi göstermekte.

Veri gizliliği konusunda alternatif olur mu bilinmez fakat yaptığınız her aramayla dünyanın bir yerinde ağaç dikmeyi hedefleyen Ecosia arama motorları içinde kendisini bir alternatif olarak sunuyor.

6. Liste böyle uzayıp giderken Facebook’tan sildiğiniz fotoğraflarınızın bile telif hakkını şirketle paylaşıyorsunuz. Gençleşme-yaşlanma, on yıl önce-sonra gibi fotoğraflar da konuya ilişkin pek çok şirkete bilgi olarak satılıyor. Anılar, yorumlar, like’lar bu uygulama yüzünden epeyce tartışıldı geçtiğimiz haftalarda…

7. Çocuğun kişisel veri güvenliği. Farklı konularda oldukça bilinçli olan insanların bile çocuğun veri gizliliği konusunda oldukça atıl durumda olduğuna şahit olabiliriz. Aile ve öğretmenlerin bu konuda daha bilinçli olması beklenirken Türkiye’de en büyük veri ihlali bu kurumlardan geliyor. Almanya başta olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinde bir kreş ya da ilkokulda fotoğraf çekmeniz başınızı belaya sokabilir. Örneğin çocuğun doğum gününü okulda yapan bir ailen bu fotoğrafı sosyal medyada paylaşmadan evvel velilere sorar. İzin yoksa fotoğraftaki yüzler kapatılır. Yine bu ülkelerde öğretmenlerin video çekip, hikaye paylaşması şöyle dursun ders esnasında kendi telefonuyla uğraşması, çocukların videolarını çekmesi gibi konular büyük skandal…

Bir başka meseleyse lise ya da üniversite, KPSS gibi sınavlara öğrenci hazırlayan kurumların bu öğrencilerin isim, başarı derecesi ve fotoğraflarını şehrin dört bucağında paylaşırken ne bir izin ne de bir ücret ödemesi. Aynı şey kurs ve seminerler başta olmak üzere katılınan toplantılarda çekilen fotoğraflarınızın paylaşılmasına kadar pek çok farklı şekilde tezahür edebilir.

Veri gizliliğini korumayan ailelere karşı dava açan çocuk vakalarının da oluşmaya başladığını biliyor musunuz?

Not: Burada paylaşılan uygulamalar bir farkındalığı tetiklemek için ilk akla gelen isimlerle oluşturulmuştur. Konuya eklenebilecek pek çok madde üzerine konuşuldukça ortaya çıkacaktır. Bu nedenle daha detaylı bilgi için bire bir araştırmanız tavsiye olunur.


* Forum kategorimiz çok çeşitli türde içeriğe açıktır. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.