BAK'çılar hukuka önemli bir içtihat hediye ettiler

İmzacı mı destekçi mi hiç üzerinde durmadan İzmir 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi bildiri üzerinden değerlendirme yaparak, AYM kararına yollamada bulunarak derhal Ahmet Kardam hakkında beraat kararı vermiştir. Bu haliyle karar, devam eden soruşturmalar ve davalar için de örnek olacak niteliktedir.

Google Haberlere Abone ol

Arif Ali Cangı*

“Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildiri ile ilgili açılan ceza davalarından AYM kararına dayanılarak ilk beraat kararı İzmir’den destek imzacısı araştırmacı yazar Ahmet Kardam hakkında verildi.

İzmir 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi duruşma açmadan, savunma almadan beraat kararı (06.08.2019 tarihli 2019/137 Esas, 2019/446 Karar) verdi.

Beraat gerekçesi şöyle: “Her ne kadar sanık Ahmet Kardam hakkında 10/01/2016 tarihinde bin 128 akademisyenin imzasıyla 2015 ve 2016 yıllarında Türkiye'nin doğu ve güneydoğusunda terör ile mücadele kapsamında yürütülen operasyonlar sırasındaki sokağa çıkma yasaklarının ve çatışmaların sona erdirilmesi çağrısı yapan bildiriyi imzalayarak PKK/KCK/YPG silahlı terör örgütünün propagandasını yaptığı iddiasıyla kamu davası açılmış ise de, sanığın imzaladığı bildiri incelendiğinde herhangi bir silahlı terör örgütünün propagandasının söz konusu olmadığı, atılı suçun oluşması için gerekli olan cebir, şiddet ve tehdit unsurlarının gerçekleşmediği, söz konusu bildiride herhangi bir suç unsurunun bulunmadığı ve bu bildirinin propaganda suçunu oluşturmayacağı konusunda Anayasa Mahkemesi'nin 26/07/2019 tarih ve 2018/17635 Başvuru Sayılı kararının bulunduğu anlaşılmakla atılı suçun oluşmadığı görüldüğünden sanığın CMK 223/2-a ve c maddeleri uyarınca beraatine...”

Ahmet Kardam, bildirinin yayınlanmasından sonra imzacı akademisyenler hakkında, siyasi iktidar tarafından nefret söylemleri ile itibarsızlaştırma operasyonu ve ardından soruşturmaların başlatılması üzerine imzacı akademisyenleri destekleyenler arasındaydı, en son dava açılanlardandı. Davada İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi yetkisizlik kararı verdi, dosyası İzmir Ağır Ceza Mahkemesi’ne geldi. Bu arada Anayasa Mahkemesi kararı çıktı.

İmzacı mı destekçi mi hiç üzerinde durmadan İzmir 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi bildiri üzerinden değerlendirme yaparak, AYM kararına yollamada bulunarak derhal beraat kararı vermiştir. Bu haliyle karar, devam eden soruşturmalar ve davalar için de örnek olacak niteliktedir.

Şu anda devam eden soruşturmalar ve kovuşturmalarda ihlal devam etmektedir. İhlalin sona erdirilmesi için “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisi nedeniyle açılan ve devam eden soruşturmalarda derhal kovuşturma açılmasına yer olmadığına, açılan devam eden davalarda da duruşma günü beklenmeden dosya üzerinden derhal beraat kararı verilmesi, sona eren dosyalarda dosya üzerinden beraat kararı verilmesi; demokratik hukuk devleti olmanın gereği, Anayasal ve yasal düzenlemelere göre de zorunluluktur.

Konuyu biraz açmak gerekirse;

Anayasanın 153/son maddesine göre; "Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar"

Anayasa Mahkemesi kararında da geçtiği gibi; 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50'nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrasına göre;

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

Barış Akademisyenleri ve onları destekleyenler, hukukumuza ifade özgürlüğüne ilişkin çok önemli bir içtihat hediye ettiler, onlara borçluyuz.

Demokrasiden, hukuk güvenliğinden, insan haklarından, barıştan yana olanların şimdi yapılması gereken; onlara karşı borcu ödemek, “geri alınan haklarının ve itibarlarının iadesi, zararlarının giderilmesi” talebini yükseltmek ve sonuç alınıncaya kadar mücadele etmek.

*Avukat