Bir topluma kabul ediliş ayini: Çin’de ve Türkiye’de üniversiteye giriş sınavları

Gaokao’yla ilgili Çin kamuoyunda dönen tartışmalar bizim bitmeyen ÖSS çilemizi aratmayacak nitelikte. Gaokao, Mao sonrası dönemde ortaya çıkan beyaz yakalı kentli orta sınıfların ve köylerden kentlere ve az gelişmiş batı bölgelerinden küresel ekonomiye adapte olmuş doğu kıyılarına göç eden mavi yakalı ve güvencesiz işçilerin hayat tahayyüllerinin ortasına yerleşti.

Google Haberlere Abone ol

Ceren Ergenç

Geçtiğimiz hafta sonu memleketin geleceğini şekillendirecek genç kuşağın geleceğini belirleyecek ÖSS sınavı yapıldı. Bir sınav her şeyi belirlemez diyoruz ama, hasbelkader seveceği bölüme yerleşenlerin de, sevmediğini çok sonra anlayacağı bir bölüme yerleşip öğrenim hayatını, belki de sonrasını gitmekle kalmak arasında geçireceklerin de, sınavı kazanamayıp yetişkin hayatına yetersizlik hissiyle başlayacakların da hayattaki duruşlarında etkisi olan bir sınav bu. Hepimize geçmiş olsun.

Merkezi yerleştirme sınavları gelir dağılımı eşitsiz, olanakları yetersiz, toplumsal tabakaları kutuplaşmış gelişmekte olan ülkelerin sıklıkla başvurduğu bir yöntem. Eğitimin toplumsal hareketlilik için en önemli yöntem olduğu bu coğrafyalarda, sınıfsal ve bölgesel başta olmak üzere yapısal farklılıkların eğitimde fırsat eşitliğinin önüne geçmesini engellemek için yapılıyor bu sınavlar. Ölçme ve değerlendirme süreçleri standardize edilerek, uygulama olabildiğince şeffaflaştırılarak alt ve orta sınıflara yeterince çalışırlarsa anne babalarından daha iyi bir hayata ulaşabileceklerinin mesajı veriliyor.

Çin’in ÖSS’si olan Gaokao da, ÖSS’den bir hafta önce, 7-9 Haziran arası üç gün boyunca yapıldı. Bu süre boyunca sınavın düzenleneceği okulların etrafındaki yollar öğrenciler sesten rahatsız olmasın diye kapatıldı, okulların etrafındaki oteller trafiğe yakalanmamak için bir gece önceden okulu gören oda tutan ailelerle doldu, akşamları parklarda senkronize dans eden teyze grupları (bu da bir başka yazının konusu olsun) sınava girecek gençler rahatsız olmasın diye çalışmalarına ara verdi, sınavdan sonra sorular sosyal medyada enine boyuna tartışıldı.

Gaokao, sayısal ve sözel bölümlerden oluşan ve Çince (bizdeki Türkçe-edebiyatın karşılığı), İngilizce ve matematiğin tüm alanlar için zorunlu olduğu, çoktan seçmeli ve kompozisyon sorularının olduğu bir sınav. Öğrencilerin puanlar sınav performanslarının bulundukları eyaletin ortalama puanına kıyasla belirleniyor. Okul ortalamaları ve bir azınlık grubuna mensup olmak gibi lehte ayrımcılık puanları da son puana ekleniyor. Öğrenciler puanlar açıklandıktan sonra okul tercihi yapıyor ve bizde olduğu gibi bir tercihine giremeyen öğrenci bir sonraki tercihi için yeniden sıralamaya sokuluyor. Öğrenciler kendi eyaletlerindeki okullara daha rahat girebilirken, Pekin ve Şanghay gibi metropollerdeki seçkin üniversitelere girebilmek için taşradan gelen öğrencilerin o kentin yerlilerinden ciddi oranda daha yüksek puan almış olmaları gerekiyor.

Gaokao’yla ilgili Çin kamuoyunda dönen tartışmalar bizim bitmeyen ÖSS çilemizi aratmayacak nitelikte. Gaokao, Mao sonrası dönemde ortaya çıkan beyaz yakalı kentli orta sınıfların ve köylerden kentlere ve az gelişmiş batı bölgelerinden küresel ekonomiye adapte olmuş doğu kıyılarına göç eden mavi yakalı ve güvencesiz işçilerin hayat tahayyüllerinin ortasına yerleşti. Sovyet tarzı meslek yüksek okullarının üniversitelerde birleştirilmesi sonucu hemen hemen her iş kolunda üniversite diplomasi şart koşuldu. Zamanla, üniversite sayısının artmasıyla üniversite diploması iş bulmak için yetersiz kaldı, iyi bir üniversiteden diploma almış olmak iş bulabilmenin güvencesi haline geldi. İyi bir üniversiteye girebilmenin tek yolu olan Gaokao’ya hazırlanmak sadece liseli gençlerin değil, tüm örgün eğitimin yegane amacı haline geldi. Çin’de, bizde olduğu gibi, ortaokul ve liselere de sınavla giriliyor. İyi bir ortaokul-lise eğitimi almış olmak Gaokao’da başarının öncülü olarak görüldüğünden bu sınavlar da öğrencilerin diğer her şeyi bırakarak hazırlandığı süreçlere dönmüş durumda.

KÖYLÜLER, AZINLIKLAR VE DİĞER TÜM DIŞARIDAKİLER İÇİN EŞİTSİZLİĞİ ÖNLEME POLİTİKALARI

Bu devasa yarışa herkes eşit bir noktadan başlamıyor, eşit imkanlarla yarışmıyor. Ülke içindeki yapısal farklılıkların iç göçe, onun da dengesiz kalkınmaya yol açmaması için Çin, Mao döneminden beri bir tür yerli pasaport kısıtlaması uyguluyor. Hukou denilen aile kütüğü, yurttaşların sadece kayıtlı oldukları kentlerde sigortalı sağlık ve devlet okullarında eğitim hizmetlerine ulaşabilmelerine imkan veriyor. Lise öğrencileri ailelerinin iş durumu nedeniyle başka kentlerde okusalar bile yalnızca kütüklerinin olduğu kentlerde sınava girebiliyor. Bu da, göçmen işçilerin çocuklarının büyük kentlerdeki seçkin üniversitelerde okuma şansını azaltıyor. Zaten devlet de son yıllarda kırsal kütüklü öğrencileri az gelişmiş bölgelerde açtıkları “meslek üniversiteleri”ne yönlendirmeye çabalıyor. Fakat, meslek okulundan mezun olmak dikey toplumsal hareketlilik şansını arttırmıyor. Çünkü Türkiye’de olduğu gibi, Çin’de de el emeğinin karşılığı düşük. Yani, teknisyen her zaman mühendisin arkasında kalıyor. Çin devleti de, bölgesel dengesizliği ve büyük kentlerde yoğunlaşmayı önlemeye çalışırken sınıfsal hareketliliği dondurma tehlikesiyle karşı karşıya.

Bir diğer yapısal eşitsizlikse bölgesel dengesizlik. Küresel ekonomiye entegre olmuş limanlarıyla tarihsel olarak zengin doğu kıyılarından içeriye doğru ilerledikçe, tarım havzası orta bölgeler ve yeraltı kaynaklarıyla dolu ama sanayileşmediği için ekonomisi ülkenin diğer bölgelerine bağımlı batı bölgelerine doğru gittikçe düşen bir kalkınma düzeyi var. Orta öğretimin düzeyi ve Gaokao başarı oranı da doğudan batıya gittikçe düşüyor. Herkesin kendi eyaleti içerisinde puanlanmasının yanı sıra, Gaokao soruları dört değişik bölge için zorluk dereceleri farklı olarak ayrı hazırlanıyor. Gerçi bu uygulamadan gelecek yıl vazgeçileceği söyleniyor ama Gaokao uygulamaları ÖSS gibi neredeyse her yıl ve son anda değiştiği için sonuç iyi olacaksa bile hoşnutsuzlukla karşılanıyor. En azından 1999 ÖSS’sinde olduğu gibi Gaokao sorularının çalınıp sınavın son anda iptal edildiği olmamış.

Bölgesel eşitsizlikleri katmerlendiren bir diğer husus da, azınlıkların Çin’in batısında yoğunlukta olması. Çin’de azınlıklar için anadilde eğitim var, ama azınlık bölgelerinde orta öğrenimin seviyesinin düşük olması Çince girilen Gaokao’da azınlıkların anadilde eğitim hakkını bir dezavantaja dönüştürüyor. Anadil farklılığı gibi faktörlerden kaynaklanan eşitsizlikleri gidermek için tüm azınlıklara Gaokao’da puan ekleniyor. Bu lehte ayrımcılık uygulaması bu sefer de Han Çinlilerin tepkisini çekiyor çünkü bazı azınlıklar dinsel azınlık olmalarına ve anadilleri Çince olmasına rağmen bu ek puan fırsatından yararlanabiliyor.

Yani, Gaokao reformları bir tarafı düzelteyim derken öbür tarafı bozuyor. Bir de buna, Gaokao fırsatçılarını ekleyin. Son yıllarda Hukou kütük kısıtlamasını lehine kullanmayı başaran nüfuz ve bütçe sahipleri çok tepki çekmeye başladı. “Gaokao göçmenleri” denen bu grup çocuklarını eğitimi en iyi olan yerlerde okutmak ve demografik olarak en kolay yerlerde sınava sokmak için guanxi denilen “hamili kart yakınımdır” sistemini işletiyor, rayici yüksek rüşvetler veriyor. Örneğin, kütüğü orada olmasa da çocuğunu Gaokao başarı oranıyla ün salmış bir okula kaydettiriyor. O sırada, ailenin kütüğünü Shenzhen gibi iyi üniversitelerin olduğu ama Gaokao aday sayısının düşük olduğu küçük ama zengin kentlere aktarmanın yolunu buluyor. Böylece çok iyi eğitim almış olan çocuk rekabetin az olduğu bir havuzda sınava girerek seçkin üniversitelerden birine yerleşiyor.

KENTLİ ORTA SINIFLAR İÇİN KURSLAR, KURSLAR VE HEP KURSLAR...

Bu sınav merkezli eğitim anlayışını yıkmak için yapılan reformlar bile bir yarışa dönüyor. Örneğin, kimi eyaletlerde ABD’de olduğu gibi kişisel dosya ve mülakatla başvurma yöntemi bir alternatif olarak deneniyor. Bu durumda da, çocuklarının dosyasını güçlendirmek isteyen anne babalar çocukları ders dışı etkinliklerin kurslarına yazdırıyor. Çocuklar ilkokuldan itibaren her akşam İngilizce, matematik kursu, hafta sonları piyano kursundan resim kursuna, oradan basketbol kursuna koşturup duruyorlar. Hatta şu sıralar yaygın olan henüz anaokuluna gitmeyen çocukları zihinsel matematik kurslarına göndermek. Zihinsel matematiğin çocuk gelişiminde zekayı arttırdığı inancıyla ya da iki yaşında çocuğu olan bir arkadaşımın deyişiyle, inanmasa da ‘ya çocuğum yarışta geri kalırsa’ diye suçluluk duygusuyla, bebekleri Gaokao’ya şimdiden hazırlamaya başlıyorlar.

Liseye gelince üniversiteye hazırlık kursları başlıyor. Üniversiteye hazırlık kursları, siyasi bir örgütlenmenin ilk aşaması olarak kullanılacak kadar yaygındı bizde, biliyorsunuz. Çin’de de aşağı kalır yanı yok. Fudaoban denilen kurslar, gücü yetenin çocuğunu özel kurumlara yazdırdığı, yetmeyenin okulda etüt saatlerine bıraktığı, lise eğitiminin artık doğal bir uzantısı kabul edilen sınav odaklı dersler. Kimi ünlü okullar öğrencilerin dershaneye gerek duymayacağı kadar iyi bir eğitim vermekle övünüyor ama bu okulların ders programları da dershaneyi aratmayacak disiplinde ve yoğunlukta. Örneğin, Hebei eyaletindeki Hanshui lisesi her yıl Çin’in en seçkin üniversiteleri kabul edilen Pekin, Qinghua ve Fudan üniversitelerine yüz kadar öğrenci göndermesiyle biliniyor. Bu yatılı lisenin günlük ders programı sabah 5’te başlıyor ve akşam 10’da bitiyor. Arada bir saatlik öğlen uykusu, birer saatlik yemek araları, ve bir saatlik egzersiz dışında toplam 13 saat ders ve test çözme etütleri var. Hem Türkiye’de hem Çin’de üniversite birinci sınıflara ders vermiş bir hoca olarak, Gaokao-sonrası travmasının ÖSS-sonrası travmasından daha ağır geçtiğini söyleyebilirim.

SONUÇ: BİR TOPLUMA KABUL EDİLİŞ AYİNİ OLARAK ÜNİVERSİTEYE GİRİŞ SINAVLARI

Çin’de üst sınıf aileler, Türkiye’de de olduğu gibi, çocuklarını yurt dışına üniversiteye gönderiyor ve Gaokao stresini yaşatmıyor. Ama yurt dışında eğitim görmüş gençlerin Çin’e geri dönerlerse kariyerlerinde başarılı olmalarını  sağlayacak ağları üniversite yıllarında kurmamış olmaları sebebiyle başarıyı elde edemedikleri söyleniyor. Kentli orta sınıflar da bu seçeneği değerlendirse de, Türkiye’de de olduğu gibi, üniversite eğitimi gerek kariyer planlamasında gerekse çocuklarının seçeceği eş ve kuracağı aileye kadar hayatını şekillendirecek bir dönem olarak görülüyor. Bunun için üniversiteye hazırlık dönemi bir tür yetişkinliğe geçiş ayini gibi yaşanıyor. Bir Çinli öğrencimin babasının söylediği gibi: “Seni istersen Amerika’ya, akrabalarımızın yanına okumaya gönderebilirim, imkanımız var. Ama, eğer Gaokao’ya hazırlanmazsan Çinli olmanın ne demek olduğunu asla anlayamaycaksın, bu toplumun bir parçası olamayacaksın. O yüzden, burada kalıp Gaokao’yla bir üniversiteye girmeni, eğer gideceksen de ondan sonra gitmeni tercih ederim”.